1 Karar : Konya BAM Bylock Etkin Pişmanlık

Fetö HAGB mesleğe dönüş 2021 ve Konya BAM Bylock örnek karar verilmiştir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Konya 2. Ceza Dairesi
Esas Yıl/No: 2019/1274
Karar Yıl/No: 2020/65
Karar tarihi: 13.01.2020
İSTİNAF KARARI
İSTİNAF KARARI
Konya 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29/05/2019 tarih ve 2017/119-2019/166 E-K sayılı kararı ile, sanık Rabia ….hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulmakla ve istinaf dilekçesinde sanığın etkin pişmanlıkta bulunmak istediğini belirtmesi üzerine kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvuru dilekçe içeriğine göre; istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmesi sonrasında delillerin tekrar değerlendirilmesi amacıyla 5271 Sayılı CMK’nın 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilip duruşma açılarak Dairemizce yargılama yapılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1-İDDİA
Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 20/04/2017 tarih ve 2017/22132 soruşturma, 2017/5524 Esas sayılı iddianamesiyle sanık Rabia Tezer’in Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği iddiasıyla 5237 sayılı TCK.nun 314/2, 53/1, 54, 63, 3713 sayılı Yasanın 5/1-2, 7/1. maddeleri gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
2-İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ:
Konya 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29/05/2019 tarih ve 2017/119-2019/166 E-K sayılı kararı ile, sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle 5237 sayılı TCK.nın 314/2, 3713 sayılı TMK.nın 5/1, 62, 53/1, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3-İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
Sanık müdafii, yasal süresinde yaptığı istinaf başvurusunda özetle; öncelikle sanığın etkin pişmanlıktan faydalanmak istediğini, bu konuda yeniden ifade vermeye hazır olduğunu, sanığın Konya C. Savcılığında 24.11.2016 ve 03.04.2017 tarihlerinde ve Kadınhanı İlçe Emniyet Müdürlüğünde 22.03.2018 tarihinde verdiği ifadelerin çok açık olduğunu FETÖ’nün içyüzünü bu ifadelerinde sergilediğini, bu ifadelerin kapsamında dikkate alınması gerektiğini, ayrıca cezaevinden tahliye olma sebebinin etkin pişmanlık olduğunu, öncelikle sanığın beraatine, bu mümkün değilse Konya Cumhuriyet savcılığında ve Kadınhanı İlçe Emniyet Müdürlüğünde verdiği ifadeler dikkate alınarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğini belirtmiştir.
4-SAVUNMA:
Sanık Rabia Tezer ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında; “Ben konuya ilişkin Konya C. Başsavcılığında ayrıntılı ifade vermiştim, orada anlattığım hususlar doğrudur, aynısını tekrar ediyorum, ekleyeceğim ya da çıkaracağım başka herhangi bir husus da yoktur, ben ev hanımıyım, eşim Büyükşehir Belediyesinde tramvay sürücüsü olarak görev yapmaktadır, kendisi hakkında bu yönde herhangi bir soruşturma söz konusu değildir, Şeyma Baz benim ablam olur, sormuş olduğunuz …. ve …. numaralı hatlar adıma kayıtlıdır, sonu 3956 ile biten hattı ben hiç kullanmadım, bu hat her ne kadar adıma kayıtlı olsa da sürekli ablam Şeyma Baz tarafından kullanılır, Şeyma Baz biyoloji bölümünden mezun oldu, Isparta’da bu yapıya ait bir yurtta 6 ay kadar müdürlük yaptı, benim bu yapı ile irtibatıma ilişkin daha önceki beyanlarım doğrudur, Bylock programını ilk kez cezaevinde duydum, mahiyeti hakkında herhangi bir bilgim yoktur, kesinlikle kullanmış olduğum 553 539 5571 nolu hatta bu programı yüklemedim ve kullanmadım, söz konusu hattı evlendiğim 24/08/2013 tarihinden sonra sürekli kullandım, yukarıda bahsettiğim gibi diğer Bylock çıktığı iddia olunan hattı ablam Şeyma Baz kullanıyordu, evimde yapılan aramada ele geçirilen Sonsuz Nur isimli kitabı bir yarışma programı vardı, kazanan umreye gidecekti, o maksatla okuyordum, Sızıntı dergisini hiç okumadım, babam evde muhtelif işlerde kullanmak maksadıyla toplu olarak almış olabilir, ….. numaralı hattımı Turkcell T marka bir telefona 2013 yılı Ağustos ayında takılı olarak kullandım, daha sonra Galaxy S3 Neo marka bir telefona taktım, 25/12/2015 tarihinde hangi marka telefona takılı olduğunu hatırlamıyorum, son olarak bu hattı Samsung J7 marka telefona takılı olarak kullandım, Samsung J7 marka telefonu incelenmek üzere emniyete teslim ettim, diğer iki telefonu bozulduğu için atmak durumunda kaldım, kesinlikle Bylock programını kullanmadım, ailemde kardeşim Şeyma Baz aynı suçtan yargılanmaktadır, kendisi tutuksuzdur, bir diğer eniştem aynı suç kapsamında tutukludur, kendisi bu yapıya bağlı özel kolejde bilgisayar öğretmeni olarak çalışıyordu, onun eşi ablam olur ev hanımıdır, ablam Şeyma Baz hakkında Isparta C. Başsavcılığında aynı suçtan soruşturma vardır, ancak kendisi halen kaçak durumundadır, yakalanamamıştır. Coco ve Kakaotalk programlarını da telefonuma yükleyerek kullanmıştım, FETÖ/PDY yapılanması tarafından bu programların kullanılması yönünde bana herhangi bir tavsiye ya da telkin olmadı, ancak daha önce beyan ettiğim Şeyma ablam bana ben Kakaotalk programını kullanıyorum dedi, o nedenle bende bu programı kurdum, ancak bir hafta kullandıktan sonra Whatsapp’tan bir farkı olmadığını görünce telefonumdan kaldırdım, Coco programına ilişkin olarak da Modalife isimli iş yerine başvuruda bulundum, çalışmak istediğimi dile getirdim, bana tanımadığım Tülin hanım diye bir bayanla görüşmem gerektiği söylendi, orada çalışanlar Coco üzerinden görüşmemi söylediler, bende bu nedenle Coco programını telefonuma iş yeri çalışanları kurdular, herhangi bir şekilde örgütsel bir görüşmem olmadı, telefonumdan da kaldırma gereği duymadım, bu program aracılığıyla bahsettiğim Tülin hanım ve yine önceki beyanlarımda geçen Betül isimli kişiler ile görüştüm, başka kimse ile de görüşmedim” şeklinde savunma yapmıştır.
Sanık Dairemiz huzundaki savunmasında ise; “Konya İl Emniyet Müdürlüğü Kom şube müdürlüğünde ayrıntılı şekilde ifade verdim, orada belirttiği gibi, ablam Şeyma Baz 2008 yılında Isparta ili Süleyman Demirel üniversitesi Fen edebiyat Fakültesi Biyoloji bölümünü kazandı. Isparta ilinde o zaman Cemaat olarak bilinen yapının yurtlarında kaldı. Biz ailecek ilk olarak o zaman Cemaat olarak bilinen yapı ile öyle tanıştık. Ben 2011 yılında girmiş olduğum Üniversite sınavından Kadınhanı Faik İçil Meslek Yüksek okulu Yerel Yönetimler bölümünü kazandım. Benim Kadınhanı ilçesinde üniversiteye başladığım dönemde KYK yurdu tadilatta olduğu için kapalıydı. Bu yüzden babam beni FETÖ yapılanmasına ait Nadide Sultan Kız yurduna kayıt ettirdi. Nadide Sultan Kız yurduna kayıt esnasında yurt müdürü olan Saliha Kılınç isimli şahsa babam indirim alabilmek amacı ile Ablamın da cemaatin içinde bulunduğunu, yurtlarında kaldığını, benim dini yönden bilgili olduğumu söyledi. Bunun üzerine Saliha Kılınç hem indirim yaptı, hemde yeni gelecek üniversite
öğrencilerinden sorumlu belletmen olsun dedi. Bunun üzerine ben yurtta kalmaya ve Belletmenlik görevi başladım. Bana ilgilenmem için 6 tane öğrenci verildi. Bu verilen öğrencilerdi, bu öğrencilerin isimleri Ezgi Coşkun, Zübeyde Gergin, Reyhan Şen, Seyhan Şen, Nevruz İşler, Emine Ünen’dir, Bu kişileri ben her akşam sohbet yapardım. Daha önce Fetullah Gülen ile ilgili her hangi bir bilgim olmadığı için ben genelde Peygamberler tarihini anlatırdım. Yurt müdürü olan Saliha Kılınç ise Belletmen olan kişileri haftada bir kez kendi odasında toplayıp sohbet eder ve Fetullah Gülen videolarını izletirdi. Yurtta Belletmen olan benim dışımdaki diğer kişiler ise; Hanım Çağlayan ve Fatma Polat’tır. Bize sohbetler ve Fetullah Gülen vaaz cd leri ile ilgili not aldırır sonrada bu notları tekrar anlatmamızı isterdi. Benim kalmış olduğum Nadide sultan yurdu Liseli kız öğrencilere yönelik bir yurttu. Sadece ben ve 6 tane sorumlu olduğum üniversite öğrenci kalırdı. Bu yurt dışında Kadınhanı ilçesinde FETÖ yapılanmasına ait başka bir kız yurdu da vardı. Bu yurdunda ismi nadide sultan yurdu idi. Bu yurtta ise Üniversite öğrencileri kalırdı. Diğer üniversite öğrencilerinin kaldığı yurdun müdürü de Saliha Kılınç isimli şahıstı. Kadınhanı ilçesinde yurtlar dışında FETÖ yapılanmasına benim bildiğim iki ev vardı. Bu evlerde kaldığını bildiğim öğrenciler ise;Neslihan Karakoç ile soyadını hatırlamadığım Betül’dür. Bu şahıslar dışında birde BBTM veya BTM olduğunu bildiğim soyadını bilmediğim Şeyma’dır. Ben yarım dönem Nadide Sultan yurdunda belletmenlik görevi yaptım. Bir gün arkadaşım içmiş olduğu sigaranın paketini yere atmıştı. Bende yere atmasını etik bulmadığım için sigara paketini yerden alıp çöpe atacaktım yakında çöp olmadığından dolayı boş sigara paketini çantama koydum. Sonra yurda geldim. Yurtta çantamdan MP3 çıkarmak için aradığımda çantamda olmadığını gördüm. Çantamın içindekilerini komple dışarı çakırdım. Sonra MP3 okulda kaldığını düşünerek okula gittim. Döndüğümde ise Fatma Polat beni sigara içtiğim gerekçesi ile Saliha Kılınç’a şikayet etmiş, ayrıca okulda erkek öğrencilere defter alıp verdiğimide söylemiş, bunun üzerine Saliha Kılınç beni yanına çağırdı. Yanına gittiğimde bana ” Sen seçilmiş insansın, herkes dışarda günaha karışırken sen bizim yanımızda Allah a ibadet ediyorsun, Sigara içiyormuşsun, erkeklerle konuşuyormuşsun bu yüzden bizim yurdumuzda kalamazsın” şeklinde söyleyerek sınav haftamın olduğu dönemde beni yurttan çıkarmak istedi. Bunun üzerine öfke ile kalmış olduğum odaya gittim. Genelde sıkıntılarımı paylaşamayan bir yapıya sahip biriydim. Bu yüzden ajandama içimi döktüm, sonunda kurşun kalem ile Fatma Polat görsün ve yurtta kalayım diye “Ah hizmet can hizmet ne olur benide kabul et” şeklinde yazdım. Sonra ablam Şeyma Baz araya girdiğinden dolayı beni atmadılar. Fakat belletmenlik görevimi aldılar. Benim yerime Ezgihan Ermurat isimli şahıs belletmen oldu. Bu şekilde 1. Sınıfı tamamladım. Yaz tatilini Ilgın ilçesinde geçirdim. 2012-2013 öğretim yılında 2. Sınıfı okumak için Kadınhanı ilçesine gittim. Nadide Sultan Yurdunda kalmaya devam ettim. Saliha Kılınç yurttan ayrıldı. Yerine yurt müdürlüğüne Fatma Polat geldi. Ben normal öğrenci gibi odalarda kalmaya devam ettim. Bize ayda bir kez Nurşen Dilmen isimli şahıs gelir sohbet ederdi. Bunun dışında haftalık sohbetleri ise Fatma Polat yapardı. Bilgisayardan Fetullah Gülen vaazlarını izlettirirlerdi. Arada bizim bilgisayara flaş takarak bizim bilgisayarlarımızdan da vaaz dinlettirirlerdi. Ben 2013 yılı Haziran ayı gibi şimdiki eşim ile aynı memleketli olduğum ve ailelerimiz tanıştığından dolayı nişanlandım. Bunun üzerine kendilerinden biri ile nişanlanmadığım için ne yurttan kimse geldi ne de arkadaşlarımı saldılar. Okul bittikten sonra Ilgın ilçesine geldim ve evlendim. Evlendikten 10-15 gün sonra telefonum çaldı. Hatırlamadığım bir numara beni aradı, telefonu açtığımda karşıdaki kişi isminin merve olduğunu, numaramı annemden aldığını, çalışmak istersem iş verebileceğini söyledi, bunun üzerine eşim ile konuştuktan sonra kendisine döneceğimi söyledim. Sonra annemi arayıp bu şekilde numaramı kimseye verip vermediğini sordum. Annemde bana numaramı verdiğini ve benim çalışıp ayaklarımın üzerinde durmamı istediğini söyledi. Sonrasında eşime bu şekilde iş teklifi geldiğini söyledim. O dönem eşimin işi olup kadrosu olmadığından ve düğün borcumuzun çok fazla olduğundan dolayı, bayanlar ortamında da çalışacağımdan dolayı eşim de dene dedi. Bunun üzerine Merve isimli şahıs ile telefonda konuşarak nereye gelmem gerektiğini sordum. Beni eski
Afra olarak bilinen yerin yakınında bir iş hanına çağırdı. Oraya gittiğimde soyadını bilmediğim Merve isimli şahıs ile görüştüm. Bir kez gördüğümden dolayı hakkında ve eşkali hakkında bilgim yok. Merve hanım bana Koza kız yurdunda Rabia hanım ile görüşeceksin dedi. Beni Mahmut Sami Ramazanoğlu Anadolu İmamhatip lisesi arkasında bulunan Koza yurduna yönlendirdi. Koza yurduna gittiğimde hatırladığım kadarıyla Rabia Atçeken isimli şahıs Çabased derneğinde sekreter olabileceğimi ve beni bir ay deneyerek sonrasında sigorta yapabileceğini söyledi, bu konuşmadan bir gün sonra dernekte sekreter olarak işe başladım. Çabased derneği Kule Site civarında bulunan Nene hatun parkı civarında idi. Bana işi orada muhasebeci olan soyadını hatırlamadığım Hatice isimli şahıs öğretiyordu. Dernek başında ise Ebru Aksoy isimli şahıs vardı. Ben bu dernekte sekreter olarak yaklaşık 3 ay kadar çalıştım. 2013 yılı Kasım ayı gibi Rabia Atçeken ile maaş ve sigorta konusunda tartıştığımdan dolayı işten ayrıldım. Ev hanımı olarak hayatıma devam ettim. Bu sırada benimle görüşmeye gelen FETÖ mensupları vardı, ilk olarak Soyadını Behiç isimli bayan evime geliyordu. Evimde bana kuran hatimi Cüz gibi şeyler veriyor ve Zaman gazetesine abone olmamı istiyordu. Ayda bir kez gelip beni ziyaret etti. Toplam 5 kez filan yanıma geldi. Sonrasında Behiçe abla evlendikten sonra yerine Betül Sapmaz isimli şahıs gelmeye başladı, evime geldiğinde Fetih Suresi okumamı istiyordu. Bir gün geldiğinde “Rabia hanım sana bir program yükleyeceğim bundan sonra geleceğimde bu program üzerinden size bilgi vereceğim” dedi. Telefonumu alarak COCO isimli bir program yükledi. Kendisini bana ekledi. Fakat bu programdan bana hiç mesaj atmadı. 5-6 kez evime geldi. Eşim bana bu programı silelim telefonunda boşa yer kaplıyor dedi. Bunun üzerine ben programı sildim. Sonra Betül Sapmaz’ın aracılığı ile Konya ilinde Moda life isimli iş yerine girdim. Bu iş yerinin sahibi İbrahim Uslu isimli şahıs diksiyonum düzgün olduğundan dolayı beni sekreter olarak aldı. işe girdikten sonra Betül Sapmaz bana Tülin Uslu ile görüşmem için bana coco programını yükledi. Sonra bana kendi ID ve Tülin Uslu’nun ID sini ekledi. Ben Tülin Uslu ile COCO üzerinden iş ile ilgili görüşmeleri yaptım. Tülin Uslu isimli şahısta da COCO programı vardı, bir ay kadar çalıştıktan sonra işten ayrıldım. Bu programı silmedim. Hatta telefonuma el konulduğunda program duruyordu. Ben o zaman bu programın FETÖ yapısı ile alakalı olduğunu bilmiyordum. Çünkü Tülin Uslu ile bu programı üzerinden görüştüm. Birde mesajlaşma programı olarak ablam bana Kakao Talk programı yükleyebileceğimi söyledi. Play Store’dan programı yükledim. Hiç kimse ekli değildi. Bir hafta sonra sildim. Ablam Şeyma Baz kendisi FETÖ yapısı içerisinde idi. Şu an halen kaçak durumda. Benim adıma kimliğimin fotokopisini çekerek sahte ikametgah ilmühaberi düzenlemiş, ardından ise adıma hat çıkarmış, bu hattı sahte imza ile çıkardığına dair kriminal raporu bulunmaktadır. Ablamdan şikâyetçi oldum. O hattaki Bylock programı ablamın kullandığı programdı. Birde benim kullandığım telefonda Bylock programı bulundu. Fakat bu programı ben kesinlikle yüklemedim ve kullanmadım. Zaten kullansam söylerdim. Çünkü COCO ve kakao Talk programlarını yüklediğimi kendim beyan ettim. Evimdeki aramada Sonsuz Nur isimli kitap bulundu. Bu kitap ise o dönemde Selçuklu belediyesinin Billboardlarında herkes onu okuyor şeklindeki reklamdan yarışmayı görerek kitabı okuyup yarışmaya katılmak istedim. Kitabı da o yüzden aldım. Küçük bir çocuğum var. Hamileyim ben bu yapı içinde sadece dini bir cemaat olarak düşündüğüm için bulundum. Tüm bildiklerimi yapının çözülmesi için samimi şekilde anlattım. Beraatimi talep ederim, Daireniz aksi kanaatte ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
5-ESAS HAKKINDA MÜTALAA;
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında; “Yerel mahkeme kararının sair yönlerinde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı ancak Sarayönü İlçesinde ev hanımı olduğu anlaşılan sanığın, istinaf aşamasında hükümlerinden yararlanmak istediğine ilişkin yazılı talebi üzerine, kollukta yapılan bilgi alma ve teşhis işlemi ile duruşmadaki savunmasında sohbet hocalığı
yaptığını, kendisinin yaptığı sohbet toplantılarına kimlerin katıldığını, diğer örgüt mensubu kişilerin kimler olduğunu, örgütün yurdunda kaldığını, Kakao Talk ve Coco programlarını örgütsel amaçla nasıl kullandığını, telefonuna kimin yüklediğini, örgüt tarafından verilen sair emir ve talimatları açıklayıp, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verdiği, vermiş olduğu bilgilerin örgütteki konumu ile uyumlu olduğu göz önünde bulundurulduğunda, hakkında hükümlerinin uygulama koşullarının oluştuğunun anlaşılmış olması nedeniyle ,
1- Sanık müdafiinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının CMK’nın 280/2-2.cümlesi gereğince kaldırılmasına,
2- Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 saylı TMK’nın 5/1 ve TCK’nın 221/4(2.cümle)-5, 58/9, 63 ve 53.maddeleri gereğince cezalandırılmasına” karar verilmesini talep etmiştir.
6-DELİLLER;
-Sanığın aşamalarda alınan savunmaları,
-19/08/2016 tarihli ev arama ve el koyma tutanağı,
-Sanıkta ele geçirilen dijital materyallere ilişkin Konya Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce tanzim edilen 13/04/2017 ve 06/02/2019 tarihli inceleme raporları içeriği,
-Sanık adına kayıtlı 542 552 3956 ve 553 539 5571 numaralı GSM hatları üzerinde Bylock programı tespit edildiğine ilişkin KOM Daire Başkanlığınca düzenlenen 13/01/2017, 01/07/2017 tarihli rapor içeriği,
-542 552 3956 ve 553 539 5571 numaralı GSM hatlarından Bylock programına erişim sağlayan IP numaralarına (CGNAT) ilişkin dökümler,
-0 542 552 3956 GSM numaralı hat için düzenlenmiş bireysel tip abonelik sözleşmesi üzerinde Rabia Tezer adına atılı bulunan abone imzalarının sanık Rabia Tezer elinden çıkmadığına ilişkin Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen 14/12/2018 tarihli uzmanlık raporu,
7-DAİREMİZİN DEĞERLENDİRMESİ VE KABULÜ;
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece
ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü :
Kendisini kısaca “Hizmet hareketi” olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma düşüncesine sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı ilke edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan kendine özgü bir terör örgütüdür.
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak,
Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu durum Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve 2017/956-370 E-K sayılı kararı ile onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/3-2017/3 E-K sayılı kararında da dile getirilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 sürecine kadar, örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir.
Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu ayrıca devletin yanında oluşturduğu Paralel Devlet Yapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için polis ve jandarma teşkilatı, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silah kullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında, 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan, 5237 sayılı TCK’nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar ve ilkeler ışığında sanığın hukuki durumu değerlendirildiğinde;
Sanığın üniversite öğrenimi sırasında Kadınhani ilçesindeki örgüte ait öğrenci yurdunda kaldığı ve bu yurtta belletmenlik görevinde bulunduğu, kendisine öğrenci grubu verildiği, bu gruptaki öğrencilere sohbet adı altında örgütsel toplantılar düzenlediği, mezun olduktan sonra bu defa Konya il merkezinde bulunan ÇABASED isimli dernekte sekreter olarak çalıştığı, kendi adına kayıtlı olup fiili olarak kullandığını ifade ettiği 0553 539 55 71 numaralı hat üzerinden 25/12/2015-19/02/2016 tarihleri arasında Bylock programının kullanıldığına dair tespitin bulunduğu, bunun dışında sanığın ayrıca itirafçı beyanları ve kolluk raporlarıyla sabit olduğu üzere bir dönem FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce haberleşme maksadıyla kullanılan Kakao Talk ve Coco isimli programları da telefonuna yükleyerek örgütsel amaçla kullandığını ikrar ettiği, Coco isimli program üzerinden Tülin Abla ve BTL Büşra olarak kayıtlı kişilerle görüşme gerçekleştirdiğinin belirlendiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu anlaşılmakla, eylem ve faaliyetlerindeki süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk durumu da dikkate alındığında, örgütle organik bağ kurduğu ve hiyerarşik yapı içerisinde yer aldığı, sanığın eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arz ettiği, bu haliyle sanığın silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediği Dairemizce de kabul edilmiş ve ilk derece mahkemesinin suçun sübutuna dair kanaati yerinde bulunmuştur.
Sanık aşamalarda ve karardan sonra istinaf aşamasında hükümlerinden faydalanmak istediğini belirtmiştir. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının veya etkin pişmanlık indiriminin hangi oranda yapılacağının belirlenmesinden önce etkin pişmanlık müessesesinin kısaca değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.
ETKİN PİŞMANLIK :
Türk Ceza Kanunu.nun 221. maddesinde “Etkin pişmanlık” düzenlenmiştir. Bu hükümle, gerek suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK m.220) ve gerekse silahlı örgüt (TCK m.314) suçlarını işleyip de gösteren faillerin örgüt suçlarından, yani amaç suç işlenmeksizin veya işlenen amaç suçlar dışında kalan suç örgütü ile ilgili suçlardan dolayı affedilmeleri veya cezalarında önemli bir indirime gidilmesi mümkün kılınmıştır.
5237 sayılı TCK.nun 221/1. maddesine göre; suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle ceza soruşturmasına başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, kurduğu veya yönettiği örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmedilmeyecektir.
5237 sayılı TCK.nun 221/1. maddesine göre suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya henüz başlanmamış ve örgütün amacı doğrultusunda da suç işlenmemiş olmalıdır. Ancak bu şartların varlığı halinde, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan örgüt kurucu veya yöneticileri hakkında örgüt suçundan dolayı cezaya hükmedilemez. Örgütünü dağıtmayan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayamayan örgüt kurucusu veya yöneticisi, etkin pişmanlığa bağlı cezasızlık halinden yararlanamaz.
5237 sayılı TCK.nun 221/2 maddesine göre; örgüt üyesinin, suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenen bir suça iştirak etmeksizin ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını, yani örgütle üyelik ilişkisini kestiğini ilgili makamlara bildirmesi halinde, örgüt suçundan soruşturma başlatılıp başlatılmadığına bakılmaksızın suç örgütüne üyelik suçundan hakkında ceza hükmedilmeyecektir.
Bu hükme göre; örgüt üyesinin, hiyerarşik yapısına dahil olduğu örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını kolluğa veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmesi durumunda cezaya hükmedilemeyecektir. Bu durumunda; örgüt üyesi örgüt tarafından işlenen veya teşebbüs edilen herhangi bir suça katılmamalı ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmeli, yakalanmamalıdır. Örgüt üyesi yakalanmayıp da, hakkında soruşturma başlatılsa ve bu arada kendisi ilgili makamlara örgütten ayrıldığını gönüllü olarak bildirse, örgüt üyesi hakkında suç örgütü üyeliğinden cezaya hükmedilmeyecektir. Üye yakalanırsa gönüllü bildirim ortadan kalkar ve yerini yakalanmaya bağlı etkin pişmanlık alır. TCK’nun 221/2. fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık halinin tatbiki için, örgüt üyesinin örgütle ilgili faydalı bilgiyi ilgili makama verip vermediğine bakılmaz.
5237 sayılı TCK.nun 221/3 maddesine göre; suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesi hakkında, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde cezaya hükmedilmeyecektir. Suç örgütü üyesi tarafından verilen bilginin, örgütün dağılmasını veya örgüt mensuplarının yakalanmasını sağlaması şart değildir. TCK.nun 221/3.maddesinin uygulanabilmesi için, pişmanlık duyan suç örgütü üyesinin bilgileri samimi olarak adli makamlara aktarması ve bunların da elverişli, somut bilgiler olması yeterlidir.
Bu hükmün tatbiki için; yakalanan örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen herhangi bir suça katılmaması ve pişmanlık duyup örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi şartları aranmaktadır. Hükümde; örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamak değil, sağlamaya elverişli, yani somut ve makul bilgilerin adli makamlara veya adli makamlara bilgi aktaran idari makamlara verilmesi yeterli görülmüştür.
5237 sayılı TCK.nun 221. maddesinin dördüncü fıkrasının düzenlenmesinin gerekçesi; “Kişi, suç işlemek için kurulmuş olan örgütün kurucusu, yöneticisi veya üyesi olmakla birlikte, örgütün ulaştığı yapılanma itibarıyla dağılmasını sağlama imkânından yoksun olabilir. Bu durumda bile, söz konusu sıfatları taşıyan kişilerin belli şartlarda etkin pişmanlıktan yararlanması sağlanabilmelidir. Bu düşüncelerle maddenin dördüncü fıkrası düzenlenmiştir” şeklinde ifade edilmiştir. Bu nedenle de örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmemiş ve yakalanmış olan fail, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi verememiş ancak örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermiş ise 4. fıkra uyarınca cezasından indirim yapılacaktır.
5237 sayılı TCK.nun 221/4 maddesine göre; suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin gönüllü olarak teslim olup, suç örgütünün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, bu kişi hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak ya da örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçu nedeniyle cezaya hükmedilmeyecektir. Bu hükmün tatbiki için, gönüllü olarak teslim olan örgüt mensubu tarafından suç örgütünün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen amaç suçlarla ilgili bilgileri adli makamlara aktarması yeterlidir. Örgüt mensubu kendi isteğiyle adli makamlara teslim olmayıp da yakalandıktan sonra bu bilgileri verdiği takdirde, hakkında suç örgütü suçu kapsamında verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirime gidilecektir.
5237 sayılı TCK.nun 221/4. maddesinde iki hali düzenlenmiştir. Birincisine göre; suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan veya üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek veya isteyerek yardım eden kişilerden bahsedilerek, yani 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinde sayılan tüm süjelere yer verilerek, gönüllü olarak teslim olma, yani yakalanmama ve ek olarak örgütün yapısı ve bunun yanında faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verilmesi şartları aranmış, ancak bu şartların varlığı durumunda fail hakkında cezaya hükmedilmeyeceği belirtilmiştir. Cezasızlık öngören etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için; 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinde sayılan faillerin gönüllü olarak teslim olmaları, yakalanmamaları ve bunun yanında örgütün yapısı ile varsa faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili yararlı, yani somut ve makul bilgilerin verilmesi şartı aranmıştır.
5237 sayılı TCK.nun 221/4. maddesinin ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlığa bağlı azaltılmış ceza ile aynı maddenin ilk cümlesinde öngörülen cezasızlık halinin farkı, failin yakalanıp yakalanmaması ile ilgilidir. Örgüt suçu mütemadi, yani neticesi devam eden bir suç olduğundan fail, CMK m.90’a veya 98.maddesine göre çıkarılan yakalama emrine bağlı olarak yakalanırsa, bu durumda cezasızlık değil, örgüt suçundan verilen cezanın üçte birden dörtte üçe kadar indirilmesi gündeme gelecektir. Cezanın üçte birden dörtte üçe kadar indirilmesinin tayin ve takdiri ise, somut olayın özelliklerine ve 5237 sayılı TCK.nun 61 ve 62. maddelere göre cezayı bireyselleştirecek mahkemeye aittir.
5237 sayılı TCK.nun 221. maddesine göre, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamalarında uygulanabilir.
5237 sayılı TCK.nun 221. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları arasında fark vardır. Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine katılmadan yakalanan örgüt üyesi; pişmanlık duyması kaydı ile, örgütün dağılmasına veya mensuplarının yakalanmasına elverişli bilgiler vermesi halinde, bu bilgilerin verilme aşamasının soruşturma veya kovuşturma olduğuna bakılmaksızın hakkında cezaya hükmolunmaz.
Maddenin dördüncü fıkrasında ise 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinde sayılan faillerin gönüllü teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti kapsamında işlenen suçlarla ilgili bilgi vermeleri halinde, bu kişiler hakkında örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma suçu nedeniyle ceza verilmez. Bu cezasızlık hali, soruşturma veya kovuşturma aşamasında ortaya çıkabilir. Kişinin yakalanacağından veya cezalandırılacağından korkarak teslim olması da gönüllü teslim olma kapsamında kabul edilmelidir.
Kişinin örgütle veya örgütün faaliyetleri ile ilgili bilgileri, CMK m.90 veya 98. maddesine göre yakalandıktan sonra vermesi halinde, fail hakkında tam cezasızlık değil, indirimli cezasızlık uygulanacaktır.
Bu açıklamalar çerçevesinde sanığın etkin pişmanlıktan ne şekilde faydalanacağına ilişkin somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın Konya C. Savcılığında 24.11.2016 ve 03.04.2017 tarihlerinde ve Kadınhanı İlçe Emniyet Müdürlüğünde 22.03.2018 tarihinde verdiği ifadelerinde ve yargılama aşamalarında örgütteki konumu itibarıyla bilgisi ölçüsünde, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde bilgiler verdiği ancak ilk derece mahkemesince sanığın bylock programını yükleyip kullanmadığı ve Coco ile Kakao talk programlarını ise örgütsel amaçla kullanmadığına yönelik savunmaları ile örgütle bağını 17/25 Aralık süreci öncesinde kopardığını söyleyip, örgüt ve örgüt içinde bulunanlar hakkında detaylı bilgi vermemesi karşısında, sanık hakkında hükümleri uygulanmamış ise de, Dairemizce duruşma açılarak alınan savunmasında, örgüt ve üyeleriyle ilgili önemli bilgiler vermesi, KOM Şube Müdürlüğü vasıtasıyla 18 kişiyi teşhis etmesi ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma talebinde bulunması karşısında, sanık hakkında TCK’nin 221/4. madde ve fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin gerçek ve samimi manada etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek mahiyette beyanları bulunmadığından bahisle sanık hakkında anılan müesseseyi uygulamaması hatalı bulunmuştur. Sanığın örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde, örgütsel eylemler ve üyeleri ile ayrıntılı olarak bilgi vermesi, verdiği bu bilgiler doğrultusunda adli makamlarca işlem yapılmış olması karşısında, TCK’nın 221/4. madde ve fıkrasının ikinci cümlesi gereğince cezasından 2/3 oranında indirim yapılmış, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki olumlu davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak sanığa verilen cezanın 5237 sayılı TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilmesine karar verilmiş açılan duruşma sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Konya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/05/2019 tarih ve 2017/119-2019/166 E-K sayılı kararı ile
sanık Rabia Tezer hakkında Silahlı Terör Örgütü Üye Olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Sanık Rabia Tezer’in üzerine atılı FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olma suçu sabit olduğundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/2 maddesi gereğince suç konusunun önem ve değeri, suçun işleniş şekli, sanığın amaç ve saiki, örgüt içindeki konumu dikkate alınarak takdiren 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın işlediği suçun 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde sayılan suçlardan olması nedeniyle verilen cezadan 3713 sayılı Yasanın 5/1 maddesi gereğince yarı oranında artırım yapılarak sanığın 7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın hakkında karar verildikten sonra istinaf aşamasında örgütün yapısı ve faaliyeti ile ilgili etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesi, teşhislerde bulunması nedeni ile örgüt içerisindeki konumuna göre vermiş olduğu bilgilerin nitelik ve derecesi dikkate alınarak 5237 sayılı TCK nun 221/4-2 maddesi gereğince cezasından takdiren 2/3 oranında indirim yapılarak 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak sanığa verilen cezanın 5237 sayılı TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın 2 YIL 1 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulandığından TCK’nın 221/5 maddesi gereği 1 YIL SÜRE İLE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNE TABİ TUTULMASINA,
Şartları oluşmadığından sanık hakkında başkaca takdiri indirim ve yasal arttırım maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının 1. cümlesinin uygulanmasına,
Sanığa verilen hapis cezası 2 yıldan fazla olduğundan 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin sanık hakkında uygulanmasına yasal olarak YER OLMADIĞINA, Aynı gerekçelerle 5237 Sayılı TCK’nın 51. maddesinin sanık hakkında uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
5237 sayılı yasanın 49/son maddesi uyarınca sanığa verilen hapis cezası kısa süreli hapis cezası olmadığından TCK’nın 50.maddesi uyarınca adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesine yasal olarak YER OLMADIĞINA,
Sanığın örgüt üyesi olması dikkate alınarak hakkında hükmedilen hapis cezasının, TCK 58/9. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
3-5237 sayılı TCK’nın 63.maddesi uyarınca sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin cezasından MAHSUBUNA,
4-Sanık hakkında CMK 109/3-a maddesi gereğince uygulanan yurt dışına çıkamamak şeklindeki adli kontrol kararının karar kesinleşinceye kadar devamına,
5-a)Konya C. Başsavcılığı Adli Emanetinin 2017/2858 sırasında kayıtlı bulunan sanıktan el konulan 352952078053937 imei nolu Samsung marka cep telefonu ve telefona takılı vaziyette 1 adet sim kart ve 1 adet 2 GB kapasiteli hafıza kartının karar kesinleştiğinde sanığa iadesine, aynı sırada kayıtlı 2 adet zarf içinde 2 adet imaj CD’si ve kapalı zarf içinde bulguları içeren 1 adet CD’nin karar kesinleştiğinde dosyada delil olarak saklanmasına,
b)Konya C. Başsavcılığı Adli Emanetinin 2019/3981 sırasında kayıtlı bulunan 1 adet Lenova marka SN:CB16469982 seri numaralı laptop bilgisayarın karar kesinleştiğinde sanığa iadesine, aynı sırada kayıtlı 1 adet adli kopyaların bulunduğu İNOYERS marka SN: TPPH17100200717 seri numaralı HDD’in karar kesinleştiğinde dosyada delil olarak saklanmasına,
6- İlk derece mahkemesince yapılan 3 tebligat gideri 40,50 TL, posta gideri 6,60 TL olmak üzere toplam 47,10 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irad kaydına,
Dairemizce yapılan yargılama giderlerinin kararın sanık lehine değişmesi nedeniyle kamu üzerinde bırakılmasına,
6-5320 Sayılı Yasanın 16.maddesi gereğince hüküm kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir suretinin İlk Derece Mahkemesi tarafından soruşturmada görev alan kolluk birimine gönderilmesine,
Kararın bir örneğinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de sanık müdafiine tebliğine,
Dair, sanık Rabia Tezer ve müdafiinin yüzüne karşı, BAM Cumhuriyet Savcısı Ziya Ersoy(33439)’un katılımıyla, mütalaaya uygun olarak verilen kararın tefhim tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutturup hakime onaylatmak ya da bir başka ilk derece mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin ceza infaz kurumunda bulunması halinde tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle CMK.nın 286. maddesi uyarınca TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere, 13/01/2020 tarihinde oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.