1 Karar : KONYA BAM ÜYELİĞİ BOZMA mahkeme kararı

KONYA BAM ÜYELİĞİ BOZMA verilmiştir. aşıda listelenmiştir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Konya 2. Ceza Dairesi
Esas Yıl/No: 2019/1130
Karar Yıl/No: 2020/59
Karar tarihi: 13.01.2020
İSTİNAF KARARI
İSTİNAF KARARI
Karaman Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27/03/2019 tarih ve 2018/263-2019/129 E-K sayılı kararı ile sanık Hulisi Eren hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvuru dilekçe içeriğine göre; istinaf başvurusu reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmesi sonrasında delillerin tekrar değerlendirilmesi amacıyla 5271 Sayılı CMK’nın 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilip duruşma açılarak Dairemizce yargılama yapılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1-İDDİA
Karaman Cumhuriyet Başsavcılığının 25/04/2018 tarih ve 2018/4036 soruşturma, 2018/858 esas, 2018/158 iddianamesiyle; sanık Hulisi Eren’in silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemi ile Karaman Ağır Ceza Mahkemesine hitaben düzenlenen iddianame ile kamu davası açılmıştır.
2-İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ:
Karaman Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27/03/2019 tarih ve 2018/263-2019/129 E-K sayılı kararı ile, sanığın örgüt toplantılarına katıldığı, örgüte müzahir Karaman Eğitim Gönüllüleri Derneği’ne ve Aktif Eğitim Sendikası’na üye olduğu, örgüt elebaşının talimatı doğrultusunda Bankasya’da işlem yaptığı, Kimse Yok Mu Derneğine SMS yolu ile bağışta bulunduğu, Zaman Gazetesine abone olduğu, diğer örgüt üyeleriyle görüşme kaydının bulunduğu, bu şekilde sanığın silahlı terör örgütüne üye olduğu gerekçesiyle TCK.nın 314/2, 3713 sayılı TMK.nın 5/1, TCK.nın 62, 53/1 ve 58/9. maddeleri gereğince neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3-İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
Sanık müdafii tarafından yasal sürede yapılan istinaf başvurusunda özetle; mahkumiyet hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, dairenizce de nazara alınacak sebeplerle istinaf talebimizin kabulü ile sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
4-SAVUNMA:
Sanık ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında özetle; “ilk, orta ve lise öğrenimimi Kazımkarabekir de devlet okullarında okudum, bu yapının evlerinde yurtlarında kalmadım, üniversiteyi Çanakkale Eğitim Endüstrisinde okudum, Karaman Eğitim Gönüllüleri Derneğine
dernek başkanı Abdulkadir Gök üye yaptı, Aktif Eğitim Sendikasına sendika başkanı Cumhur Akıl isimli şahıs üye yaptı, bu dernek veya sendikada aktif görevim olmadı, ben 15 temmuz tarihinden sonra her ikisinden de üyelikten ayrıldım, eşimde Kazımkarabekirde aynı köylüm olur aynı memleketimin insanıdır, 1978 yılında evlendim, benim çocuklardan hepsi Sabah Dershanesine gitti, o dönemlerde herkes bu dershaneye gönderiyordu bende bu nedenle çocuklarımı bu dershaneye gönderdim, ben bu yapının düzenlemiş olduğu sohbetlere hiç katılmadım, zaman gazetesine çocuklarım dershaneye giderken soruların cevap anahtarı verdiği için üyeliğim vardır, sızıntı dergisi aboneliğim yoktur, dijitürk üyeliğim yoktur, yurt dışına hiç çıkışım yoktur, yurt içi gezilerine katılmadım, bu yapının kullanmış olduğu bylock, eagle gibi program yoktur, bank asya katılım bankasında hesabım vardır ancak içerisinde param yoktur, ben bank asya katılım bankasına talimat doğrultusunda hesap açtırmadım eşimle umreye gideriz diye bir hesap açtırmıştım, zaman zaman birikimimizi bu hesaba yatırıyorduk ancak daha sonra çocukların ihtiyacı olduğu için bu parayı çektik, ben kimsenin talimatı ile bank asya katılım bankasına para yatırmadım ve çekmedim, ben kimseye para yardımında bulunmadım, benden de kimse para istemedi, bende hiç kimseden para istemedim, ben Kenan Önder’i tanımıyorum, öğretmen toplantılarında tanışmış ise hatırlamıyorum ancak ben Kenan Önderi tanımıyorum, Yahya Okcü isimli şahsı tanımıyorum, Durmuş Ali Akgül’ü bizim okulda öğretmen olması nedeniyle tanırım, Mehmet Ali Dayanır’ı tanımıyorum, Ali Kınık’ı öğretmen toplantılarından tanırım, Veli Özer’i tanımıyorum, ben bu şahıslarla hiçbir sohbetlere gitmedim, Ömer Seçgin’i tanımıyorum, aleyhime beyanlarını kabul etmem, Ömer Seçgin in nasıl bir sohbet ortamından bahsettiğini bilmiyorum, Yakup Arslan dan kızıma kitap almıştık kendisi öğretmendir bu nedenle tanırım, İsmail Behçet Ovalı’yı tanımıyorum, imza atmak suretiyle adli kontrol kararımın ayda bir olarak değiştirilmesini talep ederim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık Dairemiz huzurunda ise; ”İlk derece mahkemesinde vermiş olduğum savunmamı aynen tekrar ederim. Ekleyeceğim bir husus yoktur, talimatla Bank Asya’da işlem yapmadım, sohbetlere katılmadım, sendikaya ve derneğe üye olduğum doğrudur, beraatimi talep ederim” şeklinde savunma yapmıştır.
5-ESAS HAKKINDA MÜTALAA;
Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasında; ”Sanığın dosya kapsamında belirlenen ve ilk derece mahkemesince hükmün gerekçesinde belirtilen eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurları olan, “örgütle organik bağ kurma” ve “süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerde bulunma” biçimindeki unsurları içermediği anlaşılmakla beraber;
Karaman İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı olarak devlet okulunda öğretmen olarak görev yaparken örgütün Karaman ili öğretmen yapılanması içerisinde ilkokul grubuna yapılan sohbet adı altında örgüt toplantılarına 17/25 Aralık süreci öncesinde ve sonrasında katıldığı belirlenen, örgütle bağlantılı Aktif Eğitim Sen Sendika’ya 10/01/2014 tarihinde üye olan ve KHK ile kapatılmasına kadar üyeliğinin devam ettiği tespit edilen ve örgüt üyeleri tarafından kurulduğu ve yine örgütün talimatları ve amaçları doğrultusunda örgüt üyeleri tarafından yönetildiği tespit edilen Karaman Eğitim Gönüllüleri Derneği’ne 01/03/2015 tarihinde üye olduğu ve söz konusu derneğe 2015 yılında 250 TL aidat ödemesi yaptığı belirlenen sanığın,
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü tarafından 2014 yılında örgüt üyelerine verilen Bank Asya’da kendisinin, eş ve çocuklarının üzerine hesap açılması ve bu hesaplara para yatırılması talimatı üzerine Bank Asya’da 12/09/2014 talimat tarihinde vadeli ve vadesiz mevduat (TL) hesapları
açtırdığı ve bu hesaba 1.000 TL para yatırdığı, 20/10/2014, 29/11/2014, 16/01/2015 ve 19/01/2015 tarihlerinde de benzer biçimde her ay düzenli biçimde para yatırarak mevduat artışına gittiğinin belirlenmiş olması karşısında, örgüte yardım kastıyla hareket ettiğinin kabulü ile unsurları oluşan “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan cezalandırılması cihetine gidilmesi gerektiğinin gözetilmeyerek subüt bulmayan örgüt üyeliği suçundan hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini, usul ve yasaya aykırı olduğundan,
Açıklanan nedenlerle;
1- Sanık müdafi tarafından yapılan istinaf talebinin kabulü ile yeniden hüküm kurulmak üzere CMK’nın 280/2 maddesi gereğince yerel mahkeme hükmünün kaldırılmasına,
2- Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/3 ve 220/7 maddeleri delaletiyle 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 220/7, 3713 sayılı TMK’nın 5/1, TCK’nın 53 ve 63. maddeleri gereğince cezalandırılmasına” karar verilmesini talep etmiştir.
6-DELİLLER;
-Sanığın Aktif Eğitimciler Sendikası’na üyeliğine ilişkin belgeler,
-Sanığın Bank Asya Hesap Hareketleri,
-Bank Asya Hesap Hareketlerine ilişkin bilirkişi raporu,
-Sanık savunması,
Tanık beyanları;
7-TANIK ANLATIMLARI;
Tanık Ömer Seçgin ilk derece mahkemesinde alınan beyanında; “Ben sanığı tanırım, kendisi 2008-2013 yılları arasında Karaman ilinde sınıf öğretmeni idi. Kendisi de benimle birlikte cemaat olarak adlandırılan yapıya mensup birisi idi, bu yapının genel toplantılarına katılıyordu ancak yapıdaki görevini ve konumunu bilmiyorum, bu yıllar arasında zaman zaman kendisini iftar, kandil gibi proğramlarda görüyordum, ben 2013 yılından sonra emniyet mensuplarında abi olarak görevlendirildiğim için sanık ile bir daha irtibatım olmadı, benim hakkımda da fetö/pdy üyeliği suçlaması ile Karaman Ağır Ceza Mahkemesinde görülen bir dava vardır, etkin pişmanlıkta bulundum ve bu kapsamda ifade verdim” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Tanık İsmail Özgür Kara ilk derece mahkemesinde alınan beyanında: “Ben bu konu kapsamında daha önce beyanda bulunmuştum, aynen tekrar ederim, Hulusi Eren’i Karaman da bulunan Karaman Eğitim Gönüllüleri Derneği ve Aktif Sen Sendikasının faaliyetlerinde görmem nedeni ile tanırım, ben Karaman da öğretmendim, KHK ile ihraç edildim, ben Karaman’a 2003 yılında geldim ve göreve başladım, Hulusi Eren’i bu tarihten sonra tanıdım, ben bu yapının sohbetlerine gidiyordum, ancak Hulusi Eren’in branşı farklı olduğu için aynı sohbet grubunda değildik, sohbete gidip gitmediğini de bilmiyorum, dernek faaliyetleri kapsamında sohbet yapılmıyordu, ancak kendisiyle kutlamalar, piknik gibi organizasyonlarda bir araya geliyorduk, ben 2016 yılının Şubat
ayında dernek üyeliğinden istifa ettim, Aktif Sen üyeliğim devam etmişti, Hulusi Eren’in 2016 yılının Şubat ayına kadar derneğe gidip geldiğini görüyordum, dernek faaliyetleri genelde piknik, gezi ve özel günlerdeki programlara ilişkindi, sohbet grupları evlerde toplanırdı, ben derneğe hiç sohbete gitmedim, sohbet yapanları da görmedim, benim daha önceki beyanlarımda sanığın örgüt içerisinde olduğunu söylememin nedeni derneğe sürekli gidip gelmesiydi, başka herhangi bir eylemini görmedim, himmet ve para topladığını ve verdiğini de bilmiyorum, sohbet gruplarına gidip gitmediğini bilmiyorum, kendisi sınıf öğretmenidir, kendisi de ihraç oldu, ihraç olduktan sonra gözaltında iken aynı gün mahkemeye çıktığımız için gördüm, başka görüşmedik, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir” şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Sanık ile aynı suçtan hakkında Karaman Ağır Ceza Mahkemesince yargılama yapılan Mehmet Pirgon 27/11/2017 tarihli Karaman Ağır Ceza Mahkemesindeki savunmasında: “… Karaman Eğitim Gönüllülerindeki sohbetlere 2013-2014 yılında da Hulusi Eren, Ali Kanık, İlker Başaran, Mustafa Tok, Mehmet Ali Dayanır, Veli Özer, Durmuş Ali Akgül geliyordu hatırlayabildiğim kadarıyla, paranın toplantığını bizatihi görmedim ancak himmet, bursun verilmesi gerektiğini sohbetlerde söylenmişti, 2014-2015 eğitim öğretim yılında da aynı şekilde sohbet toplantılarına devam edildi genelde de perşembeyi cumaya bağlayan akşamları yapılıyordu, bu yılda yine sohbetlerimizi sohbet grup başkanı olarak Selçuk Ersoy yaptı, Yahya Değirmenci küçük toplantılara katılmazdı, yine bu yılda büyük toplantılarda başkanlığı Yahya Değirmenci yapıyordu, büyük toplantılara merkezde görev yapan öğretmenlerde katılıyordu ancak ben merkezde görev yapmadığım için bu kişilerin isimlerini hatırlayamıyorum, yılda bir iki kez büyük toplantı yapılıyırdı, o gün tanışıyorduk daha sonra unutuyordum, 2015-2016 eğitim öğretim yılının ilk döneminde toplantılar devam etti, şubat tatilinden sonra toplantılar yapılmadı. Derneğin saymanı olarak geçen Hasan Serdar Küçüker dir himmet ve burs parasını bu kişinin topladığını biliyorum ancak bu paralar daha sonra ne yapılıyor bilmiyorum, 2015-2016 yılı şubat ayından sonra 17-25 den sonraki süreçten dolayı dernekte sıkıntı olmuştu, toplantıya gelenlerin sayısıda azaldığı için toplantı yapılmayacağı söylendi, bu süreçte toplantılarda iktidar lehine ya da aleyhine hiç bir konuşma olmadı, seçim ile ilgili bir şey de söylenmedi.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mehmet Pirgon Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/264 esas sayılı dosyası kapsamında Karaman Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği 16/01/2019 tarihli beyanında: “Veli Özer i Karaman Eğitim Gönüllüleri Derneğinden ve yapının düzenlediği sohbetlerden tanıyorum, bylock programında Yahya Değirmenci bana Veli Özer geldi mi diye sormuştu, bende Veli bey in il dışında olduğunu mesaj şeklinde atmıştım. O gün dernekte ya da bir yerde toplantı vardı oraya katılıp katılmadığını sormuştu. Hulusi Eren, Ali Kanık, İlker Başaran, Mustafa Top, Mehmet Ali Dayanır, Veli Özer, Durmuş Ali Akgün 2014-2015 yıllarında dadernek faaliyetlerine ve sohbetlere katılmaya devam etmişlerdi. Sohbetler genelde dernekte yapılırdı. Derneğin kapalı olduğu ya da soğuk olduğu zamanlarda toplantılar o gün müsait olan kişilerin evinde yapılırdı. Kendi beyanımda Veli Özel olarak geçmiş ancak bu soy ismi yanlış geçmiş Veli Özer dir. Veli Özer in evinde de sohbetler yapıldı. Veli Özer sohbet organizasyonu yapmazdı. Toplantıların organizasyonunu Selçuk Ersoy yapardı. Veli Özer in örgütte herhangi bir görevi olup olmadığını bilmiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
8-DAİREMİZİN DEĞERLENDİRMESİ VE KABULÜ;
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü :
Kendisini kısaca “Hizmet hareketi” olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma düşüncesine sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı ilke edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi
inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan kendine özgü bir terör örgütüdür.
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu durum Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve 2017/956-370 E-K sayılı kararı ile onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/3-2017/3 E-K sayılı kararında da dile getirilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 sürecine kadar, örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir.
Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu ayrıca devletin yanında oluşturduğu Paralel Devlet Yapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için polis ve jandarma teşkilatı, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silah kullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında, 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan, 5237 sayılı TCK’nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Bank Asya; 15/01/2014 tarihinde ulusal medyada yayınlanan Fetullah Gülen’e ait 25/12/2013 tarihli bir telefon konuşmasında Fetullah Gülen ile konuşan kişinin bankanın likidite durumuna ilişkin bilgi vererek örgüt içerisindeki kişiler ile bu kişilerin çevrelerinin bankaya yönlendirilmesi noktasında Fetullah Gülen’den onay alındığı ve akabinde bahse konu görüşmenin medyaya Gülen’den “Bank Asya’ya para yatırın” talimatı olarak yansıdığı,
Bu talimat neticesinde; bankaya olağandan daha fazla olağan bankacılık faaliyetleri ile bağdaşmayacak şekilde mevduat yönlendirmesi yapıldığı, 30/06/2014 tarihine kadar Bank Asya nezdinde 334.123 adet hesabın açıldığı, hesap açılışlarının 06/01/2014 tarihinden itibaren artış gösterdiği, en fazla hesap açılışının 30/01/2014 tarihinde 6.069 adet olarak gerçekleştiği, açılan hesap sayısındaki artışın bir yönlendirmenin neticesi olduğunun ilgili kurumların raporları ile tespit
edildiği,
Bu bilgiler doğrultusunda, Asya Katılım Bankasında talimat sonrasında yeni hesap açtıran veya mevcut hesabını katılım hesabı açmak, para yatırmak, altın, döviz alım satım işlemi yapmak suretiyle artıran şahısların bilgileri TMSF başkanlığından temin edilerek analiz edildiğinde çok sayıda kamu görevlisinin ve farklı meslek grubuna dahil kişilerin bulunduğunun görüldüğü, bu kişilerin süreçte örgütsel tavır sergileyip, örgüt liderinin emirleri doğrultusunda hesap açan ve hesaplarını artıran kişiler olduğunun anlaşıldığı, söz konusu faaliyetlerin anayasal düzeni yıkma girişiminde bulunan FETÖ/PDY terör örgütünün faaliyetlerini destek niteliği taşıdığı tespit edilmiştir.
Aktif Eğitimciler Sendikası; Örgüt tarafından kendi üyelerini bir arada tutmak ve faaliyetlerini gerçekleştirmek adına yasal görünümlü sendika, dernek vs kurulduğu, özellikle 17-25 Aralık sürecinden sonra kendi bünyesinde mevcut kamu çalışanlarını örgütlemek ve potansiyel gücünü ölçmek için bir çok sendikanın faaliyete geçirildiği, hatta Fetullah Gülen’in sohbetlerinde kullandığı cümlelerin sendikaların tüzük metinlerinde kullanıldığı, Aktif Eğitimciler isimli sendikanın tüzük metninde yer alan sendikanın amacı bölümünde “birlik ve beraberlik şuurunun bütün fertlerin topyekün katılımıyla gerçekleşeceğine ve büyük hedeflere samimi adımlarla yürüneceğine inanan Aktif Eğitimciler Sendikası, şahsi arzuların yerini milli ruh ve düşüncenin; egonun yerine diğergamlık ve kollektif şuurun geçeceği, birbirini tanımayan fertlerin kendileri gibi kimselerin varlıklarını hissedeceği ve hemen içtimai bir varlık olduğunu yeniden duyup yaşayacağı dönem için birleştirici ve yumuşatıcı bir harc olarak çalışmayı amaçlar” şeklindeki metnin bu kapsamda değerlendirildiği, Fettullah Gülen örgütüne bağlı sendikaların tüzük metinlerinin buna benzer mahiyette olduğu, Aktif Eğitimciler Sendikasının öğretmenler için kurulduğu, Cihan Sen konfederasyonuna bağlı olduğu Bankanlar Kurulu tarafından OHAL kapsamında 23/07/2016 tarihinde Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı KHK ile Cihan Sen Konfederasyonun ve bağlı bulunan sendikaların FETÖ/PDY bağlantılı olması nedeniyle kapatıldığı, Ülke çapında FETÖ/PDY örgütü üyelerinin sözde lider Fettullah Gülen talimat ve yönlendirmesiyle özellikle 17-25 Aralık sürecinden sonra bulundukları sendikalardan istifa ederek Ufuksen, Ufuksağlıksen, Aktifsen gibi sendikalara üye oldukları, Aktif Eğitimciler Sendikasının ilk olarak 01/03/2012 tarihinde kurulduğu, 31/03/2013 tarihinde fesih kararı aldığı, kurulduktan itibaren yaklaşık 9 aylık süre içerisinde üye sayısının 35000’e ulaştığı, bu rakamın örgüt elebaşısının talimatı ile başka sendikalarda kayıtlı bulunan örgüt sempatizanlarının söz konusu sendikalarını bırakıp Aktif Eğitimciler Sendikasına üye olması nedeniyle oluştuğu, bu hareketin söz konusu sendikanın örgütsel niteliğini ortaya koyduğu, fesih sonrasında 22/11/2013 tarihinde Aktif Eğitimciler Sendikasının yeniden kurulduğu, darbe teşebbüsü sonrasına kadar faaliyetlerine devam ettiği, 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle çıkartılan KHK ile kapatıldığı, yukarıda anlatılanlar doğrultusunda özellikle 2014-2016 yılları arasında Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin örgüt ile irtibat ve iltisakı gösterir delil kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar ve ilkeler ışığında sanığın hukuki durumu değerlendirildiğinde;
Karaman il merkezinde öğretmen olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından 15.07.2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi sonrasında FETÖ/PDY mensubiyeti veya iltisaklı yahut irtibatlı olduğu gerekçesiyle Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan sanık Hulisi Eren’in, örgütün gelir kaynağı ve para aklama yeri olarak kullandığı Bank Asya’da 12/09/2014 tarihinde hesap açtırarak aynı tarihte 1.000,00 TL para yatırmak suretiyle bu miktar üzerinden katılım hesabı açtırdığı, 20/10/2014 tarihinde 1.050,00 TL, 29/11/2014 tarihinde
1.250,00 TL, 16/01/2015 tarihinde 500,00 TL, 18/03/2015 tarihinde 1.000,00 TL, 30/03/2015 tarihinde 1500,00 TL, 29/04/2015 tarihinde 1000,00 TL ATM’den para yatırma işlemlerini gerçekleştirdiği, söz konusu bankanın TMSF’ye devrinden 4-5 ay kadar sonra bankadaki hesabını sıfırlayarak 12/11/2015 tarihinde hesabını kapattığı, bu suretle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bağlantılı Bank Asya’ ya örgüt liderinin talimatı üzerine para yatırdığı, katılım hesabı açtığı, Bank Asya’nın 23/07/2016 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan BDDK kararı ile FETÖ terör örgütüne irtibat ve iltisakı nedeniyle kapatıldığı, sanığın örgütle bağlantılı olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına 10/01/2014 tarihinde üye olduğu ve üyeliğinin sendikanın kapatılmasına kadar devam ettiği, 01/03/2015 tarihinde Karaman Eğitim Gönülleri Derneğine üye olduğu, söz konusu derneğin örgüt ile bağlantısı nedeniyle KHK ile 23/07/2016 tarihinde kapatılmasına karar üyeliğinin devam ettiği, 10/05/2015 tarihli aidat belgesi ile bu derneğe 250,00 TL aidat ödediğinin anlaşıldığı, ilk derece mahkemesince tanık olarak dinlenen Kenan Önder, İsmail Özgür ve Karaman Ağır ceza mahkemesinde yargılanan Mehmet Pirgon’un ifadelerine göre sanığın 2014-2015 eğitim öğretim döneminde örgüt tarafından genel olarak dernekte gerçekleştirilen sohbet ve toplantılara katıldığı, üyesi olduğu Karaman Eğitim Gönüllüleri derneğinin faaliyetlerine katıldığı ancak sanığın örgüt mensuplarının kendi aralarında gizli haberleşme amacıyla kullandıkları Bylock, Eagle, Kakao Talk, Cover Me, Coco vb. kriptolu haberleşme programlarını kullandığına dair dosya kapsamında herhangi bir delilin bulunmadığı, sanığın örgütün legal görünümlü dernek, sendika ve Bankasya ile irtibatı haricinde yasadışı olarak sürdürdüğü alanda (mahrem yapıda veya KBİ, BBİ, örgüt muhasebeciliği, eğitim danışmanlığı vs. şeklinde) görev aldığına dair beyan veya delilin olmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan mevcut deliller ve dosya kapsamı itibariyle, sanığın sübut bulan dinleyici olarak sohbete katılma, örgüte müzahir sendikaya ve derneğe üye olma ve örgüt elebaşının talimatı sonrasında Bankasya’da hesap açıp işlem yapma şeklindeki eylemlerinin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi sebebiyle sanığın örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı, konusu suç oluşturmayan ancak örgütün amacına hizmet eden bu eylemlerin bir bütün halinde silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturacağı Dairemizce kabul edilmiş, suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri göz önüne alınarak sanığa takdiren alt sınırdan ceza tayin olunmuş, yapılan yardımın niteliği göz önüne alınarak verilen cezadan takdiren 2/3 oranında indirim yapılmış, atılı suçun 3713 Sayılı Yasanın 3.maddesinde sayılı suçlardan olması nedeniyle verilen cezanın 3713 sayılı Yasanın 5/1 maddesi gereği yarı oranında artırılmasına karar verilmiş, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki olumlu davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak sanığa verilen cezanın 5237 sayılı TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilmesine karar verilmiştir.
Her ne kadar sanık üzerine atılı suçu kabul etmemiş ise de, yukarıda ayrıntıları yazılı olduğu şekilde örgüt bağlantısını gösterir deliller yanında FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimatları doğrultusunda talimat tarihlerine de uyar şekilde katılım hesapları açması, örgüt liderinin talimatına uygun hesabına para yatırması, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatları bir bütün halinde değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüte Yardım Etme suçunun sübuta erdiği anlaşılmaktadır. Zira 17/25 Aralık 2013 süreci sonrasında özellikle seçilmiş hükümet ve devletin resmi organ ve kurumlarının FETÖ/PDY yapılanması ile karşı karşıya geldiği, örgütün haksız yere elinde bulundurduğu hukuk ve bürokrasi gücünü kullanarak illegal faaliyetlerde bulunduğu, bu durumun kamuoyuna yansıdığı, devletin resmi organ ve kurumlarınca örgütün niyetinin dile getirildiği, tüm bu hadiseleri öğretmen olup
eğitim durumu itibariyle takip eden sanığın örgütün bankasına örgütün üst düzey yöneticilerinin talimatı sonrasında yukarıda belirtilen miktarlarda katılım hesabı açarak para yatırmak suretiyle örgüte yardım kastını ortaya koyduğu, yardım suçunun oluşması için yardımın örgüt içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmaksızın yapılması, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden bir kısım faaliyetlerin bulunması gerektiği, dosyadaki deliller değerlendirildiğinde sanığın eyleminin örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçunu oluşturduğu Dairemizce kabul edilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1- Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin 27/03/2019 tarih 2018/263-2019/129 E-K sayılı kararı ile sanık Hulisi Eren hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Sanık Hulisi Eren’in Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması talebiyle hakkında kamu davası açılmış ise de, sübut bulan eylemlerinin Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüte Yardım Etme suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/3 ve 220/7. maddeleri yollamasıyla TCK’nın 314/2. maddesi gereğince suç konusunun önem ve değeri, suçun işleniş şekli, sanığın amaç ve saiki dikkate alınarak takdiren 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın örgüt üyesi olmayıp örgüte yardım eden konumunda bulunması nedeniyle 6352 sayılı Yasanın 85.maddesi ile değişik TCK’nın 220/7 maddesi gereğince cezasından takdiren 2/3 oranında indirim yapılarak sanığın 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın işlediği suçun 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde sayılan suçlardan olması nedeniyle verilen cezadan 3713 sayılı Yasanın 5/1 maddesi gereğince yarı oranında artırım yapılarak sanığın 1 YIL 18 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak sanığa verilen cezanın 5237 sayılı TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın 1 YIL 13 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Şartları oluşmadığından sanık hakkında başkaca takdiri indirim ve yasal arttırım maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının 1. cümlesinin uygulanmasına,
Sanığa verilen hapis cezası 2 yıldan fazla olduğundan 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin sanık hakkında uygulanmasına yasal olarak YER OLMADIĞINA, Aynı gerekçelerle 5237 Sayılı TCK’nın 51. maddesinin sanık hakkında uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
5237 sayılı yasanın 49/son maddesi uyarınca sanığa verilen hapis cezası kısa süreli hapis cezası olmadığından TCK’nın 50.maddesi uyarınca adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesine yasal olarak YER OLMADIĞINA,
Sanığın örgüt üyesi olmaması dikkate alınarak hakkında TCK’nın 58/9 maddesinin uygulanmasına yasal olarak yer olmadığına,
5237 sayılı TCK’nın 63.maddesi uyarınca sanığın gözaltında geçirdiği sürelerin cezasından MAHSUBUNA,
3-CMK’nun 109/3-a maddesi uyarınca “Yurt Dışına Çıkışının Yasaklanması” dair verilen ADLİ KONTROL KARARININ KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE KALDIRILMASINA,
4-Sanığa ait soruşturma aşamasında el konulan materyallerin suç teşkil etmeyen imajları alınanların karar kesinleştiğinde SAHİBİNE İADESİNE,
5-İlk derece mahkemesince yapılan 6 adet tebligat gideri olan 78,00 TL ve posta masrafı 6,20 TL olmak üzere toplam 84,20 TL nin sanıktan alınarak hazineye irad kaydına,
Dairemizce yapılan yargılama giderlerinin kararın sanık lehine değişmesi nedeniyle kamu üzerinde bırakılmasına,
6-5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 16/1 maddesi gereğince; kesinleşecek kararın soruşturmada görev alan kolluk birimlerine bildirilmesine,
Kararın bir örneğinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de sanık ve müdafiine tebliğine,
Dair, sanık Hulisi Eren’in yüzüne karşı, sanık müdafiinin yokluğunda, BAM Cumhuriyet Savcısı Ziya Ersoy(33439)’un katılımıyla, mütalaaya uygun olarak verilen kararın tefhim tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutturup hakime onaylatmak ya da bir başka ilk derece mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin ceza infaz kurumunda bulunması halinde tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle CMK.nın 286.maddesi uyarınca TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere, 13/01/2020 tarihinde oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.