1 Karar : SAKARYA BAM ONAMA(MUHALEFET ŞERHLİ)

SAKARYA BAM ONAMA(MUHALEFET ŞERHLİ) örnek karar verilmiştir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Sakarya 2. Ceza Dairesi
Esas Yıl/No: 2019/698
Karar Yıl/No: 2020/144
Karar tarihi: 07.02.2020
İSTİNAF KARARI
İSTİNAF KARARI
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, 5271 sayılı CMK’nun 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, gerekçe içeriği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre istinaf edenin sıfatına göre yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 gün ve 2017/956-370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih ve 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında, kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere; FETÖ/PDY, nihai amacı Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olan, kendine özgü özellikleri bulunan silahlı bir terör örgütüdür.
Yine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21.03.2018 tarih ve 2017/3985 esas, 2018/770 karar sayılı ve benzer nitelikteki emsal kararlarında, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank Asya’daki hesabına para yatıran sanığın faaliyetlerinin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden faaliyetler olduğu ve eylemin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı açıklanmıştır.
Bu bağlamda, banka hesap hareketleri dökümü, Masak raporu, sanık savunması, HTS kayıtları ile dosya içerisinde bulunan diğer deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanığın silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardımda bulunduğuna dair Mahkemenin kabulü yerinde görülerek;
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle reddedilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından sanık müdafiinin talepleri yerinde görülmeyerek, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Kararın bir örneğinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiine tebliğine,
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın kendilerine geliş
tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafii yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 7188 sayılı Yasanın 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 286. maddesine eklenen 3. fıkra ve devamı maddeleri uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesi nezdinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere hakim K.AKBULUT’un (104661) karşı oyu ile 07/02/2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan açılan dava üzerine Mahkemece yapılan yargılama sonucunda Düzce 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/03/2019 tarihli, 2017/349 esas, 2019/69 karar sayılı kararı ile sanığın silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan 5237 sayılı TCK’nın 220/7. ve 314/3 maddeleri yollamasıyla 314/2, 3713 sayılı TMK’nın 5/1, TCK’nın 220/7.son cümle, 62, 63, 53/1-2-3, maddeleri gereğince yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Sanığın savunması, Bank Asya hesap hareketleri, HTS analiz tutanağı, isimsiz ihbar ve dosya içerisinde bulunan diğer deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde, HTS analiz tutanağına esas teşkil eden görüşme içeriklerinin belli olmaması, yine görüşme içeriklerine ilişkin olarak sanık savunmasının aksine dosya kapsamına yansıyan herhangi bir delil bulunmaması, ihbar edenin kimlik bilgileri belli olmadığından ihbar içeriğinin denetiminin mümkün olmaması hususları birlikte dikkate alındığında sanığın örgütün hiyerarşik yapısına organik bir bağ ile dahil olduğunu ispat etmeye yeterli delil bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatlarında da açıklandığı üzere, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda örgütle irtibatlı Bank Asya’daki hesabına para yatırmak şeklindeki eylemin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmen olarak görev yapan sanığın örgüt liderinin talimatından sonraki günlere denk gelecek şekilde Bank Asya’ya 28/04/2014 tarihinde 22.000 TL bedelle, 31/03/2015 tarihinde 25.000 TL bedelle yatırarak katılım hesabı açtığı görülmekte ise de, tespit edilmesi gereken husus sanığın örgüt liderinin talimatı üzerine anılan bankaya para yatırarak katılım hesap açıp açmadığıdır.
Sanığın aşamalardaki benzer ifadelerinde özetle, 2008 yılında imam hatip olarak görev yaptığını, Bank Asya’yı diyanet camiasının yoğun bir şekilde kullanıyor olduğunu, birikimlerini burada değerlendirmeye başladığını, ayrıca fındıklarının bulunduğunu, Ağustos ayında fındığı toplayıp Nisan ayı gibi sattıklarının, Bank Asya ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hac ve umre organizasyonu konusunda anlaşmalarının bulunduğunu, 2012 yılından bu yana Bank Asya’da 20.000 TL para bulunduğunu, 2013 yılındaki fındık parasıyla birlikte araç alarak Bank Asya’da bulunan parayı bitirdiğini, 2014 yılında da fındık mahsulü satılınca 22.000 TL’yi 2014 yılı Nisan ayında bankaya yatırdığını, 2014 yılı Ağustos ayında düğün yaptığını, paranın 8.000 TLsini çektiğini, 14.000 TL kaldığını, bedelli askerlik için 2015 yılının Ocak ayında para çekerek Vakıfbank’a yatırdığını, 2015 yılı Şubat ayından sonra da bankaya para yatırmaya devam ettiğini, annesi ve babasına hac çıkınca Bank Asya’ya giderek hac parası yatırmak istediğini söylediğinde bankanın Diyanet İşleri ile
anlaşmasının bittiğini öğrendiğini, parasını çekerek Halk Bankası’na yatırdığını, 2015 yılı Mart ayında yatan paranın hac için biriktirdikleri fındık parası olduğunu beyanla, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği görülmüştür. Sanığın savunmasını doğrular mahiyette dosyaya Türkiye Diyanet Vakfı Genel Merkezi’ne gerçekleştirilen diyanet hac kayıt açıklamasıyla ödemeleri gösterir 14/03/2016 tarihli Halk Bankası’na ait dekontları, 06/09/2013 tarihli alıcısı sanık olarak gözüken 34.600 TL bedelli araç satış sözleşmesini ve düğününün 31/08/2014 tarihinde gerçekleştiğine ilişkin düğün davetiyesini ibraz ettiği görülmüştür.
Sanığın babası olan A… D…’ın tanık sıfatıyla sanığın beyanlarını doğrular şekilde ifade verdiği, savunmada dile getirilen 2014 yılının Mart ayında gerçekleştiği iddia olunan fındık satışına ilişkin olarak A… E…’in 1580 kg fındığın 2014 yılının Mart ayında kendisine satıldığını ve karşılığında A… D…’a 21.670 TL ödediğini ifade ettiği dilekçeyi dosyaya sunduğu görülmüştür.
Sanığın uzun yıllardır Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak öğretmenlik yapmasına rağmen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı A… Eğitim Sendikasına veya örgüt ile iltisaklı herhangi bir derneğe üye olmadığı tespit edilmiştir.
Bank Asya hesap hareketlerine ilişkin çıktıların, hesap hareketlerinin yer aldığı CD’nin ve MASAK raporunun incelenmesinde; sanığın Bank Asya’daki hesabının 2008 yılında açıldığı, belirtilen tarihten bu yana 2008 yılında bir kez, 2009 yılında beş kez, 2010 yılında sekiz kez, 2011 yılında dokuz kez, 2012 yılında üç kez, 2013 yılında dokuz kez, 2014 yılında bir kez, 2015 yılında üç kez döviz hesabı açtığı, Bank Asya’da bulunan hesabına 2014 yılı Nisan ayında 22.000 TL, 2015 yılı Ocak ayında 1.850 TL, Mart ayında 25.000 TL, Aralık ayında 45.000 TL nakit girişinin bulunduğu, aylık hesap bakiyelerinin ulaştığı en yüksek miktarların 2013 yılı Mart ayında 20.090 TL, Nisan ayında 30.002 TL, Mayıs ve Haziran aylarında 30.000 TL, Temmuz ayında 20.000 TL, 2014 yılı Nisan ayında 22.000 TL, Mayıs ayında 22.113 TL, Haziran ayında 22.240 TL, Temmuz ayında 22.126 TL, Ağustos ayında 15.000 TL, Eylül ayında 14.083 TL, Ekim ayında 14.006 TL, Kasım ayında 14.002 TL, Aralık ayında 14.006 TL, 2015 yılı Mart – Nisan – Mayıs – Haziran – Temmuz aylarında 25.000 TL, Ağustos – Eylül aylarında 35.000 TL, Ekim – Kasım aylarında 32.000 TL, Aralık ayında 36.000 TL, 2016 yılı Ocak – Şubat ve Mart aylarında 36.000 TL seviyelerinde olduğu, sonrasında ise para miktarının 1.325 TL seviyesine kadar düştüğü, sanığın 28/04/2014 tarihinde 22.000 TL bedelle, 31/03/2015 tarihinde 25.000 TL bedelle, 10/08/2015 tarihinde 35.000 TL bedelle katılım hesapları açtığı görülmüştür.
Sanığın, Bank Asya hareketlerine ilişkin savunmalarının tanık beyanı, dosyaya sunulan dilekçe ve sanık tarafından dosyaya sunulan belgelerle uyumlu olduğu görülmüştür.
Sanığın, örgüt liderinin talimatı öncesinde Bank Asya’da birikimlerini değerlendirmek yönünde eğiliminin olduğu, 2013 yılında 30.000 TL’ye ulaşan miktarı Bank Asya nezdinde tuttuğu, her ne kadar örgüt liderinin talimatından sonra 2014 yılı Nisan ve 2015 yılı Mart aylarında sırasıyla 22.000 TL ve 25.000 TL bedellerle katılım hesapları açmış ise de, bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonra da parasını hemen çekmeyip 10/08/2015 tarihinde 35.000 TL bedelle katılım hesabı açıp, 36.000 TL’ye ulaşan birikimini 14/03/2016 tarihine kadar anılan bankada tuttuğu görülmüştür.
Dolayısıyla, sanığın örgütle irtibatlı Bank Asya’da katılım hesabı açıp para yatırmasının örgüt liderinin talimatı doğrultusunda yapıldığına ve bu şekilde silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçunu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter derecede her türlü şüpheden uzak,
somut, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı gözetilerek, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken, mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

 

Etiketler: