1 Karar : SAKARYA BAN ONAMA(MUHALEFET ŞERHLİ) 2

SAKARYA BAN ONAMA verilmiştir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Sakarya 2. Ceza Dairesi
Esas Yıl/No: 2019/849
Karar Yıl/No: 2020/87
Karar tarihi: 22.01.2020
İSTİNAF KARARI
İSTİNAF KARARI
Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı bulunan sanık hakkında, ilk derece mahkemesince Silahlı Terör Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme suçundan verilen hüküm ile dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde davanın yeniden görülmesine karar verilmiş olmakla, Dairemizce yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
İDDİA:
Kocaeli C. Başsavcılığının 12/06/2018 tarihli ve 2018/5316 Esas, 2018/1424 iddia sayılı iddianamesi ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3, 7. maddeleri delaletiyle TCK’nın 314/2. maddesi, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi, TCK’nın 53/1-2-3, 58/9 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABUL VE UYGULAMASI :
Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/04/2019 gün ve 2018/466 esas, 2019/175 karar sayılı ilamı ile; ” Tüm dosya itibariyle; sanığın 2014 yılının Şubat ayına kadar 1-2 TL seviyesinde seyreden hesap bakiyesinin , Şubat 2014 ‘te ani bir artışla 81,002 TL olduğu anlaşılmış ve sonuç olarak Fetö/Pdy elebaşısı tarafından Bank Asya’ya yardım çağrısının yapıldığı tarihten hemen sonra söz konusu bankada 81.000 TL tutarında katılım hesabı açma işleminin sanık tarafından örgütün finans kuruluşu olan Bank Asya’ya yardım kastıyla yapıldığı kanaatine ulaşılmıştır. Sanık her ne kadar savunmasında, akrabaları olan bir kişiden borç olarak aldığı para ile muayenehanede genişletme ve bu amaçla tadilat yaptıracağını, ancak bundan vazgeçince parayı iade ettiğini belirtmiş ise de; sanığın aldığı parayı artırarak 95.000 TL olarak akrabasına iade ettiği, ayrıca borç olduğu söylenen paranın 4 ayrı tarihte 50.000, 20.000, 15.000 ve 10.000 TL olmak üzere borç ilişkisi rutinine ve yaşamın olağan akışına aykırı olacak biçimde geri ödediği dikkate alınarak, sanığın suçtan kurtulmaya dönük savunmasına itibar edilmemiştir. Diş hekimi olup muayenehane işleten sanığın dosyaya sunduğu bankacılık ve kredi faaliyetleri, MASAK tarafından tespit edilen mal varlığı değerleri, sahip olunan taşınmazlar, bankalar nezdindeki kredibilite gücü dikkate alınarak, sosyal ve ekonomik konumuna nazaran, savunması inandırıcı bulunmamıştır. Yukarıda açıklanan hususlar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, FETÖ irtibatlı kişilerle görüşmesi, birlikte yurt dışına çıkması, çocuğunu iltisaklı okullara 2016 yılına kadar göndermesi gibi eylemlerinin, örgütle organik bağ kurarak terör örgütünün hiyerarşisinde yer aldığını gösterir biçimde yeterli düzeyde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk içeren eylemler olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturmayacağı , ancak Bank Asya’daki eylemlerinin olağan bankacılık faaliyetlerinin ötesinde kaldığı, örgüt elebaşının verdiği talimata
uyarak örgütün finans kuruluşuna talimattan hemen sonra para yatırıp katılım hesabı açmak suretiyle, örgüte yardım niteliğinde bulunduğu anlaşıldığından, sanığın silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem, değeri ve sanığın kastının yoğunluğu gözetilerek alt sınırdan ayrılmaksızın cezalandırılması gerektiğine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur” gerekçesiyle sanığın silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan mahkumiyetine ve TCK’nın 314/3 ve 220. Maddeleri delaletiyle aynı Kanunun 314/2, 220/7, TMK’nın 5/1, 62, 53 maddeleri gereğince neticeten 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İNCELEMESİ AŞAMASI :
Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/04/2019 gün ve 2018/466 esas, 2019/175 karar sayılı kararına karşı, Silahlı Terör Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafii tarafından sanığın beraatine karar verilmesi talebiyle istinaf yasa yoluna başvurulmuş, Dairemizce sanığın hukuki durumunu değerlendirmek amacıyla duruşma açılmasına ve davanın yeniden görülmesine karar verilerek yargılama yapılmıştır.
SAVUNMA :
Sanık M..S..’ın Dairemizce yapılan yargılama sırasında alınan savunmasında; “Ben 2007 yılına kadar Diş hekimi olarak kamu kurumunda yani hastanelerde çalıştım. 2007 yılında emekli oldum. Kamuda çalıışırken de muayenehanem vardı. Emekli olduktan sonra da çalışmaya devam ettim. Poliklinik şekline çevirip çalışmaya devam ettim. 2 çocuğum Gebze ilçesinde bulunan Çırağan Kolejinde eğitim görmüşlerdi. Bu okulun ismi sonradan Fatih Koleji olarak değişti. Çocukların okul taksitleri nedeniyle Bank Asyada hesap açmak durumunda kaldım. Kredi kartı vermişlerdi. Avantajları nedeniyle Bank Asyanın kredi kartını bir müddet kullandım. 17-25 süreci olarak bilinen süreçten sonra esasen kredi kartını kullanmadım fakat daha önceden yapılan taksit ödemelerini günü geldiğinde ödedim. Aynı zamanda kardeşim Nurullah ile kuyumculuk faaliyeti de yürütüyordum. Gebze de iş hanında bulunan iki büroyu birleştirerek poliklinik yapmıştım bu şekilde diş hekimi olarak çalışmaktaydım. Yanımda duruma göre üçe kadar çıkabilen diş hekimi de çalıştırıyordum. Benim polikliniğimin yanındaki büronun sahibi vefat edince varisleri burayı satmak istediler. Rahmetlinin ismini Çiçekçi Zeki olarak biliyorduk. Soy ismini hatırlayamıyorum. Çiçekçi Zeki 2014 ten geriye doğru yaklaşık bir buçuk yıl önce vefat etmişti fakat mirasçıları bahse konu büroyu 2014 yılı başında satmaya karar vermişler. İş hanının temizlikçisi bu durumu bir şekilde öğrenmiş . Konuşma sırasında bana da söyledi. Mirasçıların akrabası iş hanında sigorta işi yapıyordu aynı zamanda iş hanında yöneticiydi. Bu şahsın ismi Aydan dır. Halen aynı iş hanında çalışmaktadır. Çiçekçi Zeki vefat ettikten sonra ben Aydan Bey vasıtasıyla Çiçekçi Zeki nin mirasçılarına haber gönderdim. Eğer büro satılacaksa benim haberim olsun diyerek almak istediğimi dile getirdim. Çiçekçi Zeki’nin bir erkek üç bayan olmak üzere dört mirasçısı varmış. Bir şekilde bu mirasçılara ulaştım. Bu mirasçıları temsilen aynı iş hanında emlakçılık yapan Sedat Bey benim büroma geldi. Emlakçı Sedat Beyle oturup konuştuk sonrasında Sedat Bey mirasçılarla görüşmüş ilk etapta 200 bin TL istemişler ancak 156 bin TL ‘ye anlaştık. Ben bu aşamaya kadar Çiçekçi Zekinin mirasçılarıyla muhattap olmadım kendilerini de görmedim. Şifahi anlaşmadan sonra ben para bulmaya giriştim. Bu sırada nakit olarak 60 bin TL civarında bir param vardı. Elazığ da ikamet eden ve emekli astsubay olan eniştem M…T…K…’ya durumu ilettim 100bin TL civarında bir paraya ihtiyacımın olduğunu söyledim. Eniştem Mehmet Turan ın iki çocuğu vardır. Bunlardan biri binbaşı biri de hakim idi. Bana istenilen miktarda paranın olmadığını ancak çocuklara sorup bana
döneceğini söyledi. Mehmet Turan’ın damadı olup olay tarihinde hakim olarak görev yapan E..E…Ş.. telefonla beni aradı. Emir Erdem’in eşi olup yiğenim olan Hacer de aynı tarihlerde hakim olarak görev yapıyordu. Yiğenim Hacer in araç alma sırasında yanılmyorsam kendilerine borç olarak 15 bin TL civarında para vermiştim. Sonraki süreçte paramı geri almıştım. E..E..de yiğenimin eşi olmasından dolayı diyaloğumuz vardı. E..E..bana telefonda 80-90 bin TL civarında bir parasının olduğunu, bana borç olarak bu parayı verebileceğini söyledi. Ben Emir Erdem’e iş bankasındaki hesabımı bildirdim. İlk etapta 82 bin TL gönderdi. Bir gün sonra da 9bin TL daha gönderdi. Toplamda 91bin TL bana borç para göndermiş oldu. Ben bu şekilde parayı tedarik edince mirasçılar adına hareket eden emlakçı Sedat’a söyledim. Bürosu benim hemen üst katımdaydı. Bizzat iş yerine gidip durumu söyledim. Emlakçı Sedat da mirasçılarla görüşmüş,benim talebimi iletmiş. Fakat mirasçılardan biri parayı az bulmuş zaten kendi aralarında da anlaşmazlık çıkmış, satmaktan vazgeçmişler. Yanılmıyorsam emlakçı Sedat benim iş yerime gelerek bu durumu bana söyledi. Emlakçı Sedat’ın söylemesine göre başka gayrimenkuller nedeniyle de aralarında uyuşmazlık çıkmış. Bu nedenle bana satmak istedikleri büroyu satmaktan vazgeçmişler. Ben bire bir mirasçılarla görüşmüş değilim. Ben murisleri Çiçekçi Zeki’yi tanırdım fakat mirasçılardan hiçbirini tanımam. Kendilerini de görmüş değilim. Bu nedenle ben bahse konu büroyu alamadım. Eğer bu büroyu alsaydım polikliniği genişletecektim. Sağlık müdürlüğü ve Diş Hekimleri Odasından zaman zaman denetleme amaçlı göervliler gelir. Ben bu görevlilere bahse konu büroyu gösterdim. Burayı satın aldığım durumda kendi polikliniğime katmamda bir sorun teşkil edip etmeyeceğini sordum. Gelen görevliler de yeni bir plan çizdirilmesi durumunda herhangi bir sorun teşkil etmeyeceğini söylediler. Ziya Kahraman’ın oğlu mimardır. İsmini hatırlamıyorum fakat kabaca bir plan çizdirmiştik. Sağlık müdürlüğünden denetime gelen görevlilere de göstermiştim. Tamam olur bir mahsuru yok şeklinde söylemleri olmuştu. Az önce söylemeyi unuttum . Emlakçı Sedat ile görüşüp 156bin TL ye şifahen anlaşınca hakim olan yiğenim Hacer’in eşi E..E..tarafından bana gönderilen paranın tamamını iş bankasından çekmiştim. Fakat az önce anlattığım gibi mirasçılar arasındaki uyuşmazlık nedeniyle gayrumenkulün satışı gerçekleşmedi. İş bankasından bana gönderilen parayı çektikten sonra kardeşim Nurullah ile işlettiğimiz kuyumcu dükkanının kasasına koydum. Zaten nakit olarak da kendimizin 60bin TL nakitimiz kasada duruyordu. Büronun satışı gerçekleşmeyince ben yiğenimizin eşi Emir Erdem’i telefonla aradım. Kendisine borç olarak gönderdiği parayı iade etmek istediğimi söyledim. Kendisine teşekkür ettim. Akabinde benim Bank Asyada hesabım olduğunu Bank Asyanın herhangi bir şekilde EFT ücreti almadığını , bu nedenle bu parayı Bank Asya aracılığı ile kendisine iade edebileceğimi ifade ettim. Gerçekten Bank Asya o tarihte herhangi bir EFT ücreti almıyordu. Bank Asya dışında herhangi bir bankadan bu parayı E..E..in hesabına EFT yapmam durumunda miktarını hatırlayamamakla beraber ciddi sayılabilecek EFT ücreti alınıyordu. Bu nedenle ben EFT nin Bank Asyadan yapılması halinde masrafsız olacağını dile getirdim. Benim bu konuşmam üzerine E..E..” benim şimdi paraya ihtiyacım yok, bu parayı Bank Asyadaki hesabına üç ay vadeli olarak yatır ihtiyacım olduğunda ben sana haber veririm sen de bana parayı gönderirsin.” dedi. Ben Emir Erdem’e ait olan paranın 81bin TL’sini bu şahsın talebi üzerine Bank Asyadaki kendi hesabıma vadeli olarak yatırıldı. Esasen 91bin TL göndermişti fakat kuyumcu dükkanında lazım olduğundan ben sadece 81bin TL’sini bu şekilde kendi hesabıma ama Emir Erdem’in adına bu şekilde yatırmış oldum. Yanlış hatırlamıyorsam yaz aylarında yanımda çalışan Rabia Dağdelen’e 5 bin TL verdim. E..E..adına açtırmış olduğum kar payı hesabına bu 5 bin TL yi de yatırdım. Bu para da E..E..in parasıdır. Esasen diğer geriye kalan 5 bin TL yi de yine E..E..adına açtırmış olduğum kar payı hesabına yatırdığımı hatırlıyorum. Fakat hesaplarda görülüp görülmediğini bilemiyorum. 2014 yılı yaz ayları içerisinde E..E..beni telefonla aradı. Bana 50 bin TLye ihtiyacı olduğunu bu miktar paranın kendisine gönderilmesini istedi, diğer paranın bu hesapta kalmasını istedi. İhtiyacı olduğunda diğer parayı da isteyebileceğini dile getirdi. Ben de tamam dedim. Ben Emir Erdem’in bildirdiği hesap numarasına 50 bin TL Bank Asya üzerinden EFT yaptım.
Zaten mevcut hesap üzerinden gönderildi. 2015 aralık ayı geldiğinde E..E..beni aradı bahse konu hesapta ne kadar para var ise hepsinin gönderilmesini istedi. Geriye kalan para nemalarıyla birlikte belli bir miktar tutuyordu. Geçmiş gün olduğu için ben tam parayı hatırlayamıyorum. Ben bank asya şubesine gittim esasen benim adıma olup fiilen E..E..in olan bu parayı E..E..in bildirdiği hesaba EFT yapmak istedim. Banka görevlisine bunu söyledim. Banka görevlisi bankayı kastederek ” Banka BDDK’ya devredildi, 20bin TL limit konuldu onun üzerinde havale yapılamaz” dedi. Aynı görevli “Biz bunu 20 bin TL ve altı olarak bölelim ve bu şekilde peyder pey belirilen hesaba gönderelim” dedi. Ben de olur dedim. Ben tek seferde banka görevlisinin tanzim ettiği belgeleri imzaladım. Anladığım kadarıyla bahse konu limit nedeniyle geriye kalan para üç ayrı EFT ile E… E…’in hesabına gönderildi. Bu şekilde paranın tamamı 2015 yılı aralık ayının başında gönderilmiş oldu. Ben banka dekontlarını aynı anda imzaladım. Üç ayrı günde Bank Asya ya gitmiş değilim. Bilirkişi raporları ve Bank Asya hesap hareketlerinden görüleceği gibi Emir Erdem’in isteği üzerine açılan bahse konu kar payı hesabı dışında benim kendi adıma bu bankada kar payı hesabı yoktu. Bahse konu kar payı hesabı Emir Erdem’in talebi üzerine açılmıştır. Bu hesabın E..E..in talebi üzerine açıldığı hususuna Emir Erdem’in kayınpederi olan ve benimde eniştem olan M…T…K… şahittir. Her ne kadar Emir Erdemle konuşmamız telefon ile olmuş ise de sonraki süreçte eniştem ile yaşanan bu olayı konuştuk dolayısıyla eniştem Mehmet Turan da bu yaşanan sürece tanıktır. Yaklaşık 2 -3 yıl kadar sonra emlakçı Sedat yanıma geldi. Daha önceden bana satmak istedikleri büro ile aynı katta fakat benim polikliniğime katma imkanım olmadığı başka bir büronun da aynı kişeiler tarafından satılığa çıkarıldığını söyledi. Polikliniğimin yanındaki büroyu zaten almak istiyordum diğer büroyu da depo olarak kullanma düşüncesindeydim. Bu nedenle emlakçı Sedatla görüşmelere başladık ve anlaştık. Emlakçı Sedat a kapora verdim önceki vaka gibi olmaması geretiğini söyledim. Emlakçı Sedat ile anlaştık. İki büroyu toplamda 256 bin TL ye satın aldım. Fakat her iki büronun tescili oğlum Ahmet Sular adına yapıldı. Üniversiteye çalıyşıyordu.” oğlum çalış diş hekimliğini kazan burayı da çalıştır .” dedim . Bu nedenle tapuda tescil oğlum adına gerçekleşti. Ben tapuya gitmedim . Oğlum Ahmet ve emlakçı Sedat ve büroların satışını gerçekleştirecek Mübeccel hanım diye biri tapuya gidip işlemi gerçekleştirmişler. Mübeccel Çiçekçi Zeki’nin eşi midir mirasçılarından biri midir bilemiyorum. Ben Mübeccel in çiçekçi Zekinin eşi olduğunu tahmin ediyorum. Dolayısıyla daha önceden almak istemiş olduğum bahse konu büroyu da diğer büroyu da bu şekilde almış oldum. Benim polikliniğimin yanında yer alıp polikliniğime kattığım büronun bağımsız bölüm numarası tapuda 44 nolu taşınmazdır. 42 nolu taşınmazı ise ben depo olarak kullanmaktaydım. Ben yurt dışına değişik tarihlerde çıktım. 2010 yılında Sri Lanka ya gezi amaçlı gittim. Sorduğunuz Sakip Turgut isimli şahısta bu gezide vardı. Benim çocuğumun okuduğu kolejde Sakip Turgut öğretmen olarak görev yapıyordu. Aynı zamanda benim hastamdır çünkü polikliniğimde dişlerini yaptırmıştı. Yanılmıyorsam edebiyat öğretmeniydi. Fizik Mer in sahibi Gürkan isimli arkadaşım da vardı. Toplam 9-10 kişiydik . Ben bu geziye katılanlardan Sakip ile Gürkan’ı tanıyordum. Diğerlerini tanımıyordum. Sri Lanka gezisine daveti bana Gürkan isimli arkadaşım yaptı. Sakip de aynı teklifi yapmıştı Gürkan’ın geldiğini de söylemişti. Ben de tamam dedim. Kurban bayramına denk geliyordu. Ben de tatil amaçlı bu geziye katıldım. Sri Lanka da kurban kesildi fakirlere dağıtıldı. Bu gezi sırasında toplamda iki şehri gezdik. Toplam 5-6 gün kadar kaldık. Konaklamalar otelde gerçekleşti. Kurban eti dağıtımı haricinde herhangi bir etkinliğe ben rastlamadım. Bu şekilde hareket edeceklerini yani kurban kesip dağıtacaklarını ben tahmin etmemiştim orda öğrendim. Ben herhangi bir şekilde bir dönem cemaat olarak da bilinen bu yapının içerisinde yer almadım. 2013 yılında Gebze ticaret odası seçimleri gerçekleştirildi. İki liste yarıştı. Bunlardan birisi Nail Çiler in listesi diğeri ise GESİAD’ın desteklediği listeydi. Nail Çiler Hundayi Bayi ve servis işi yapmaktadır. Ailecek de görüşürüz. Benim çalıştırdığım poliklinik adına şirket vardır . Şirketimden dolayı ticaret odası seçimlerinde oy kullanmaktayım. Ben Na…Ç… adına çalıştım. Seçimi benim desteklediğim liste kazandı. Ben Meslek Komitesi üyesi oldum. Benim
kardeşim de aynı listede ticaret odasının Meclis üyeliğine seçildi. GESİAD, geçmişte cemaat olarak bilinen bu yapının kurduğu bir oluşumdur. İki şirketim olmasına rağmen benim buraya bir üyeliğim yoktur. Küresel Doktorlar Gebze Derneği üyesiyim. Bunun eski adı Vefa Sağlık Çalışanları Derneğidir. Yanılmıyorsam 2013 yılında kuruldu. Fakat herhangi bir faaliyeti olmadı. Bir dönem sonra da 2015 yılında feshedildi. Ben hiçbir faaliyetine katılmadım. Zaten faaliyeti de olmadı. Ben uzun yıllar hem kamuda hem de kendi muayene hanemde insanlara hizmet etmeye çalıştım. Devletine ihanet eden örgütle ve yapıyla anılmam beni üzmektedir ve hicap duymaktayım. Suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi istiyorum, ilk derece mahkemesinde yargılama sırasında ben savunmamı yaptım. Çok detaya inilmek istenmediği için detaya inmedim. Ben bank asya nedeniyle yargılandığım için yiğenimin eşinden aldığım parayı Bank Asyada onların isteği ile tuttuğumdan dolayı yargılandığımdan önceki savunmamda belirttiğim” kötü niyetli olduklarını düşünemedim.” şeklindeki cümlem benim yorumumdur. Yoksa E..E..Şimşek’in hangi kasıtla hareket ettiğini bilemem. Fakat dava bunun üzerine yürüdüğü için böyle bir çıkarım yaptım. Mahkemenizde de olayı detaylı bir şekilde izah ettim. Yazılı savunmalarımızda da bunlar anlatılmıştır ” şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık M..S..’ın ilk derece mahkemesinde duruşmada alınan savunmasında: ” Önceki savunmalarım doğrudur, suçlamaları kabul etmiyorum, benim sadece çocuklarım bu yapıya ait okullarda okumuştu onun dışında bir bağım yoktur, Bankasya hesabım ise bu okulun birtakım ücretleri sebebiyle açılmıştır, zorunluydu, oradan taksitlendirme yapılıyordu, 2014 sonunda çocuklarımı okullardan almıştım, Bankasya hesabım ilk kurulduğu zamanlarda açılmıştır, yanımızdaki büro satılıyordu diye akrabalarımdan borç istemiştim, yeğenimin eşi bana paranı Bankasya’da tut biz istediğimiz zaman gönderirsin demişti, parayı gönder dediklerinde kötü niyetli olduklarını düşünmedim, benim Bankasya hesabım çok eskidir yanılmıyorsam 2001 yılında açmıştım, ben Gebze’de diş hekimi olarak çalışmaktayım, Küresel doktorlar derneğine doktor arkadaşlarımın davetleriyle üye olmuştum, açılışa da belediye başkanları ve kaymakamlar gelmişti, daha sonra hiçbir toplantılara katılmadım ve istifa ettim, dilekçemi de yazdım, 2014 sonu gibi de dernek kapanmıştı, Srilanka’ya sadece turistik gezi amacıyla gitmiştim, D… Ç…. diye bir arkadaşımız vardı, kendisinin cemaatteki etkinliği hakkında bir fikrim yoktur, ben F… B..isimli kişiyi tanımam, ben bu kişinin ifadelerini kabul etmiyorum, kendi görüşleridir, 35 yıllık diş hekimiyim, şuan görevde olan birçok devlet yetkilisi benim hastamdır, birçok kaymakam benim hastamdır, Ç… D..r’ı hatırlamıyorum, ancak Eda Erortay benim yanımda çalışan hekimdir, D… Ç….n benim muayenemin altındaki mutfak dolapçısıydı, aynı zamanda hastamdır, E..E..Ş…ise belirttiğim gibi yeğenimin eşidir, savunmamı yazılı olarak da sunuyorum, (alındı, okundu, dosyasına konuldu.) Albarakatürk’te de hesabım vardır, çektiğim krediler de oradadır, bu hesabım da 2000 yılından öncedir, böyle bir yapı ile suçlamayı utanç kabul ediyorum, öncelikle beraatimi talep ederim ” şeklinde savunmada bulunmuştur.
TANIK BEYANLARI:
Tanık S..U..’un Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesinde talimat yoluyla alınan beyanında; “Ben bana okumuş olduğunuz talimat evrakında belirtilen adreste bulunan Cansal İş merkezinde yöneticilik yapmaktaydım, orada 73 iş yeri bulunmaktadır. Sanık M..S..’ın 2014 yılında bu iş yerinin ikinci katında bulunan M..S..’ın iki dükkanı vardı, onun bitişiğinde bulunan dükkanı Zekiden ve oğlundan almak istedi. Bende aracı oldum, ancak Zeki bey ölmeden önce aileler arasında satışını istenmediği için satış gerçekleşmedi, Zeki bey 180-200 Bin TL tutarında fiyat istediler, Mehmet beyde 150-160 Bin TL teklif ettiler, normalde oradaki dükkanların fiyatları 140-150 Bin TL idi, bitişik olduğu için fiyatları yüksek tutmak istediler, Zeki bey ve ailesi istemediği için satıştan vazgeçtiler, 2015 yılında
Zeki bey vefat ettikten sonra 2017 yılında Zeki beyin mirascıları benim yanıma gelerek kendilerine kalan 7 dükkanın alıcısı olursa benim bilgilendirmemi istediler. Daha önce satışı yapılmayan dükkan ve bir dükkana daha M..S.. tekrardan taliplisi oldu, mirascılara ait 2 dükkan için 200 küsür Bin TL ye anlaştılar, bu görüşmeler benim ofisimde oldu, satmak istedilerini bana söylemeleri üzerine, bende Mehmet beyi aradım, benim ofisimde görüştüler, daha sonra telefonlarını birbirine verdiler, ben aradan çekildim. Tapu aşamasına hiç katılmadım, anlaşmak için Zeki beyin gelini ve torunu geldi, olayla ilgili bilgim bu kadardır” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık M…T…K…’nın Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinde talimat yoluyla alınan beyanında; “M..S..,benim eşimin kardeşi olur. Hatırladığım kadarıyla 2014 yılında M..S.., muayahanesini büyütmek için yanındaki dükkanı almak istemiş, bu nedenle benden 80.000-100.000TL aralığında borç para istemişti. Ben de yanımda olmadığını ama damadım E… Ş….’e sorabileceğimi söyledim. Damadıma durumu iletince, Mehmet ile kendisi irtibata geçtiler. Ben bir süre sonra M..S..’a durumun akibetini sorunca, E..Ş..’in kendisine parayı gönderdiğini söyledi. Fakat mal sahipleriyle aralarında anlaşmazlık olması nedeniyle dükkanı satışından vazgeçildiğini borç aldığı parayı E..Ş..’e göndermek istediğini, Erdem ile görüştüğünde parayı şimdilik ihtiyacının olmadığını Bank Asya’ya 3 aylık vadeli yatırmasını istediğini söyledi. Kendisinin paraya ihtiyacı olduğu taktirde parayı isteyeceğini söyledi. Sonradan duyduğuma göre bir süre sonra bu parayı iade etmiştir. Ama nekadar süre sonra olduğunu hatırlamıyorum. Paranın iade edildiğini bana M..S.. söyledi. Parayı peyder pey iade ettiğini söyledi. Ama taksit miktarlarını bilmiyorum. Neden peyder pey parayı gönderdiğini de bilmiyorum. Damadım ve M..S.. arasındaki görüşmelere eşim Meliha Kaya şahit olmuştur. Eşim bu konuda daha detaylı bilgi sahibidir. Damadımın paranın neden Bank Asya’ya yatırılmasını istediğine dair bilgim yoktur. Çok net hatırlamamakla birlikte paranın iadesini 2015 yılında yapıldığını düşünüyorum. Net hatırlamamakla birlikte paranın geri ödemesinin bir kısmı Bank Asya’nın TMSF’ye devir olduğu döneme sarkmış olabilir” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Nail ÇİLER’in Gebze 2. Ağır Ceza Mahkemesinde talimat yoluyla alınan beyanında; “Ben sanık M..S..’ı yaklaşık 15 – 20 yıldır tanırım. Kendisini iyi tanırım. Kendisi odaya bağlı bir esnaf olduğu için, ben de oda başkanlığını uzun süredir yaptığımdan kendisini iyi tanırım. Kendisi iyi bir diş hekimidir. Hatta hayırsever niteliği de vardır. Oda olarak gönderdiğimiz maddi durumu iyi olmayan kişilere ücretsiz olarak tedavilerini yaptığı da olmuştur. Kendisi 2013 yılında Gebze Ticaret Odası Başkanlığı seçimlerinde açıkça benim tarafımı desteklemiştir. Benim komitemin üyesidir. O dönemki seçim tutanakları istenirse, ben sunabilirim. Resmi kayıtlarda da benim komitemin üyesi olarak ismi geçmektedir. O dönem benim karşıma FETÖ/PDY Terör Örgütü’nün Gebze’deki uzantısı GESİAD’ın desteklediği kişi ve kişilere karşı kendisi benim yanımda olmuştur ve beni açıkça desteklemiştir. Hatta hatırladığım kadarıyla kendisi ticari ortaklık olarak işletme sahibi olduğu için “Ortağım belki karşı grubuna oy verir. Bu yüzden ondan da yetki alayım. İşi sağlama alayım. Oyumuz karşıya kaçmasın” diyerek, onun da yetkisini almış ve doğrudan bana oy kullanmıştı. Kendisi gizli değil, açıktan beni desteklemiştir. Bunu da herkese söylemiştir. Hatta kardeşinin de bizim meclis üyemiz olarak, bizi desteklemesini sağlamıştır ve meclis üyesi olmuştur. Yine kardeşi başka bir şirketinde sanığın iş ortağıdır. Yine 2013 yılındaki seçimi kazanmamın ardından, 2018 yılında yapılan son seçimde de yine açıkça kendisi ve kardeşi beni desteklemiştir. Ben onun FETÖ ile bağlantılı herhangi bir faaliyetine şahit olmadım” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık E..E…Ş..’in Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinde talimat yoluyla alınan beyanında; “Bana sormuş olduğunuz M..S.. isimli şahsı tanırım. Kendisi benim eşimin dayısı olur. Kendisi Kocaeli Gebze ilçesinde diş hekimi olarak çalışır. Kendisi ile aramda iki kez farklı tarihlerde borç ilişkisi olmuştur. 2012 yılında yeni bir araba almak için 15.000 TL borç aldım. Yaklaşık bir yıl sonra
borcumu ödedim. 2014 yılının başlarında sanık diş kliniğinin bulunduğu binadaki başka bir dükkanı satın almak istediğini söyleyerek benden borç para istedi. Ben de Vakıfbank hesabımda bulunan yaklaşık 80.000 TL civarı parayı Vakıfbank üzerinden şuanda hatırlayamadığım ancak Bankasya olmayan sanığın başka bir banka hesabına gönderdim. Kısa bir süre sonra bir 10.000 TL daha sanığın hesabına parayı gönderdim. Toplamda 90.000 TL civarında bir borç para göndermiştim. Birkaç ay içerisinde sanık ile telefonda görüştüğümüzde dükkan sahibiyle anlaşamadıklarını söyleyerek bana parayı geri göndermek istediğini söyleyerek benden hesap numarası istedi. Ben de Vakıfbankta bulunan maaş hesabımın numarasını gönderdim. Sanık bana Bankasya’Da hesabı olduğunu ve bu bankanın müşterilerinden EFT ücretini almadığını söyleyerek, Bankasya’dan göndermek istedi. Ben de o an paraya ihtiyacım olmadığı için parayı bankada kar payı almak suretiyle değerlendirmenin daha doğru olacağını düşünerek sanığa benim adıma kendi hesabımda bu parayı bir müddet tutmasını söyledim. 3 aylık vaade tarihi bittikten ve kar payı dağıtıldıktan sonra sanık kar payı ile birlikte bana olan borcunun hepsini hesabıma gönderdi. Benim Bankasya nezdinde herhangi bir hesabım bulunmamaktaydı. Ne benim ne de sanık M..S..’ın Fetö/PDY silahlı terör örgütü ile herhangi bir irtibatımız bulunmamaktadır. Benim hakkımda hali hazırda aynı suçtan dolayı ceza yargılaması devam etmektedir ve istinaf aşamasındadır.
Gereği üzerine soruldu:
Yukarıda açıkladığım üzere 2014 yılı içerisinde sanığa 90.000 TL civarında borç para vermiştim. Sanığın paramı geri verme aşamasında paranını tamamını aynı anda mı, yoksa peyderpey mi ödediği hususunu hatırlamıyorum. 90.000 Tl civarındaki bu paranını sanık tarafından bana 2014 yılı içerisinde tamamen ödendiğini hatırlıyorum. Bana sormuş olduğunuz 2015 yılı içerisinde yapılan EFT işlemlerini hatırlamıyorum. ” şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
Sanık M..S..’ın Şubat 2014 tarihinde 81.000 TL dolayında parayı örgüt liderinin talimatlarına uyarak örgüt ile bağlantılı Bank Asya’ya yatırdığı. Aynı zamanda örgüt ile bağlantılı Küresel Doktorlar Derneği üyesi olduğu, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda mahkemenin kararında ve delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı herhangi bir husus bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi talep ve mütalaa edilmiştir.
DELİLLER:
Sanık savunması
Tanık beyanları
BankAsya Hesap Hareketleri
Bilirkişi Rarporu
MASAK Raporu
Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2018/466 esas sayılı dosya içeriği
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, OLUŞ, KABUL VE GEREKÇE :
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 gün ve 2017/956-370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih ve 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında, kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere; FETÖ/PDY, nihai amacı Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olan, kendine özgü özellikleri bulunan silahlı bir terör örgütüdür.
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması
gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21.03.2018 tarih ve 2017/3985 esas, 2018/770 karar sayılı ve benzer nitelikteki emsal kararlarında, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda anılan örgütle irtibatlı Bank Asya’da hesap açma, hesaba para yatırma gibi faaliyetlerin, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden faaliyetler olduğu ve eylemin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı açıklanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında,
Dairemizce yukarıda belirtilen tanıkların beyanlarının talimat yoluyla aldırıldığı, Müflis Bank Asya ve BDDK ile yazışma yapılarak ilgili yazı cevaplarının dosya arasına alındığı, tüm dosya kapsamı itibariyle sanık M..S..’ın yeniden ayrıntılı savunması alınmıştır.
Belirtilen deliller ve Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesince yargılama aşamasında tartışılan delillerle sanık savunması birlikte değerlendirildiğinde; sanığın 2014 yılında örgüt liderinin talimatıyla uyumlu olacak şekilde rutin bankacılık hareketleri dışında para yatırma ve hesap açma işlemleri gerçekleştirdiği, dolayısıyla sanığın silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediğinin kabulü ile mahkumiyetine dair ilk derece mahkemesince verilen kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1 – Sanık M..S.. hakkında “silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan ilk derece mahkemesi tarafından verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından,sanık ve müdafiinin istinaf dilekçesinde ve duruşmada ileri sürdüğü tüm itirazlarının reddiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşmalı incelemesi yapılan hükme yönelik İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2 – Kararın kesinleşmesinden sonra dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
3- İlk derece mahkemesi ve Dairemizdeki yargılama sırasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen yargılama giderinin sanıktan tahsili ile maliye hazinesine İRAT KAYDINA,
Dair, sanık ile müdafii M… M…R…..’in yüzlerine karşı, BAM Cumhuriyet Savcısı Orhan KARAKURT (38501)’un katılımıyla, mütalaaya uygun, CMK’nin 280/2 ve 286 maddeleri uyarınca verilen karara yönelik olarak, duruşmada hazır bulunanlar yönünden tefhim tarihinden, yokluğunda karar verilenler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin ceza evinde bulunması halinde, ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, CMK’nin 286 ve devamı maddeleri uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere oy çokluğuyla verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/01/2020
MUHALEFET ŞERHİ:
Sanık hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan açılan dava üzerine Mahkemece yapılan yargılama sonucunda Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/04/2019 tarihli, 2018/466 esas, 2019/175 karar sayılı kararı ile sanığın silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan 5237 sayılı TCK’nın 314/3 ve 220/7. maddeleri yollamasıyla 314/2, 220/7.2.cümle, 3713 sayılı TMK’nın 5/1, TCK’nın 62, 53/1-2-3,63 maddeleri gereğince yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatlarında da açıklandığı üzere, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda örgütle irtibatlı Bank Asya’da hesap açmak, hesabına para yatırmak şeklindeki eylemlerin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Ancak;
Tüm dosya kapsamına göre sanığın hukuki durumu değerlendirildiğinde;
Sanığın, örgütle irtibatlı Bank Asya’da 21/08/2001 tarihinde hesap açtığı, alınan savunmasında, diş hekimliği yaptığı muayenehanesinin olduğu iş merkezindeki yan büroyu muayenehanesini genişleşmek amacıyla satın almak için yeğeninin eşi E..E..Şimşek’ten borç para istediğini, büronun satılmasından vazgeçilmesi üzerine büroyu alamadığını, borç aldığı parayı geri iade etmek istediğini, masraf ödememek için EFT işlemini Bankasya üzerinden yapacağını söylemesi üzerine E..E..Şimşek’in “benim bu paraya ihtiyacım yok, bu parayı Bankasya’daki hesabına üç ay vadeli olarak yatır, ihtiyacım olduğunda ben sana haber veririm, sen de bana parayı gönderirsin” demesi üzerine gönderdiği paranın 81.000 TL’sını Bankasya’da katılım hesabı açarak yatırdığını, bilahare 5.000 TL’sını da katılım hesabına yatırdığını savunduğu, tanık olarak dinlenen E..E..Şimşek’in de sanığın bu savunması doğruladığı, yine tanık S..U..’un da sanığın bu büroyu satın almaya çalıştığına dair beyanlarını doğruladığı, E..E..Şimşek’in açıklama kısmında borç yazarak 06/02/2014 tarihinde 82.000 TL, 07/02/2014 tarihinde 9.000 TL olmak üzere toplam 91.000 TL parayı sanığa gönderdiğinin Türkiye İş Bankası hesap özetinden anlaşıldığı, sanık tarafından Bankasya’da 81.000 TL tutarlı katılım hesabının da bu paraların gönderildiği tarihten çok kısa bir süre sonra 10/02/2014 tarihinde açıldığı, bu tarihlerin de sanığın savunması ile uyumlu olduğu, yine sanığın Bankasya hesabındaki paradan 50.000 TL’sını borç aldığı E..E..Şimşek’e 08/08/2014 tarihinde EFT ile gönderdiği, kalan tutarı anılan bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredildiği 29/05/2015 tarihinden hemen sonra çekmeyip bir müddet daha bankada tuttuğu, kalan borcunu 04/12/2015 tarihinde 20.000 TL, 09/12/2015 tarihinde 15.000 TL, 11/12/2015 tarihinde 10.000 TL olarak peyder pey E..E..Ş…’in banka hesabına EFT ile gönderdiği, bu şekilde katılım hesabı getirisi ile birlikte E..E..Şi….’e toplam 95.000 TL ödeme yaptığı, satın almak istediği büronun 2017 yılında yeniden satışa çıkması üzerine büroyu başka kaynaklar ile satın aldığı, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Bankasya’ya para yatırışının ve katılım hesabı açılışının örgüt liderinin talimatı doğrultusunda gerçekleştirildiğinin sabit olmadığı, gerçekleştirilen hesap hareketlerinin rutin bankacılık faaliyeti olup örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği;
Dolayısıyla, sanığın müsnet suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter derecede her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı gözetilerek atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı olup, sanığın üzerine atılı müsnet suçu işlediği sabit olmadığından atılı suçtan CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Etiketler: