2 Karar : 1 Karar : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ Bursa 2. Ceza Dairesi BOZMA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ Bursa 2. Ceza Dairesi örnek olarak verilmiştir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Bursa 2. Ceza Dairesi
Esas Yıl/No: 2019/223
Karar Yıl/No: 2020/74
Karar tarihi: 16.01.2020
İSTİNAF KARARI
İSTİNAF KARARI
Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince verilen karar ile dosya içeriğine göre CMK 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilmiş olmakla, dairemizce yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
YARGILAMAYA KONU İDDİA:
Yalova Cumhuriyet Başsavcılığının 23/05/2018 tarih ve 2018/5163 Soruşturma, 2018/1792 Esas ve 2018/209 iddianame değerlendirme numarası ile sanığın Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan dolayı, iddianamede belirtilen sevk maddeleri uyarınca cezalandırılması talebi ile mahkememize kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜ VE UYGULAMASI;
Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2018/440 esas sayılı yargılama dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucunda; “Fetö\Pdy silahlı terör örgütü ile irtibatlı eğitim kurumlarında matematik öğretmeni olarak görev yapan sanık Neslihan TEMİZKAN’ın;
Bank Asya Hesap Hareketleri ve buna ilişkin hazırlanan bilirkişi raporuna göre;
Sanık Neslihan TEMİZKAN’ın 22/01/2016 tarihine kadar Bank Asya hesabını aktif olarak kullandığının tespit edildiği,
Sendika Kayıtları
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğünün 28/11/2018 tarihli yazısı ile sanık Neslihan TEMİZKAN’ın Fetö/Pdy ile irtibatlı Pak Eğitim İş Sendikasına 10/09/2014-23/07/2016 tarihleri arasında üyelik kaydının bulunduğunun tespit edildiği,
SGK kayıtlarına göre, sanık Neslihan TEMİZKAN’ın
-25/08/2006 ile 31/07/2011 tarihleri arasında (İstanbul) Fırat Eğitim Merkezi İşletmeleri Tic Aş’de,
-01/08/2011 ile 30/06/2014 tarihleri arasında (Kırklareli) Kırklar Özel Eğitim Hizmetleri Aş’de,
-02/07/2014 ile 31/07/2015 tarihleri arasında (Yalova) Işık Eğitim İşletmeleri Aş’de
Öğretmen olarak çalışma kayıtlarının bulunduğunun anlaşıldığı…
Sanığın tüm çalışma hayatının örgütle irtibatlı kurumlardan ibaret olması ve örgüte bağlı eğitim
kurumlarının özellikle örgütün paralel devlet yapılanması yöntemiyle devlet erklerinin ele
geçirilmesi amacına yönelik olarak, örgütün propagandası yapılıp ideolojik eğitim verilmeye
çalışılarak örgüte eleman kazandırılan yerlerden olması itibariyle; örgütün üyesi olmayan bir kişinin
bu kurumlarda yaklaşık 9 yıl gibi uzun bir süre kurumlar arasında tayin görmek suretiyle öğretmen
olarak görev almasının örgütün stratejisine ve hayatın olağan gerçeklerine uygun düşmeyeceği
hususları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
İnkâra yönelen savunma içeriklerinin cezadan ve sorumluluktan kurtulmayı amaçladığı kanaatine
varılmış, inandırıcı bulunmadığından itibar edilmemiştir.
Yaptığı görevler, sahip olduğu bilgi ve tecrübe, tahsil durumu ve örgütteki konumu itibariyle bu
oluşumun bir silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olan sanığın,
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir
şekilde ve örgütün amaçları doğrultusunda yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylem ve
faaliyetlerde bulunduğu, örgütle hiyeraşik ve organik açıdan tam bir disiplin içinde bağlı olduğu,
Bu haliyle sanığın; 15 Temmuz darbe girişimine kadar olan süreçte sözde meşruiyetini toplum
nezdinde inanç değerlerini, kamu otoritesi nezdinde ise hukuksal zemini istismar ederek
sağlayagelmiş olan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmakla, suçun işleniş şekli,
suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, sanığın güttügü
amaç ve saik, kasta dayalı kusurun ağırlığı, örgütsel faaliyetlerinin niteliği ve etkinlik dereceleri
gözetilerek, eylemlerine uyan TCK 314/2 maddesi gereğince; suç için yasada öngörülen cezanın alt
sınırdan ceza tayin edilmek suretiyle mahkumiyetine dair hüküm tesis etmek gerekmiştir.
Sanığın işlediği suçun terör suçu olması nedeniyle 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. ve
5/1. maddeleri gereğince cezasında 1/2 oranında artırım yapılmıştır.
Sanığın geçmişi, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği
üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak TCK.nun 62. maddesi gereğince cezasında
takdiren 1/6 oranında indirim yapılmıştır.
Açıklanan gerekçe ve dosya kapsamı ile yapılan yargılama sonucunda oluşan tam vicdani kanıya
göre aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçeleri ile sanığın mahkumiyetine karar
verilmiştir.
İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
Dairemizce yapılan inceleme neticesinde; dosya kapsamı, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve
belgeler ile istinaf dilekçe içeriklerine göre, sanığın hakkındaki delillerin yeniden değerlendirilmesi
açısından duruşma açılmasına ve davanın yeniden görülmesine karar verilmiştir.
SAVUNMA :
Sanık Neslihan Temizkan’ın İlk Derece Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında alınan
savunmasında; “Ben bu şekil itham ediliyorum ama bunlarda çalıştığım için böyle bir şeyle itham
ediliyorum. Bu kurumlarda çalıştığım için. Branşım matematik olduğu için zaten tercih edilen bir
branştı. O yüzden ben eşimin görev yaptığı illerde kendim bireysel olarak başvurdum. İşe alındım
yani başörtülü olduğum için daha önceki yerlerde, öteki yerlerde çok almıyorlardı zaten. Ben de bu
yüzden bu kurumlara başvurdum. 2015 yılında dershane genel, branşım matematik olduğu için
tercih edilen bir branştı. İhtiyaç olan bir branş olduğu için eşimin görev yaptığı illerde tamamen
maddi ihtiyaçtan kaynaklı başvurduğum bu kurumlarda işe alındım. Bu kurumların dışındaki
dershanelere başvurdum fakat başörtülü olduğum gerekçe göstererek işe almadılar. 2015 yılında
dershaneye gelen öğrenci sayısında büyük ölçüde düşüş yaşandığından işten çıkarıldım. Eşim Milli
Eğitim’de öğretmen olarak çalıştığı için ataması Milli Eğitim tarafından kendi branşında ihtiyaç olan
illere tercih yoluyla yapılmaktadır. Hal böyleyken benim kurum içinde tayin yoluyla atandığım
iddiası geçerliliğini kaybediyor. Çünkü eşimin ataması gerçekleşmediği bir ile benim dershane
tarafına atanmam mantıken izaha muhtaç, çalıştığım kurumlar dışında hiç bir bağım olmamıştır iş
dışında. Zaten matematik öğretmenliği, öğretmeni olduğum için çok yoğun çalışıyorum sürekli
dersten. Öğretmenlik dışında hiç bir faaliyetim olmamıştır. Kurumlar tarafından benden bu yönde
talep olmamıştır. Bu kurumlarda çalıştığım süre içerisinde maaşlarım Bank Asya’daki hesabıma
yatmıştır. Bilir kişi raporunda da görüldüğü gibi bunun dışında talimatla ya da başka bir sebeple
bankaya para yatırmadım. Zaten savcılığın da bu yönde iddiası yoktur. PAK eğitim iş sendikasına
üye olmadım. Ne zaman üye yaptıklarını da gerçekten bilmiyorum. Prosedür diye bize imzalar
attırıyorlardı, böyle evraklar veriyorlardı önümüze, onları imzalattırıyorlardı. Bu yolla üyeliğimin
başlatıldığını düşünüyorum. Ülkemin ve milletimin aleyhinde olabilecek hiç bir faaliyetim,
paylaşımım olmamıştır. Tarafıma isnad edilen suçlamalar asılsızdır ve hiç bir şekilde gerçeği
yansıtmamaktadır. Biri 2 diğeri 8 yaşında epilepsi hastası 2 çocuğum var. Adaletin tecelli edeceğine
inanıyorum ve beraatimi istiyorum. 2008’le hatırladığım kadarıyla hakim bey yani şey olabilir de
2008 le, 2006-2010 arası Kadıköy İstanbul’da çalıştım. 2010,2011 olabilir 2011-2014 arası
Kırklareli, son bir yıl sadece Yalova’da çalıştım o kadar. Sonra da zaten ayrıldım. Yani işten
çıkarıldım. Çalışmadım, ondan sonra da hiç çalışmadım zaten. Çocuğum da rahatsızlandı. Kayyum
atanmadan önce işten çıkarıldım. Şöyle oldu, kayıtlar bayağı düştüğü için bana gerek kalmadı, o
yüzden çıkarıldım. 2015’de çıkarıldım. 2015 hangi ay, yani o öğretim döneminin Haziran gibi falan
oluyor herhalde, yani öğretimde bitirdik ve çıktım ben. Gittiğim farklı illerde kabul edilmemin
nedeni, matematik ihtiyaç olduğu için, o yüzden çalıştım. O yüzden kabul ettiler. Matematik bayağı
yoğun bir branş bu dershane sektöründe. Yani daha önceleri ben başvuruyordum diğer şube,
dershanelere ama başörtülü olduğum için çok da cazip şeyler söylemiyorlardı, uygun şeyler kabul
etmiyorlardı başörtülü olduğum için. Eşim öğretmen. Öğretmendi. Eşim Milli Eğitim’de öğretmendi.
Eşim Ayh…… da şu an yargılama sürecinde. Evlenirken bir akrabamızın aracılığıyla tanıştık
Kadıköy’de. O Milli Eğitim’deydi. Ben de Kadıköy Fem Dershanesi’nde çalışıyordum. Fem
Dershanesi’nde idareciler veriyorlardı böyle kağıtları, bunlara imza atılması gerekiyor diye biz de
öyle, hani Milli Eğitim Müdürlüğü’nden gelen şeyler falandı, o şekilde imza atıyorduk. Hangi yıl
olduğunu hatırlamıyorum ama Sendikaya ne zaman yapıldığını bilmediğim için hani her zaman
böyle Milli Eğitim Müdürlüğü’yle ilgiliyle ilgili resmi evraklar olurdu yani. Yoksa sendikayla ilgili
olduğunu hatırlamıyorum. Sendika üyelik aidatı gibi bir şey alınmadı bizden öyle herhangi bir para
haberim yok yani. Vermedim ben kendim şahsen vermedim. Maaşımdan da kesilmiyordu. Yani,
sonuçta başvurunca almadılar. O da ekstra bir gerekçeydi yoksa tamamen bundan dolayı değil
yani. Ama o da bir, başvurdum kabul edilmedim. Bundan dolayı. Ben dediğim gibi başörtülü
olduğum için normal bir şekilde beni burada kolay alıyorlar. Matematikte ihtiyaç vardı. Ben bu
yüzden şey yaptım. Maddi olarak da sıkıntımız vardı. Ben ders dışında başka bir şey yapmadım.
Matematikte zaten böyle bir şeye fırsat da yok açıkçası. Full ders anlattık yani tabanlarımız
şişinceye kadar. Buna benim böyle bir vaktim de yoktu zaten. Yani çok yoğun bir şekilde ders
anlatıyorduk. Zaten yoğunluk bitince de bitti yani. Eşim benim o civarda oturduğu için komşular,
akrabalar vardı. O şekil tanıştık biz. Benim amcamlar da orada oturuyorlar. Onların şeyleriyle,
akrabalık münasebetiyle, komşuluk, akrabalık münasebetiyle tanıştık. Kocamın Bylock kullanıcısı
olması benimle alakalı bir konu değil hakim bey. Eşim kendisi yüklemiş. Benimle alakalı bir durum
değil. Ben herhangi bir şekilde bilmiyordum. Yani benimle alakalı bir durum değil. Kendisinin
inisiyatifiyle alakalı bir şey. Eşimin Bylock kullanıcısı olması durumu yargılaması sürecinde devam
eden bir şey yani onun yükleyip yüklemediğini bilmiyorum yani. Eşimin adı Ayha…….N. Eşim etkin
pişmanlıktan yararlanmadı herhalde, yararlanmadı. Eşim Kırklareli’nde yargılanıyor. Şu an tutuklu
değil. Tahliye edildi. Ben zaten çalıştığım için bir şeyden haberim yoktu. Yoğun şekilde çalıştığım
için işle alakalı bir şey konuşmuyorduk biz hani herhangi bir faaliyeti şu bu öyle bir şey benim
haberim yok. Eşim FEM’de öğretmenlik yapmadı. Eşim Milli Eğitim’de görev yaptı. Milli Eğitim’e
geçmeden önce o zaten teknik lise hakim bey, onun dershanede çalışma gibi bir durumu olamaz.
Direkt Milli Eğitim’e atandı. Yani Milli Eğitim’de çalıştığını ben biliyorum, direkt atanmış yani. Hani
resmi kayıtlardan bakabilirsiniz hakim bey, mezun olduktan sonra direkt atandı o.” demiştir.
Sanık Neslihan Temizkan’ın Dairemizde yapılan yargılama sırasında alınan savunmasında; “Ben
önceki savunmalarımı tekrar ediyorum, bu yapının kurumlarında Matamatik öğretmenliği yaptım,
eşim 2004 yılından beri Milli Eğitim Bünyesinde öğretmendi, eşim ile 2008 yılında evlendim, bu
yapının gerçek yüzünü görev yaptığım dönemde anlayamadım, zaten biz yoğun bir şekilde
çalışıyorduk, sendika üyeliği de Yalova da dershanede çalıştığım dönemde bana imzalattıkları bir
belge ile yapılmış olabilir ancak ben bundan haberdar değildim, sendikaya üye olduğumu dahi
bilmiyordum, eşim yargılandı Bylock kullandığı için de 8 Yıl 3 Ay ceza aldı hatta ben eşime de bu
proğramı kullandın ise gerçekleri anlat şeklinde tavsiyelerde bulundum, 2 çocuğum vardır, büyük
çocuğum epilepsi hastasıdır, şuan eşim cezaevindedir, 4 yıldır çocuklarıma tek başıma bakıyorum,
bu dosya olduğu için de herhangi bir iş bulamıyorum, beraatimi talep ediyorum .”demiştir.
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
“Her ne kadar Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 11.01.2019 tarih ve 2018/440 Esas, 2019/14 Karar
sayılı kararı ile sanığın silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediği kanaatiyle
cezalandırılmasına karar verilmişse de,
Sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediğine dair hakkında ceza tertibini
gerektirir her türlü şüpheden uzak,kesin ve inandırıcı vicdani delil bulunmadığından müsnet suçtan
CMK.nun 223/2.e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa
olunur. şeklindedir.
DELİLLER:
Sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, Savunmalar, HTS kayıtları, Bank Asya cevabi yazısı, SGK
kayıtları, ifade tutanakları, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çalışma Genel
Müdürlüğünün 28/11/2018 tarihli yazısı ile sanık Nesli……’ın FETÖ/PDY ile irtibatlı Pak Eğitim İş
Sendikasına 10/09/2014-23/07/2016 tarihleri arasında üyelik kaydının bulunduğu ve tüm dosya
kapsamı.
SUÇUN UNSURLARI-DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE MAHKEMEMİZİN KABULÜ:
HUKUKİ NİTELENDİRME:
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle
verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden
kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine
girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik
bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit
eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de,
örgüt yönetetiçileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini
belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve
talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece
ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak
süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak
niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine
katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından
işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati
duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları
okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.
(Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)
TCK 314. maddede örgüte yardım suçu özel olarak düzenlenmemiştir. Fakat, 3. fıkra uyarınca suç
işleme amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından da aynen uygulanır.
Bu nedenle TCK 220/7. maddesinde belirtilen örgüte yardım suçu, 314. maddedeki silahlı örgüte
yardım suçu olarak cezalandırılması gereken bir eylem tipini teşkil etmektedir.
TCK md. 220 : (7) “Örgüt içindeki hiyerarşih yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve
isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır.”
TCK 220/7. maddede, örgüte yardım edenin ‘örgüt üyesi olarak’ cezalandırılacağı ifade edilmiştir.
Fakat, aynı cümle içerisinde örgüt üyeliğinin, örgüt içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olmayı
zorunlu kıldığı belirtilmiştir. Örgüt üyesi, örgütün amaçlan içerisindeki suçları işlemek için sürekli
birliktelik iradesiyle örgüt disiplini ve hiyerarşisine katılmaktadır. Buna karşın, sürekli birliktelik ve
hiyerarşik yapıya dahil olma iradesi bulunmadığı halde, örgütün kimi faaliyet veya eylemlerine
iştirak eden kimse, suça iştirak etmekte olup, özel bir iştirak kuralı olarak düzenlenmiş bulunan
‘örgüte yardım etme’ suçunu işlemesi nedeniyle ceza sorumluluğuna tabi kılınmış, fakat
cezalandırma yönünden örgüt üyesi gibi kabul edilmiştir. Bu nedenle, örgüte yardım edenin hukuki
sıfatının üyelik olmayıp, yardım eden (suça iştirak) olduğuna dikkat edilmesi ve kanun koyucunun
bu ayrımı bilinçli olarak yaptığının gözetilmesi yerinde olacaktır.
Suç örgütüne yardım fiilinin oluşması için, failin örgüt üyeleriyle önceden bir anlaşma yapması
veya yapılan planlara dahil olması zorunlu değildir. Ayrıca, yardım fiilinin örgüt üyelerinin
tamamına veya üyelerden birine yapılması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, örgütün
amacı ve kolektif faaliyetleri bilinerek ve istenerek yardım edilmesi zorunludur. Buna karşın, örgüt
üyelerinin baskı ve tehditleri sonucu yardım etmeye mecbur bırakılan kişilerin suça iştirak iradeleri
bulunmadığından, manevi öğesinin yokluğu nedeniyle suçun oluşmadığı düşünülmelidir.
Yardım suçunda ceza, TCK. 314/3, 220/7. maddeleri delaletiyle, 314/2. madde ile hükmedilir. Fail,
örgüte yardım fiilinden başka bir suç da işlemişse, bu takdirde örgüt adına suç işleme dolayısıyla
ayrıca 220/6. madde delaletiyle 314/2. madde ile cezalandırılır.
Kanunda örgüte silah temini yoluyla yapılan yardım suçu 315. maddede ayrıca düzenlenmiştir.
Silah üretimi, teinini, ülkeye sokulması, saklanması gibi eylemler yalnızca özel nitelikli yardım suçu
olan 315. madde ile cezalandırılır.
Yardım niteliğindeki eylemlerin müstakil suç oluşturmayan faaliyet veya fiiller olması gerekir. Örgüt
adına işlenen suçlara iştirak edilmesi halinde 220/6. maddedeki suç oluşmaktadır.
765 sayılı yasa gibi 5237 sayılı yasadaki düzenlemede de eylemin iradi olması aranmıştır. 765 sayılı
yasada bazı yardım eylemleri yasa metninde ifade edilmişken 5237 sayılı yasada böyle bir
düzenlemeye yer verilmemiş yardım eden ifadesi kullanılmıştır.
Yardım sayılabilecek eylemler çok farklı biçimlerde gerçekleşebilir. Örneğin; örgüt üyelerine yiyecek
verme, barınma ihtiyacını karşılama, yol gösterme, bilgi verme, çeşitli malzeme temini gibi
ihtiyaçları karşılama vb. davranışlar yardın olarak kabul edilir. Dolayısıyla, silahlı örgütün
faaliyetlerine yardım edilmesi onun faaliyetlerinin kolaylaştırılması amacına yönelik olarak birtakım
davranışlarda bulunulmasıdır. Örgütün varlığının veya üyelerinin yaşantısını sürdürmesine yönelik
eylemler bu suçun oluşması için yeterlidir.
Yargıtay kararlarında örgütün yayınlarını ve bildirilerini dağıtmak, örgüt üyelerini barındırmak, yer
temini, kılavuzluk yapmak, kuryelik yapmak, örgüt üyelerine yiyecek vermek, giyecek ve eşya
temin etmek, katılım aktarılmasına yardımcı olmak, askeri faaliyetler hakkında örgüt üyelerine bilgi
vermek, para vermek gibi eylemler yardım eylemleri olarak kabul edilmektedir.
Ancak failin belirtilen fiillerden birini veya birden fazlasını sürekli ve yoğun olarak yapması, örgüt
üyeliği suçunun kanıtı olarak değerlendirebilir. Yargıtay, yardım eylemlerinin belirli bir yoğunluğa
ulaşması halinde failin örgüt üyesi olduğunu kabul etmektedir.
BDDK’nın Asya Katılım Bankası hakkında hazırladığı Mali Durum Tespit Raporlarında, Asya Katılım
Bankası’nın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgütlü olarak suç gelirlerinin elde edilmesi, himmet
adı altında toplanan suç gelirlerinin bankacılık sisteminde aklanması, bankanın FETÖ/PDY ile
bağlantılı ulusal/uluslararası kuruluşlara Asya Katılım Bankası AŞ tarafından yüksek miktarda kredi
kullandırılması, Asya Katılım Bankası A.Ş’nin ortaklık yapısında bulunan yöneticilerin FETÖ/PDY ile
bağlantılı olduğunun açıklandığı,
MASAK’ın hazırlamış olduğu analiz raporlarında da Asya Katılım Bankası’nın FETÖ/PDY silahlı terör
örgütünün kurucusu olan Fethullah Gülen’in talimatlarıyla yönetildiği, FETÖ/PDY silahlı terör
örgütüne mensup gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişilerinin bankacılık işlemi adı altında toplanan
himmet paralarını bu banka aracılığıyla akladığı,
Yine Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu raporda da birçok ilde alınan bilgi alma
tutanakları ile 17-25/Aralık/2013 sürecinden sonra FETÖ/PDY silahlı terör örgütlerinde yöneticilik
yapan kişilerin bu örgüte mensup kişilere malvarlıklarını satarak malvarlıkları yoksa başka
bankalardan para çekerek Asya Katılım Bankası’na para yatırmalarını istediklerini beyan etmeleri,
yine Asya Katılım Bankası A.Ş’de banka genel müdürü ve banka yönetim kurulu üyelerinin
06.01.2014 tarihinde gönderdiği e postada ” bizim iklimimizden bir abim… Bankamız için
seferberlik ilan ettik, aynen 2001 de olduğu gibi, neyimiz varsa namusumuz bildiğimiz bankamız
için yarından tezi yok getireceğiz…arkadaşlar evini arabasını satacak, gerekirse başka bankadan
kredi çekecek bankamıza mevduat koyacağız” dediği,
BDDK’nın 28/05/2015 tarihli Asya Katılım Bankası Mali Durum Tespit Raporu’nda 2013 Aralık –
06/01/2014 döneminde Asya Katılım Bankası’nın mevduatı 1.684.368 TL azalırken 06.01.2014-
10.01.2014 döneminde 227.240 TL arttığı, 01.12.2013- 30.06.2014 tarihleri arasındaki dönemde
Asya Katılım Bankası A.Ş nezdinde 334.123 adet hesabın açıldığı, hesap açılışlarının 06.01.2014
tarihinden itibaren artış gösterdiği, en fazla hesap açılışının 30.01.2014 tarihinde 6.069 adet
olarak gerçekleştiği, 29.05.2015 tarihine kadar mevduat girişinin yoğun olarak yapıldığının ayrıntılı
olarak anlatıldığı,
FETÖ/PDY Terör örgütü elebaşısı Fethullah Gülen’in 17/25 Aralık 2013 sürecinde örgüt üyelerine
zor durumda olan Bank Asya’yı uhud harbindeki “okçular tepesi” olarak nitelendirerek terk
edilmemesi gerektiğini belirtip, para yatırmalarına yönelik talimat verdiği belirlenmiş olmakla;
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Öncelikle belirtmek gerekir ki;
“Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili
cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis
etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve
uygulamada; ” suçsuzluk” ya da ” masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan
ve Latincede ; ” in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu
ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından gözönünde
bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına
değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulanan bu kural, dava konusu suçun işlenip
işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda
bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar
verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat
edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar
sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir
ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa
imkan vermemeli, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan
kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı
cezalandırmak, ceza mahkemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek
anlamına gelecektir.”
Bu kapsamda bakıldığında;
Sanık Neslih…..n örgütün gizli haberleşme için kullandığı Bylock programını kullandığına dair tespit
yapılmaması, Bank Asya hareketleri ile ilgili olarak aldırılan bilirkişi raporundan da anlaşılacağı
üzere Bank Asya hesap hareketlerinin rutin kullanımı göstermesi ve yine Dairemizdeki yargılama
sırasında temin edilip dosyaya eklenen eşine ait Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı içeriğine
göre aleyhine bir ibare yada delilin bulunmaması nedeniyle atılı suçu işlediğinin her türlü şüpheden
uzak kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığı, dosya kapsamına göre Pak-İş sendika üyeliği ve
Fetö/PDY okullarında çalıştığına dair SGK kayıtları var ise de, bu eylemlerin sempati ve iltisak
boyutunu aşmayacağı, sanığın samimi bulunan savunmalarına göre de; FETÖ/PDY silahlı terör
örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve dahil olmadan bilerek ve isteyerek yardım ettiği
konularında her türlü şüpheden uzak, kesin, somut delil bulunmadığı anlaşıldığından ilk derece
mahkemesinin sanığın silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkumiyet hükmünün CMK’nın
280/2. madde ve fıkrası gereğince kaldırılmasına, “şüpheden sanık yararlanır ilkesi” gereğince
savunmasının aksine, cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil
elde edilemediğinden sanığın CMK 223-2/e maddesi gereğince beraatine dair aşağıdaki gibi karar
verilmesi kanaatine varılmıştır.
H Ü K Ü M : Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere:
1- Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 11/01/2019 tarih, 2018/440 esas ve 2019/14 karar sayılı
sanığın “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan TCK’nın 314/2, 3713 Sayılı TMK’nın 5/1,
TCK’nın 62, 53/1-2-3, 63 maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezasına ilişkin kararın CMK’nun
280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-a-)Her ne kadar sanık hakkında “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçunu işlediğinden bahisle
5237 sayılı TCK’nun 314/2, 3713 Sayılı Yasanın 5/1, 53/1, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması
talebi ile kamu davası açılmış ise de; Sanığın üzerine atılı Silahlı Terör örgütüne Üye olma suçunu
işlediğine ve yine Silahlı Terör Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardımda Bulunduğuna dair
savunmasının aksine, cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil
elde edilemediği, dolayısıyla yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle
CMK’nun 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,
b-)Sanığın göz altında kaldığı günler için CMK 141 maddesi uyarınca beraat kararına ilişkin
kesinleşmenin tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde oturduğu yer Ağır Ceza Mahkemesinde
tazminat isteme hakkı olduğu hususunun bildirilmesine, (anlatılıp ihtarat yapıldı)
c-)Beraat eden sanık kendisini atadığı müdafii ile temsil ettirdiğinden, müdafiinin emek ve mesaisi
karşılığında ilk derece mahkemesi aşaması için, ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle
yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden belirlenen 5.450,00 TL, istinaf
aşaması için hüküm tarihi itibariyle 1.700,00 TL olmak üzere toplam 7.150,00 TL ücreti vekaletin
Maliye Hazinesinden alınarak sanığa verilmesine,
d-)CMK’nun 327. maddesi gereğince, yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
e-)Sanık hakkında CMK 109/3-a maddesi uyarınca verilen “Yurt Dışına Çıkış Yasağı” şeklindeki adli
kontrolün KALDIRILMASINA,
Dair, sanığın (segbis marifetiyle ) ve sanık müdafiinin huzurda yüzüne karşı, iddia makamının
huzurunda “tefhimden itibaren 15 gün içerisinde”; hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya
da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece
ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek,
ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda
bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun
286/1 maddesi gereğince TEMYİZ kanun yolu açık olarak, “süresinde temyiz edilmemesi halinde
başka bir karara, ihtara, tebliğe ve işleme gerek kalmaksızın kesinleşeceği ve karar gereğinin
uygulanacağı bildirilerek” mütaalaya uygun ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen
anlatıldı.

Etiketler: