FETÖ etkin pişmanlık HAGB 2020 | Konya Bam Etkin Pişmanlık HAGB

Konya Bam HAGB kararı ve FETÖ HAGB 2020 kararları örnek listelenmektedir.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Konya 2. Ceza Dairesi
Esas Yıl/No: 2019/1124
Karar Yıl/No: 2020/69
Karar tarihi: 13.02.2020
İSTİNAF KARARI
İSTİNAF KARARI
Konya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/05/2019 tarih ve 2017/300-2019/139 E-K sayılı kararı ile sanık Hatice Koçak hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvuru dilekçe içeriğine göre; istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmesi sonrasında delillerin tekrar değerlendirilmesi amacıyla 5271 Sayılı CMK’nın 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilip duruşma açılarak Dairemizce yargılama yapılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1-İDDİA:
Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 05/10/2017 tarih ve 2017/52306 soruşturma, 2017/12112 esas sayılı iddianamesi ile; sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği iddiasıyla 5237 Sayılı TCK.nın 314/2, 53/1, 58/9, 63 ve 3713 sayılı TMK.nın 5/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2-İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ:
Konya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/05/2019 tarih ve 2017/300-2019/139 E-K sayılı kararı ile, sanığın üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği gerekçesiyle TCK.nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK.nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3-İSTİNAF BAŞVURUSU:
Sanık müdafii, yasal süresinde istinaf başvurusunda bulunarak süre tutum dilekçesi vermiştir.
4-SAVUNMA:
Sanık 22/08/2016 tarihli kolluk ifadesinde özetle; 2014-2015 yılında eşinin gazeteye abone olduğunu, Sızıntı Dergisine aboneliklerinin olduğunu, 2011 yılı itibariyle sohbetlere katılmaya başladığını, Emine Yiğit, Cemile Arslan, Hayriye Tuncer, Asuman Çırak, Leyla Karasu, Halime Alaşahin, Sümeyye Akkaya isimli kişilerle her hafta evlerde sohbet yaptıklarını, 17/25 Aralık sürecinden sonra Leyla ve Sümeyye haricindekilerin sohbeti bıraktıklarını, sohbet hocası Leyla Karasu’nun Herkül.org isimli internet adresinden vaaz seyrettirdiğini, 2011-2015 arasında bu yapıyla irtibatlı olduğunu, bu yapıya 4 sefer bağış yaptığını, bir seferinde 200 TL verdiğini, kimseden para toplamadığını, bu paraları Leyla Karasu’ya verdiğini, yapı içerisinde Sarayönü
ilçesinde Leyla Karasu, Sümeyye Akkaya, Arzu Asan ve Bahar Görültaş’ın abla olarak faaliyet yürüttüğünü, örgüt içindeki görevinin mütevelli olduğunu, bu bağlamda görevinin bağış adı altında para toplamak olduğunu, Büşra-Der isimli yerde her hafta düzenli toplantı yaptıklarını, örgüt tarafından iyi niyetinin kullanıldığını, amacının sadece muhtaç insanlara yardımcı olmak olduğunu, 15 Temmuz öncesi veya sonrasında Cumhurbaşkanı ve Hükümet aleyhine konuşma yapmadığını ifade etmiştir.
Sanık 25/08/2016 tarihli Cumhuriyet savcılığındaki ifadesinde özetle; 2012 yılından itibaren Büşra-Der isimli yerdeki sohbetlere katılmaya başladığını, sohbetlerin haftada bir gün olduğunu, 17/25 Aralık süreciyle sohbet grubunun dağılmaya başladığını, sohbeti yöneten kimsenin olmadığını, herkes dini bilgisine göre katkı yaptığını, Arzu Asan’ın dini bilgisinin çok olması sebebiyle öne çıktığını, Sızıntı Dergisine eşinin 2012-2013 arasında 1 yıl abone olduğunu, yine eşinin aynı tarihler arasında Zaman gazetesi abone olduğunu, yapı içinde yer almaktan kastının sohbetlere katılmak, sohbetlerde öğrenciler için yardım toplama konusunda fikir alışverişi yapmak, bu kapsamda eşden dosttan, komşulardan para toplamak, bu paraları Leyla Karasu’ya vermek şeklinde olduğunu, düzenli para toplamadığını, bu işleri 17 Aralık öncesinde yaptığını, yapını örgüt olabileceğini hemen 17 Aralık birlikte hemen anlamadığını, yaklaşık 1 yıl sonra örgüt olabileceğini anladığını, yaptığı şeyler suç sayılacaksa etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini belirtmiştir.
Sanık ilk derece mahkemesindeki savunmasında; “Üzerime atılı Fetö/PDY üyeliği suçlamasını kabul etmem, 2012-2013 yılları arasında eşim adına Zaman Gazetesine abone oldum, gazete ile birlikte sızıntı dergisi de geliyordu, ayrıca sızıntı dergisine abone olmadım, eşim asgari ücretle çalışan birisidir, iddianamede belirtildiği şekilde Büşrader isimli derneğe yüklü miktarda yardımım olmadı, belki 17/25 Aralık süreci öncesinde 5-10 TL’lik yardım yapmış olabilirim, tanıkların görgüye dayalı bilgileri yoktur, duyuma dayalı ifade vermişlerdir, hiç kimseyi zaman gazetesine abone olması için teşvik etmedim, Cumhurbaşkanına yönelik hayır duası yaptım, 17/25 Aralık süreci sonrasında bu yapıdan uzaklaştım, 17/25 Aralık süreci öncesinde bu yapının sohbetlerine katıldım, bir kısım kermeslerine katıldım, başka bir eylemim olmadı, sohbete kimlerle katıldığımı Emniyet müdürlüğünde söylemiştim, o isimlerle sohbete katılıyordum, sohbetler katılımcıların evlerinde yapılıyordu, özel bir sohbet hocası gelmiyordu, Leyla Karasu da sohbete katılımcı olarak iştirak ediyordu, bu sohbetlerde nadiren Fetullah Gülen’in sohbetleri izleniyordu, sürekli izlenmiyordu, yine Emniyet Müdürlüğünde Büşra Der isimli derneğe 200 TL yardımda bulunduğum yazılı ise de bu beyanımı kabul etmiyorum, ben 5-10 TL civarında yardımda bulunmuştum, yine emniyet Müdürlüğünde bu yapı için görevim gereği bağış topladığım yazılı ise de bu beyanım doğru değildir, sadece annem ve kız kardeşimden bağış aldım, bu paraları Büşra Der’e verdim, Mütevelli ibaresini ben sohbete katılan olarak biliyordum, o nedenle Emniyette örgüt içerisinde Mütevelli heyetinde yer aldığımı söyledim, yanlış anlaşılmadan kaynaklanıyor, 17/25 Aralık süreci sonrasında bu yapıyı tanıdım ve yapıdan uzaklaştım, Büşrader’in sadece kermes faaliyeti bulunuyordu, sadece o faaliyete katıldım, başka bir faaliyetine katılmadım, Cumhurbaşkanın tüm mazlumlara sahip çıktığını düşünüyorum, Fetullah Gülen’in terör örgütü elebaşısı olduğunu düşünüyorum, farklı bir gençlik yetiştirme niyeti olduğunu düşünüyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık Dairemiz huzurundaki savunmasında ise; “İlk derece mahkemesinde ve soruşturma aşamasında kapsamında vermiş olduğum savunmamı aynen tekrar ederim. Ben bu yapıya dini ve milli duygularımla bir dönem dahil olmuştum ancak 17-25 Aralık sürecinden sonra bu yapının iç yüzünü anlamaya başlayınca kendimi bunlardan ayırdım, soruşturma ve yargılama aşamasında samimi bir şekilde beyanda bulundum, beraatimi talep ediyorum, mahkemeniz aksi kanaate ise lehime olan hükümlerin uygulanmasını istiyorum” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık müdafi Dairemiz huzurunda; “Müvekkilin savunmasına ekleyeceğimiz bir husus yoktur, müvekkilin müsnet suçtan beraatini, heyetiniz aksi kanaatte ise lehe olan hükümlerin uygulanmasını, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını verilmesini talep ederiz” şeklinde beyanda bulunmuştur.
5-ESAS HAKKINDA MÜTALAA;
Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasında; “Yerel mahkeme kararının sair yönlerinde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı ancak Sarayönü İlçesinde ev hanımı olduğu anlaşılan sanığın, kovuşturma aşamasındaki savunmasında kısmen beyan değişikliğine gitmiş olmakla beraber kolluk ve savcılık beyanlarında, örgüt ele başının sohbetlerinin dinlendiği örgütün sohbet toplantılarına kiminle, hangi tarihlere kadar katıldığını açıklayarak, örgütün dernek çalışmaları hakkında bilgi veren, mütevelli olduğunu, örgüte maddi yardımda bulunduğunu ve örgüt adına maddi yardım topladığını, topladığı paraları kime verdiğine yönelik örgüt tarafından verilen emir ve talimatları açıklayıp, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verdiği, vermiş olduğu bilgilerin örgütteki konumu ile uyumlu olduğu göz önünde bulundurulduğunda, hakkında hükümlerinin uygulama koşullarının oluştuğunun gözetilmemesi, usul ve yasaya aykırı olduğundan,
1- Sanık müdafiinin istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının CMK’nın 280/2-2.cümlesi gereğince kaldırılmasına,
2- Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 saylı TMK’nın 5/1 ve TCK’nın 221/4(2.cümle)-5, 58/9, 63 ve 53.maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesini” talep ve mütalaa etmiştir.
6-DELİLLER;
Sanığın aşamalardaki ifade ve savunmaları,
22/08/2016 tarihli arama ve el koyma tutanağı,
Sanığın bylock kullanıcısı olmadığına dair Konya İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 06/02/2017 tarihli tutanak içeriği,
Sanığın Büşra Eğitim Gönüllüleri Derneğine 50 TL bağış yaptığına ilişkin liste içeriği,
Sanıktan ele geçirilen dijital materyallere ilişkin Konya Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce tanzim edilen 20/10/2018 tarihli inceleme raporu içeriği,
Büşra Eğitim Derneğinin FETÖ/PDY bağlantısı olduğuna ancak darbe teşebbüsü öncesinde 15/06/2015 tarihinde fesholduğuna ilişkin Sarayönü İlçe Emniyet Amirliğinin yazı cevabı içeriği,
TANIK ANLATIMLARI:
Tanık Bahar Aslan Gönültaş ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında alınan beyanında: “Halen benim hakkımda FETÖ/PDY Terör Örgütüne Üye Olma iddiası ile Konya Ağır Ceza
Mahkemesinde sanık olarak yargılanmaktayım. Bana sormuş olduğunuz sanık Hatice Koçak’ı tanıyorum. Kendisi hakkında Sarayönü Polis merkezi amirliğine verdiğim ifademde belirttiğim hususları aynen tekrar ederim. Ben Konya’da üniversitede okuduğum sırada Büşra-Der isimli olup o tarihlerde cemaat olarak adlandırılan Fetö’ye ait yurtta sanık Hatice’yi birkaç kez görmüştüm. Kendisi yurtta kalan öğrenciler yesin diye poğaça börek türünden yiyecekler getirip yurda bırakıyordu. Bunun dışında kendisini orada görmedim. Sanık hakkında gördüklerim duyduklarım bundan ibarettir” şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık Huriye Tuncer ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında alınan beyanında: “Ben bu konuda ifade vermiştim aynı şekilde tekrar ederim, 17-25 Aralık operasyonlarına kadar gidiyorduk, sonrasında gidip gitmediğini bilmiyorum, arkadaşım Halime Alaşahin’den duydum” şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık Emine Yiğit ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında alınan beyanında: “Ben bu konuda ifade vermiştim aynı şekilde tekrar ederim. 17-25 Aralık operasyonlarına kadar gidiyorduk, oradan tanıyorum sonrasında gidip gitmediğini bilmiyorum, ben kendim gidip gitmediğini görmedim ancak faaliyetlerine devam ettiğini toplum içinde duydum ancak şundan duydum diyemem, toplum arasında kadınlar arasında konuşuluyordu” şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık Cemile Arslan ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında alınan beyanında: “Ben bu konuda ifade vermiştim aynı şekilde tekrar ederim. 17-25 aralıktan önce benim yanıma gelip neden sohbetlere gelmediğimi sordular bende bebeğimin küçük olduğunu söyledim, bana okumuş olduğunuz hazırlık ifademde belirttiğim gibi 17-25 aralık operasyonlarından hemen sonra Arzu Asan sormuştu, Hatice Koçak yanında idi, Hatice Koçak bana hiç bir şey söylemedi hiç bir şey konuşmadı, ben Arzu Asan’a cevap vererek genel anlamda mevcut durumu kastederek çoğul konuştum” şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık Asuman Çırak ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında alınan beyanında: “Ben bu konuda ifade vermiştim aynı şekilde tekrar ederim. Ben 2013 yılına kadar olan zamanda sohbetlerde görüyordum, sanığı 17-25 aralıktan sonra hiç görüşmedik, ne yaptı ne etti hiç bilmiyorum. Para topladığını görmedim” şeklinde anlatımda bulunmuştur.
Tanık Fadimana Şahin ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında alınan beyanında: “Ben bu konuda ifade vermiştim aynı şekilde tekrar ederim. Bana okumuş olduğunuz hazırlık ifademde belirttiği her şeyi söylemiştir, darbeden bir gün mü yoksa bir hafta sonramı hatırlamıyorum ancak hemen akabinde olmuştu, komşum olması nedeni ile oturup kalkıyorduk, ben mi davet ettim o mu geldi bilmiyorum, 15 Temmuzdan sonra salça konusunda benim salçalarımı balkonuna koymadığı için aramızda bir kırgınlık oluştu bir daha görüşmeyelim dedik, bu küsme olayının 15 Temmuz’dan önce mi sonra mı olduğunu hatırlamıyorum, 15 Temmuzdan sonra görüşmemiştik ama bu salça mevzu ne zaman oldu tam hatırlamıyorum, polisler evime geldi Hatice Koçak’ın ifadesinde isminiz geçti tanıklık için geleceksiniz dediler, karakolda bana her hangi bir ifade gösterilmedi” şeklinde anlatımda bulunmuştur.
7-DAİREMİZİN DEĞERLENDİRMESİ VE KABULÜ;
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü :
Kendisini kısaca “Hizmet hareketi” olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma düşüncesine sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı ilke edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi
inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan kendine özgü bir terör örgütüdür.
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu durum Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve 2017/956-370 E-K sayılı kararı ile onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/3-2017/3 E-K sayılı kararında da dile getirilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 sürecine kadar, örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir.
Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu ayrıca devletin yanında oluşturduğu Paralel Devlet Yapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için polis ve jandarma teşkilatı, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silah kullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında, 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan, 5237 sayılı TCK’nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar ve ilkeler ışığında sanığın hukuki durumu değerlendirildiğinde;
Konya ili Sarayönü ilçesinde ikamet eden ve ev hanımı olan sanığın, örgütün Sarayönü bayan yapılanmasında mütevelli grubu içinde yer aldığı, dini sohbet kisvesi altında örgütün ve örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in propagandasının yapılması suretiyle himmet adı altında gelir temin edilen toplantılarına iştirak ettiği, örgüte bizzat maddi yardımda bulunduğu gibi akraba ve komşularından burs, yardım adı altında para topladığı, örgütle iltisaklı olup 15/06/2015 tarihinde fesholunan Büşra-Der isimli derneğin faaliyetlerine katıldığı ve bu faaliyetlere destek verdiği, sanığın bu eylemlerinin pişmanlık içeren ikrarı ve tanık anlatımları sabit olduğu, böylece sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olup bu örgüte üye olduğu, örgüt üyeleri ile organik bağ içerisinde bulunduğu, örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığı, sanığın eylemlerinin FETÖ/PDY silahlı
terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arz ettiği, bu haliyle sanığın silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediği mahkememizce kabul edilerek sanığın 5237 sayılı TCK.nın 314/2. Maddesi gereğince cezalandırılmasına, cezanın 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi gereğince yarı oranında artırılmasına karar verilmiştir.
Sanık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirtmiştir. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının veya etkin pişmanlık indiriminin hangi oranda yapılacağının belirlenmesinden önce etkin pişmanlık müessesesinin kısaca değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.
ETKİN PİŞMANLIK :
Türk Ceza Kanunu.nun 221. maddesinde “Etkin pişmanlık” düzenlenmiştir. Bu hükümle, gerek suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK m.220) ve gerekse silahlı örgüt (TCK m.314) suçlarını işleyip de gösteren faillerin örgüt suçlarından, yani amaç suç işlenmeksizin veya işlenen amaç suçlar dışında kalan suç örgütü ile ilgili suçlardan dolayı affedilmeleri veya cezalarında önemli bir indirime gidilmesi mümkün kılınmıştır.
5237 sayılı TCK.nun 221/1. maddesine göre; suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle ceza soruşturmasına başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, kurduğu veya yönettiği örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmedilmeyecektir.
5237 sayılı TCK.nun 221/1. maddesine göre suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya henüz başlanmamış ve örgütün amacı doğrultusunda da suç işlenmemiş olmalıdır. Ancak bu şartların varlığı halinde, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan örgüt kurucu veya yöneticileri hakkında örgüt suçundan dolayı cezaya hükmedilemez. Örgütünü dağıtmayan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayamayan örgüt kurucusu veya yöneticisi, etkin pişmanlığa bağlı cezasızlık halinden yararlanamaz.
5237 sayılı TCK.nun 221/2 maddesine göre; örgüt üyesinin, suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenen bir suça iştirak etmeksizin ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını, yani örgütle üyelik ilişkisini kestiğini ilgili makamlara bildirmesi halinde, örgüt suçundan soruşturma başlatılıp başlatılmadığına bakılmaksızın suç örgütüne üyelik suçundan hakkında ceza hükmedilmeyecektir.
Bu hükme göre; örgüt üyesinin, hiyerarşik yapısına dahil olduğu örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını kolluğa veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmesi durumunda cezaya hükmedilemeyecektir. Bu durumunda; örgüt üyesi örgüt tarafından işlenen veya teşebbüs edilen herhangi bir suça katılmamalı ve gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmeli, yakalanmamalıdır. Örgüt üyesi yakalanmayıp da, hakkında soruşturma başlatılsa ve bu arada kendisi ilgili makamlara örgütten ayrıldığını gönüllü olarak bildirse, örgüt üyesi hakkında suç örgütü üyeliğinden cezaya hükmedilmeyecektir. Üye yakalanırsa gönüllü bildirim ortadan kalkar ve yerini yakalanmaya bağlı etkin pişmanlık alır. TCK’nun 221/2. fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık halinin tatbiki için, örgüt üyesinin örgütle ilgili faydalı bilgiyi ilgili makama verip vermediğine bakılmaz.
5237 sayılı TCK.nun 221/3 maddesine göre; suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir
suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesi hakkında, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde cezaya hükmedilmeyecektir. Suç örgütü üyesi tarafından verilen bilginin, örgütün dağılmasını veya örgüt mensuplarının yakalanmasını sağlaması şart değildir. TCK.nun 221/3.maddesinin uygulanabilmesi için, pişmanlık duyan suç örgütü üyesinin bilgileri samimi olarak adli makamlara aktarması ve bunların da elverişli, somut bilgiler olması yeterlidir.
Bu hükmün tatbiki için; yakalanan örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen herhangi bir suça katılmaması ve pişmanlık duyup örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi şartları aranmaktadır. Hükümde; örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamak değil, sağlamaya elverişli, yani somut ve makul bilgilerin adli makamlara veya adli makamlara bilgi aktaran idari makamlara verilmesi yeterli görülmüştür.
5237 sayılı TCK.nun 221. maddesinin dördüncü fıkrasının düzenlenmesinin gerekçesi; “Kişi, suç işlemek için kurulmuş olan örgütün kurucusu, yöneticisi veya üyesi olmakla birlikte, örgütün ulaştığı yapılanma itibarıyla dağılmasını sağlama imkânından yoksun olabilir. Bu durumda bile, söz konusu sıfatları taşıyan kişilerin belli şartlarda etkin pişmanlıktan yararlanması sağlanabilmelidir. Bu düşüncelerle maddenin dördüncü fıkrası düzenlenmiştir” şeklinde ifade edilmiştir. Bu nedenle de örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmemiş ve yakalanmış olan fail, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi verememiş ancak örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermiş ise 4. fıkra uyarınca cezasından indirim yapılacaktır.
5237 sayılı TCK.nun 221/4 maddesine göre; suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin gönüllü olarak teslim olup, suç örgütünün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, bu kişi hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak ya da örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçu nedeniyle cezaya hükmedilmeyecektir. Bu hükmün tatbiki için, gönüllü olarak teslim olan örgüt mensubu tarafından suç örgütünün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen amaç suçlarla ilgili bilgileri adli makamlara aktarması yeterlidir. Örgüt mensubu kendi isteğiyle adli makamlara teslim olmayıp da yakalandıktan sonra bu bilgileri verdiği takdirde, hakkında suç örgütü suçu kapsamında verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirime gidilecektir.
5237 sayılı TCK.nun 221/4. maddesinde iki hali düzenlenmiştir. Birincisine göre; suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan veya üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek veya isteyerek yardım eden kişilerden bahsedilerek, yani 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinde sayılan tüm süjelere yer verilerek, gönüllü olarak teslim olma, yani yakalanmama ve ek olarak örgütün yapısı ve bunun yanında faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verilmesi şartları aranmış, ancak bu şartların varlığı durumunda fail hakkında cezaya hükmedilmeyeceği belirtilmiştir. Cezasızlık öngören etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için; 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinde sayılan faillerin gönüllü olarak teslim olmaları, yakalanmamaları ve bunun yanında örgütün yapısı ile varsa faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili yararlı, yani somut ve makul bilgilerin verilmesi şartı aranmıştır.
5237 sayılı TCK.nun 221/4. maddesinin ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlığa bağlı azaltılmış ceza ile aynı maddenin ilk cümlesinde öngörülen cezasızlık halinin farkı, failin yakalanıp yakalanmaması ile ilgilidir. Örgüt suçu mütemadi, yani neticesi devam eden bir suç olduğundan
fail, CMK m.90’a veya 98.maddesine göre çıkarılan yakalama emrine bağlı olarak yakalanırsa, bu durumda cezasızlık değil, örgüt suçundan verilen cezanın üçte birden dörtte üçe kadar indirilmesi gündeme gelecektir. Cezanın üçte birden dörtte üçe kadar indirilmesinin tayin ve takdiri ise, somut olayın özelliklerine ve 5237 sayılı TCK.nun 61 ve 62. maddelere göre cezayı bireyselleştirecek mahkemeye aittir.
5237 sayılı TCK.nun 221. maddesine göre, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamalarında uygulanabilir.
5237 sayılı TCK.nun 221. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları arasında fark vardır. Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine katılmadan yakalanan örgüt üyesi; pişmanlık duyması kaydı ile, örgütün dağılmasına veya mensuplarının yakalanmasına elverişli bilgiler vermesi halinde, bu bilgilerin verilme aşamasının soruşturma veya kovuşturma olduğuna bakılmaksızın hakkında cezaya hükmolunmaz.
Maddenin dördüncü fıkrasında ise 5237 sayılı TCK.nun 220. maddesinde sayılan faillerin gönüllü teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti kapsamında işlenen suçlarla ilgili bilgi vermeleri halinde, bu kişiler hakkında örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma suçu nedeniyle ceza verilmez. Bu cezasızlık hali, soruşturma veya kovuşturma aşamasında ortaya çıkabilir. Kişinin yakalanacağından veya cezalandırılacağından korkarak teslim olması da gönüllü teslim olma kapsamında kabul edilmelidir.
Kişinin örgütle veya örgütün faaliyetleri ile ilgili bilgileri, CMK m.90 veya 98. maddesine göre yakalandıktan sonra vermesi halinde, fail hakkında tam cezasızlık değil, indirimli cezasızlık uygulanacaktır.
Bu açıklamalar çerçevesinde sanığın etkin pişmanlıktan ne şekilde faydalanacağına ilişkin somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın hem soruşturma hem de kovuşturma aşamalarında, pişmanlığını dile getirip konumu itibarıyla bilgisi ölçüsünde, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde önemli bilgiler verdiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar ilk derece mahkemesindeki savunmasında, bir kısım ifadelerinin hatalı olduğunu belirtmiş ise de, örgütün Sarayönü bayan yapılanmasına ilişkin beyanlarında sebat etmesi nedeniyle hakkında, TCK’nin 221/4. madde ve fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı hükümlerinin uygulanma koşullarının oluştuğu Dairemizce kabul edilmiş ve sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerini uygulamayan Konya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı hatalı bulunmuştur. Sanığın örgüt içerisindeki mütevelli konumuyla uyumlu şekilde örgütün Sarayönü ilçe bayan yapılanması, ilçede yapılan örgütsel eylemler ve üyeleri ile ilgili ayrıntılı olarak bilgi vermesi karşısında, TCK’nın 221/4. madde ve fıkrasının ikinci cümlesi gereğince cezasından 3/4 oranında indirim yapılmış, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki olumlu davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak sanığa verilen cezanın 5237 sayılı TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilmesine karar verilmiş, sabıkasız olan sanık hakkında yeniden suç işlemeyeceği hususunda Dairemizde olumlu kanaat oluştuğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmış, açılan duruşma sonunda aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Ayrıntılı Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Konya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/05/2019 tarih ve 2017/300-2019/139 E-K sayılı kararı ile sanık Hatice Koçak hakkında Silahlı Terör Örgütü Üyeliği suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin 5271 sayılı CMK’nın 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Sanık Hatice Koçak’ın üzerine atılı FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olma suçu sabit olduğundan eylemine uyan TCK’nın 314/2. maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, sanığın örgüt içindeki konumu gözetilerek alt sınırdan takdiren 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eyleminin 3713 sayılı yasanın 3. maddesi kapsamında yer alan terör suçu olması dikkate alınarak cezasının 3713 sayılı Kanunun 5/1. bendi gereğince yarı oranında artırılarak 7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti ile ilgili etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesi nedeni ile örgüt içerisindeki konumuna göre vermiş olduğu bilgilerin nitelik ve derecesi dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 221/4-2 maddesi gereğince cezasından takdiren 3/4 oranında indirim yapılarak 1 YIL 10 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Verilecek cezanın sanığın geleceği üzerinde olası etkileri gözetilerek tayin olunan cezanın TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek 1 YIL 6 AY 22 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında başkaca artırım ve indirim hükmünün tatbikine YER OLMADIĞINA,
Etkin pişmanlıkta bulunan sanık hakkında TCK’nın 221/5. maddesi uyarınca 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının 1. cümlesinin uygulanmasına,
Sanığın örgüt üyesi olması dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nın 58/9 maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Sanığın evvelce işlemiş olduğu kasıtlı bir suç nedeni ile mahkumiyetine karar verilmemiş olması, sanığın kişilik özellikleri ve duruşmalardaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde kanaat oluşması ve dosyaya yansıyan somut zararın bulunmaması dikkate alınarak CMK’nın 231/5-6. maddesi gereğince sanık hakkında kurulan HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
Sanığın CMK 231/8. maddesi gereğince 5 YIL DENETİM SÜRESİNE TABİ TUTULMASINA, sanığın sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak denetim süresi içerisinde sanığa herhangi bir yükümlülük yüklenmesine yer olmadığına,
Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılacağı ve davanın düşmesine karar verileceğinin CMK 231/10 maddesi gereğince sanığa ihtarına (yapıldı)
Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirlerine
aykırı davranması halinde CMK’nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasına,(ihtarat yapıldı)
Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kendisine has müstakil sisteme kaydına,
Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiğinden 5237 sayılı TCK’nın 50, 51.maddelerinin CMK’nın 231/7 maddesi gereğince uygulanmasına yer olmadığına,
5237 sayılı TCK’nın 63.maddesi uyarınca sanığın gözaltında ve tutuklu kaldığı sürelerin cezasından MAHSUBUNA,
Sanık hakkındaki yurt dışına çıkışının yasaklanmasına ilişkin adli kontrol kararının KALDIRILMASINA
3-Konya Adli Emanet Memurluğunun 2019/4300 sırasında kayıtlı bulunan A-0327316 seri nolu polis delil poşeti içerisinde Samsung SGH-C260 marka 358405026724400 imei numaralı cep telefonu ve 9226910504317 ICCID numaralı sim kartın SANIĞA İADESİNE,
5-İlk derece mahkemesince dosyada yapılan 16 TL posta gideri, 169,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 185,50 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile maliye hazinesine gelir kaydına,
Dairemizce yapılan yargılama giderlerinin kararın sanık lehine değişmesi nedeniyle kamu üzerinde bırakılmasına,
6-5320 Sayılı Yasanın 16.maddesi gereğince hüküm kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir suretinin İlk Derece Mahkemesi tarafından soruşturmada görev alan kolluk birimine gönderilmesine,
Kararın bir örneğinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiine tebliğine,
Dair, sanık Hatice Koçak ve müdafisinin yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı Ziya Ersoy (33439)’un katılımı ile, isteme uygun olarak, kararın tefhim tarihinden itibaren yedi gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak düzenleterek hakime onaylatmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığı ile dilekçe gönderilmek suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 231/12, 267 ve 268/1. maddeleri uyarınca Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere 13/01/2020 tarihinde oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)