Karar:KONYA BAM CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞI

KONYA BAM CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞI dair bunun gibi ne sitemizden bulabilirsiniz

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Bursa 2. Ceza Dairesi
Esas Yıl/No: 2019/666
Karar Yıl/No: 2020/25
Karar tarihi: 10.01.2020
İSTİNAF KARARI
İSTİNAF KARARI
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre;
Dosya görüşüldü;
CMK’nun 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK’nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi;
İstinaf İncelemesinin Duruşma Açılmaksızın Yapılabileceğine Dair Yasal Mevzuatın İncelenip-Değerlendirilmesi; (CMK 280. madde )
5271 sayılı CMK’nın “Bölge Adliye Mahkemesinde İnceleme ve Kovuşturma” başlıklı 280. maddesi 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 15. maddesiyle, “bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “(c)” ibaresi “(a), (c), (d)” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (a) bendinden sonra gelmek üzere (b) ve (c) bentleri eklenmiş, mevcut (b) ve (c) bentleri (d) ve (e) bentleri olarak teselsül ettirilmiştir.” şeklinde değiştirilmiş, yapılan değişiklik sonucu,
5271 sayılı CMK’nın 280. maddesi ;
Madde 280 – (1) Bölge adliye mahkemesi, (…) (1) dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, şeklinde değiştirilmiştir.
Atıf yapılan 5271 sayılı CMK’nın 303/1-a madde, fıkra ve bendi ise;
“Madde 303 – (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse…” şeklindedir.
Yine,
24/10/2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 27. maddesi ile; “280 inci maddesinin birinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (c) bendi, mevcut (d) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (f) bendi eklenmiş ve bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.” şeklinde değiştirilmiş, yapılan değişiklik sonucu;
5271 sayılı CMK’nın 280/1-c madde, fıkra ve bendi :
“c) Başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerektiren hâllerde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, ….. Karar verir” şeklinde yürürlükteki halini almıştır.
Değişikliğe konu yasal mevzuat çerçevesinde dosyadaki deliller değerlendirildiğinde, yukarıda da izah edildiği üzere, dosyada olayın daha ziyade aydınlanmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı, mevcut deliller ve dosya içeriğinin karar vermeye yeterli olduğu kanaatine varılmakla duruşma açılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden değerlendirme yoluna gidilmiştir.
YARGILAMAYA KONU İDDİA:
Kütahya C.Başsavcılığının 28/11/2017 tarih ve 2017/3281 Esas 2017/1191 sayılı iddianamesi ile sanık ….’ın üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma ve Terörle Mücadele Kanununa Muhalefet suçunu işlediği iddia olunarak 5237 Sayılı TCK’nın 314/2, 53, 58/9 ve 63.maddeleri ile 3713 Sayılı TMK’nın 5/1.maddesi gereğince cezalandırılması talebi ile Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA :
Sanık yapılan yargılama sırasında alınan savunmasında; “Üzerime atılı suçlamaları anladım. 0 543 555 79 72 sayılı hat benim adıma kayıtlıdır. Benim bu hattıma bylock yüklendi kullandım. …. isimli şahıs tarafından yüklendi. Bylockumda kimler vardı, kimlerle konuşuyordum tam olarak hatırlayamıyorum. 17-25 Aralık’tan sonra sohbete katılanlar; …., 2016 yılının Mart ayında Balıkesir’e gitti. Yerine …. denilen bir şahıs geldi. ….’dan sonra sohbetleri bu kişi yaptı. Bu yapıyla bağlantılı …. Kız Öğrenci yurdunun müdürlüğünü yaptığını hatırlıyorum. Altıntaş’ın ilçe sorumlusuydu. Bizim Altıntaş’taki sohbet grubumuzda …., …., …., …., …., …., …., ….’dır. 17-25’ten sonra sohbetlere katılan kişilerdi. Para meseleleri bu tarihten sonra çok konuşulmaya başlandı. …. ve Hikmet para isterlerdi ama para veren olmadı. Sohbetlerde Zaman Gazetesi’ne abone olmamızı, abone olamıyorsak fazlaca Zaman Gazetesi almamızı söylerlerdi. Cennet’e gideceğimiz gibi şeyler anlatılırdı. Bu yapıyı bırakanların Ahiretinin iyi olmayacağı gibi konular konuşulurdu. Bu gibi dini söylemlerle dini duygularımızı istismar ettiler. Altıntaş Eğitim Gönüllüleri Derneği’ne üyeydim. Faaliyetleri hakkında herhangi bir bilgim yok. Babamın da yönetimde olmasından dolayı şirkete ortak oldum. KHK ile şirketimiz kapandı. Şirketimizin işlettiği …. Yurdu vardı. Yurdun Gülen Cemaati ile bağlantısı vardı. Cemaate mensup öğrenciler kalıyordu. Şirketten ve şirketin elde ettiği yurttan herhangi bir gelir elde etmiyorduk. Fakir öğrencilere Allah rızası için yardım etmek amacıyla bu şirketi ve yurdu kurmuştuk. Herhangi bir gelir elde etmiyorduk. ….’ın
hisselerini bedelsiz olarak devraldım. Babam bu şirketin kurucusuydu ancak cemaatin herhangi bir sohbetine katılmazdı. Lüzumu üzerine Bankasya’da bulunan 1350809 nolu müşteri numarasıyla Nisan 2014’e kadar çok cüzi meblağlarla bakiyesi varken Mayıs 2014’te 9.903 TL ye, Ocak 2015’te 15.406 TL’ye çıktığı hatırlatıldı soruldu : Post cihazından çekilip hesabıma normal müşterilere sattığım ürünlerden dolayı çekilen paralardı. O yüzden hesabıma yattı. Lüzumu üzerine neden özellikle sadece Mayıs ve Ocak aylarında bu artışların gerçekleştiği, madem düzenli satış yapıyor ise her ay bu düzenli artışın olmadığı hatırlatıldı Soruldu: Çek ödemesi için yapılmıştır. Hiç kimsenin talimatıyla Bankasya’ya para yatırmadım. …. denilen şahıs Bankasya’ya destek için para yatıralım dedi. Ama ben kesinlikle kabul etmedim. …. ve …. her ikisi de yurdun cemaatle bağlantısını sağlıyorlardı. Babam Zaman Gazetesi’ne aboneydi. Benim aboneliğim yok.”şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜ VE UYGULAMASI;
Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/476 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonunda, “Dosya içerisinde bulunan bylock programı kullanıcı kontrol listesine ve kendi beyanına göre sanık ….’ın, 0543 555 79 72 numaralı hat ile FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca kullanıldığı anlaşılan gizli ve kriptolu Bylock programını kullandığı, dosya içerisinde mevcut 501899 ID numaralı Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağına göre, sanığın 02.02.2016 tarihine kadar BYLOCK programına özgü server IP’lerini kullanarak giriş yaptığının ve Bylock kullanıcı adının, babasının adı ve memleketi Kütahya’nın plakası ile uyumlu olacak şekilde “bahri43” olduğunun, ID’ye bağlı kişi listesinde, Abdulsamet Kurnaz, …., …., 341850 ID(beyhan.1965), 384451 ID numarasının olduğunun, (Mahkememizin 11/12/2018 tarihli duruşmasında, Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında, “501889 ID” numarası ve “bahri43” kullanıcı adının babasının ismi ile örtüştüğü kendisine hatırlatıldığında, sanığın “…Doğrudur, ben bylock kullandım. Bylockumda ekli görünen kişiler …., …., …. (341850 ID nolu), …., …. (384451 ID nolu) kullanıyordu diye hatırlıyorum. Ben bu kişilerle bylocktan görüşmüştüm. Bu itibarla tespit edilen analizler bana aittir” şeklinde beyanda bulunduğunun) anlaşıldığı;
Dosyada mevcut telefon görüşme kayıtları, HTS inceleme raporuna göre, sanığın çok sayıda örgüt mensubuyla yoğun görüşme kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. Sanığın görüşme yaptığı kişilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü iddiası ile haklarında soruşturma ve kovuşturma yapılan kişiler olduğunun anlaşılması karşısında sanığın yaptığı görüşmelerin örgütsel bağlamda gerçekleştirdiğinin kabul edilerek hükme esas alınması gerektiği değerlendirilmiştir.
Dosya içerisinde mevcut belgelerden, sanık ….’ın, FETÖ/PDY’ye aidiyeti, irtibatı ve iltisakı olması nedeniyle 667 sayılı KHK ile mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçen …. Erkek Öğrenci Yurdu’nun ortağı olduğunun tespit edildiği; sanığın 22/03/2014 tarihinde Özel …. Eğitim Öğretim Yurt Hizmetleri San.Tic.A.Ş’nin 2000 hisse adedini ….’dan devraldığı, aynı tarihli “Yönetim Kurulu Kararında”, devir neticesinde sanıkla birlikte diğer ortaklarının …., …., …., …. olduğu, Altıntaş Belediye Başkanlığı’nın 02/08/2016 tarih ve 914 sayılı yazısı ile “Sanığın da içlerinde bulunduğu …., …. ve ….’ın FETÖ/PDY örgütünün mütevelli heyetinde olduklarının, bu şahısların Altıntaş ilçesindeki faaliyetlerini, Özel …. Eğitim Öğretim Yurt Hizmetleri San. ve Tic. A.Ş.’nin üzerinden sürdürdüklerinin, yönetici konumunda olduklarının” belirtildiği,
06/05/2018 tarihli İl Dernekler Müdürlüğü’nün cevabi yazısında, sanığın Altıntaş Eğitim Gönüllüleri Derneği’ne (ALEGDER’e), 16/12/2013 giriş tarihiyle, üyeliğinin bulunduğu görülmüştür.
Sanık …., Altıntaş C.Başsavcılığı’nın 2017/228 Soruşturma no.lu dosyasında 07/08/2017 tarihli ifadesinde, “Örgüt üyesi olmadığını ancak etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini, …. Yurduna girişinin ….’ın hisselerini devralmak suretiyle olduğunu, bu işleri Altıntaş ilçesinde Allah rızası için öğrencilere yardım ettiklerini düşünerek kabul ettiğini, isminin şirkette sadece kağıt üzerinde olduğunu, yurtta yapılan bazı sohbetlere katıldığını, Bank Asya’da bir hesabının olduğunu ancak 17-25 Aralıktan önce hem faizsiz çalıştığını bildiği için hem de Ziraat Bankasından çek alamadığı için çek verdiğini bildiği Bank Asya’da hesap açtırdığını, FETÖ’nün talimatları doğrultusunda herhangi bir şekilde bankaya para yatırmadığını, yaptığı işlemlerin rutin esnaflık işlemleri olduğunu, gazete aboneliğinin olduğunu ve aboneliğinin bu yayın organlarının kapatılmasına kadar devam ettiğini, FETÖ adına kurban derisi, himmet parası, bağış toplamadığını ancak yurtlarına deri bağışlayacağını söyleyenler olduysa …. ile birlikte gitmiş olabileceğini, Altıntaş Eğitim Gönüllüleri Derneğine üyeliğinin olduğunu, kendisinin kullanmış olduğu telefonlardan birine ….’ın bylock adlı programı yüklediğini, bu programdan …. ile görüştüğünü ve programda …., Salih Kocabay’ın da olduğunu, ….’ın bir ara bu programı silerek kendisine başka bir program daha yüklediğini, 15 Temmuz sonrasında bu programların gizli haberleşme programları olduğunu öğrendikten sonra tüm bu programları sildiğini” beyan ettiği ve etkin pişmanlıktan yararlanma maksatlı …. yurdunda çalışmış olan “Harun hoca” (Emetli), “Adem hoca”, “….”, “….” isimli şahıslar hakkında örgüt içindeki konumları ile ilgili beyanda bulunduğu görülmektedir. Altıntaş Sulh Ceza Hakimliği’nin 2017/17 Sorgu no.lu 07/08/2017 tarihli ifadesinde sanığın, …. Öğrenci Yurdu’nun yönetimi, yurtta yapılan sohbetler ve bu sohbetlere katılan örgüt üyeleri ile ilgili bilgiler verdiği, “Bank Asya’da 2014 yılı Mayıs ayında açıldığı söylenen hesaptan haberinin olmadığını, 2014 Mayıs, Ağustos ve Ekim aylarındaki para yüklemesi ile ilgili bir fikrinin olmadığını, ancak dükkandaki post cihatları sebebiyle olduğunu düşündüğünü, Zaman gazetesi ve Sızıntı dergisi gibi örgütün yayın organlarını kendisine Ramazan’ın getirdiğini, bu yayınlar kapatılana kadar üyeliğinin devam ettiğini, …. ile sürekli telefonda görüşme sebebinin şahsi ilişkisi nedeniyle olduğunu, Kapatılan Altıntaş Eğitim Gönüllüleri Derneğine kendisini ….’nin ve ….’ın üye yaptığını” beyan ettiği görülmektedir. Mahkememizin 13/03/2018 tarihli duruşmasında, “0 543 555 79 72 sayılı hattın kendi adıma kayıtlı olduğunu, bu hattına ….’ın bylock yüklendiğini, 17-25 Aralık’tan sonra sohbet veren kişi olarak ….’ın yerine ….’in geldiğini, üye olduğu Altıntaş Eğitim Gönüllüleri Derneği’nin faaliyetleri hakkında herhangi bir bilgisinin olmadığını, ortağı olduğu şirketin işlettiği …. Yurdu’nun örgütle bağlantısının olduğunu, burada cemaate mensup öğrencilerinin kaldığını, şirketten ve şirketin elde ettiği yurttan herhangi bir gelir elde etmediklerini, fakir öğrencilere yardım etmek amacıyla bu şirketi ve yurdu kurduklarını, şirketin hisselerini ….’dan bedelsiz olarak devraldığını, babasının bu şirketin kurucu olduğunu, Bank Asya hesabındaki Nisan 2014’e kadar cüzi meblağlarla olan bakiyesinin Mayıs 2014 ve Ocak 2015 yıllarındaki yükselişle ilgili olarak, post cihazından çekilip hesabına normal müşterilere sattığı ürünlerden dolayı çekilen paralar olduğunu, o yüzden hesabına yattığını, bu aylara denk gelmesinin sebebinin ise çek ödemesi yapıldığı için olabileceğini, ….’ın Bankasya’ya destek için para yatıralım dediğini, ancak kendisinin kabul etmediğini, …. ve ….’in her ikisinin de yurdun cemaatle bağlantısını sağladıklarını, babasının Zaman Gazetesi’ne abone olduğnu, kendisinin ise aboneliğinin olmadığını” beyan ettiği ve Altıntaş’taki sohbet grubunda konuşulan konular ve sohbete katılan kişiler hakkında bilgi verdiği görülmüştür. Mahkememizin 03/07/2018 tarihli duruşmasında, 2014 Mayıs ve 2015 Ocak – 2015 Mayıs ayındaki hesap artışlarıyla ilgili olarak “Bankasya’da ticari işlemlerinin olduğunu, kredi kartının olduğunu, fatura ödemesi yaptığını, kimsenin talimatıyla para yatırmadığını, ….’ın bir program yüklediğini ama isminin bylock olup olmadığını da bilmediğini, Bylock kullanıp kullanmadığını bilmediğini” beyan ettiği, Mahkememizin 11/12/2018 tarihli duruşmasında, Bylock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında, “501889 ID” numarası ve “Bahri43” kullanıcı adının babasının ismi ile örtüştüğü kendisine hatırlatıldığında, sanığın “…Doğrudur, ben bylock kullandım. Bylockumda ekli görünen kişiler …., …., …. (341850
ID nolu), …., …. (384451 ID nolu) kullanıyordu diye hatırlıyorum. Ben bu kişilerle bylocktan görüşmüştüm. Bu itibarla tespit edilen analizler bana aittir” şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.
Altıntaş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/630 sayılı Muhabere Dosyasında 19/09/2017 tarihinde alınan ifadesinde Ali Vargit, “17/25Aralık’tan sonra örgütün sohbet adı altındaki toplantılarının …. Öğrenci Yurdunda yapılmaya başlandığını, ….’ın da bu toplantılara katıldığını ve esnaflardan sorumlu olduğunu” beyan ettiği, Mahkememizin 13/03/2018 tarihli duruşmasında tanık olarak alınan beyanında, “Altıntaş’ta esnaflık yapmakta olan sanığı sohbetlerden tanıdığını, bu sohbetlerin …. Yurdunda yapıldığını, sanığın esnaf grubu sorumlusu olarak mütevelli grubuna katıldığını, başkaca bir alt sohbet grubunun olduğunu” beyan ettiği,
Altıntaş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/550 Soruşturma no.lu, 17/03/2017 tarihli dosyasında ve Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2017/281 Talimat no.lu 24/01/2018 tarihli dosyasında tanık olarak dinlenen Halil Çimen, “….’ın kendisine, ….’ın da toplantılarına geldiğini söylediğini” beyan ettiği,
Altıntaş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/228 Soruşturma no.lu, 07/08/2017 tarihli ifadesinde …., “Açtıkları yurtta ….’ın hisselerini ….’ın satın aldığını, yurt faaliyetleri çerçevesinde himmet, bağış, kurban adı altında para topladıklarını” beyan ettiği, Mahkememizin 13/03/2018 tarihli duruşmasında tanık olarak alınan beyanında, “Sanığı Altıntaş’a esnaflık yapması dolayısıyla tanıdığını, sanığın işlettikleri yurdun ortağı olduğunu ve ….’dan şirket hisseleri devralırken bu devir için herhangi bir bedel ödenmediğini, hayır için bu şirketi …. ile beraber işlettiklerini, bağış toplama olmadığını, sadece Kurbanda sanığın arabasıyla yurtlarına yapılan deri bağışlarının birkaç tanesini derneklere beraber götürdüklerini” beyan ettiği,
Altıntaş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/228 Soruşturma no.lu, 07/08/2017 tarihli ve Altıntaş Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2017/187 Talimat no.lu, 09/03/2018 tarihli dosyasında dinlenen Eyüp Arıoğlu, “17/25 Aralık olaylarından önce katıldığı örgütün sohbet toplantılarında ….’ı da gördüğünü” beyan ettiği görülmektedir.
Örgüt mensuplarının örgüt liderinin talimatı doğrultusunda “01/12/2013 30/06/2014 tarihleri arasındaki dönemde Asya Katılım Bankası A.Ş. Nezdinde hesap açtırdıkları ya da var olan hesaplarında mevduat ve nakit artışı gerçekleştirdikleri yine yurt genelinde yapılan soruşturmalarda örgüt lideri Fetullah Gülen’in talimatı sonrasında birçok örgüt mensubunun örgüt üyelerini dolaşarak Bank Asya’ya hesap açmaları ve ekonomik güçleri doğrultusunda bu hesaba para yatırmalara konusunda telkin ve talimatta bulundukları, birçok örgüt üyesinin de ekonomik anlamda herhangi bir kazancı olmamasına rağmen başka bankalardan kredi kullanarak bu kredileri mal alımı, hizmet alımı vesair herhangi bir işlemde kullanmaksızın doğrudan Bank Asya’ya hesap açtırıp yatırdıkları tespit edilmiştir. Sanığın da dosyada mevcut 28/06/2018 tarihli Bank Asya Raporuna göre, 1310809 müşteri numaralı, 15/11/2007 açılış tarihli hesabının, Aralık 2013 yılı bakiyesi 24,84 TL iken, Mayıs 2014 yılı bakiyesini 9.933,49 TL.’ye, Ocak 2015 yılında 15.406,49 TL,’ye çıkararak örgütsel talimatı yerine getirdiği anlaşılmış olup, sanığın Altıntaş C.Başsavcılığı’nın 2017/228 Soruşturma no.lu dosyasındaki, “17-25 Aralıktan önce hem faizsiz çalıştığını bildiği için hem de Ziraat Bankasından çek alamadığı için çek verdiğini bildiği Bank Asya’da hesap açtırdığı, yaptığı işlemlerin rutin esnaflık işlemleri olduğu” şeklindeki beyanı ile Altıntaş Sulh Ceza Hakimliği’nin 2017/17 Sorgu no.lu dosyasındaki, “2014 Mayıs, Ağustos ve Ekim aylarındaki para yüklemesi ile ilgili bir fikrinin olmadığına, ancak dükkandaki post cihatları sebebiyle olduğunu
düşündüğüne” ilişkin beyanı ve Mahkememizin 13/03/2018 tarihli duruşmasında, “Bank Asya hesabındaki yükselmenin post cihazından çekilip hesabına normal müşterilere sattığı ürünlerden dolayı çekilen paralar olduğuna, o yüzden hesabına yattığına, bu aylara denk gelmesinin sebebinin ise çek ödemesi yapıldığı için olabileceğine, Mahkememizin 03/07/2018 tarihli duruşmasında, “Bankasya’da ticari işlemlerinin olduğuna, kredi kartının olduğuna, fatura ödemesi yaptığına” ilişkin beyanları, birbiri ile çelişkili suçtan kurtulmaya yönelik ispat edilemeyen beyanlar olup, hesaptaki yükselişin talimat dönemlerine de denk geldiği hususu da dikkate alındığında, sanığın söz konusu beyanlarına itibar edilemeyeceği; örgütsel talimatı yerine getirdiği değerlendirilmiştir.
Tüm bu anlatımlar beraber değerlendirildiğinde; sanığın, Yargıtay 16. Ceza Dairesi 14/04/2017 tarih 20177/1443E-4758K numaralı kararında da belirtildiği gibi oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı Bylock programını kullandığının dosya kapsamı, sanığın ikrar içeren beyanı ile sabit olması, mütevelli heyet içerisinde sohbet toplantılarına katılması, örgüte himmet, bağış, kurban adı altında ayni ve nakdi yardım toplaması, örgüt liderinin talimat dönemi ile örtüşür şekilde Bank Asyadaki hesap bakiyesini yükseltmesi, örgütle irtibatlı Altıntaş Eğitim Gönüllüleri Derneği’ne üye olması, örgütle irtibatlı …. Erkek Öğrenci Yurdu’nun ortağı olması, zaman gazetesi ve sızıntı dergisi gibi örgütün yayın organlarına abone olması, haklarında aynı suçtan soruşturma ve kovuşturma olan örgüt mensupları ile yoğun iletişim kurması karşısında; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olma suçunu işlediği, örgütün emir ve talimatlarını hiyerarşik yapı içerisinde yerine getirdiği, bu talimatlar doğrultusunda faaliyette bulunduğu, sanığın eylemlerinin çeşitliliği ve yoğunluğu, üstten aldığı emirleri uygulama konusunda ortaya koyduğu tavırlar, bu emir ve talimatlar doğrultusunda faaliyette bulunması hususları beraber değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediği, bu hali ile üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun tüm unsurları ile oluştuğu sabit görülmüş ve sanığın atılı suçtan eylem yoğunluğu, çeşitliği, örgütteki konumu gözetilerek temel ceza teşdiden belirtilerek cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Örgüt üyeliği suçunda hükümlerini düzenleyen 5237 sayılı TCK’nın 221/4. maddesinde örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verilmesi halinde ceza indirimi uygulanacağı belirtilmiştir.
Soruşturma ve kovuşturma aşamasında toplanan ve yukarıda izah olunan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın örgütle organik bir bağ kurarak ve örgütsel hiyerarşi içerisinde hareket ederek nihai amacını bildiği FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olup, bu şekilde örgüte bilerek ve isteyerek dahil olduğu ve bu suretle üzerine atılı örgüt üyeliği suçunu işlediği anlaşılmışsa da, iradesi gösterdiği ve Altıntaş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/228 Soruşturma no.lu 07/08/2017 tarihli ifadesinde, Altıntaş Sulh Ceza Hakimliği’nin 2017/17 Sorgu no.lu 07/08/2017 tarihli ifadesinde, Mahkememizin 13/03/2018 tarihli duruşmasında bazı örgüt mensupları ve örgüt faaliyeti ile ilgili olarak bilgiler vermiş olduğu, ancak gerek soruşturma gerek kovuşturma aşamasında değişik tarihlerdeki ifadelerinde birbiri ile çelişen beyanlarda bulunduğu, bu nedenle sanığın yürütülen soruşturma ve kovuşturmalara sağladığı katkının niteliği, sanığın etkin pişmanlık konusundaki samimiyetinin derecesi gözetilerek verilecek cezadan takdiren 1/2 oranında indirim yapılması yoluna gidilmiştir.
Sanık ….’ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği sabit görüldüğünden; eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/2 maddesi uyarınca; 5237 sayılı TCK’nın 61. maddesinde belirtilen suçun işleniş biçimi, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana gelen
zararın ağırlığı, sanığın kastının ağırlığı, eylemlerin yoğunluk, çeşitlilik ve sürekliliği, amaç ve saiki, örgüt hiyerarşisi içerisindeki konumu göz önünde bulundurularak alt sınırdan ayrılma yoluna gidilerek takdiren ve teşdiden 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 3. maddesi ile atfı ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5/1 maddesi uyarınca sanığın işlediği suçun terör suçu olarak düzenlendiği anlaşıldığından sanığa verilen cezada yarı oranında arttırım yoluna gidilerek sanığın 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işledikten sonra etkin pişmanlıkta bulunduğu anlaşılmakla verdiği bilgilerin niteliği göz önünde bulundurularak 5237 sayılı TCK’nın 221/4. Maddesi uyarınca cezasında takdiren 1/2 oranında indirim yapılarak 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tüm dosya kapsamına göre sanık lehine uygulanma koşulları oluştuğundan sanığa verilen cezadan TCK 62 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılmak suretiyle sanığın neticeten 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın cezasında başkaca yasal arttırım ve indirim yapılmasına yer olmadığına, sanık hakkında verilen hapis cezasının kanuni sonucu olan TCK’nın 53.maddesinin uygulanmasına, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın221/5.maddesi uyarınca 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, sanığın TCK’nın 6/5-j maddesinde düzenlenen örgüt mensubu sanık olduğu anlaşılmakla; sanık hakkında hükmolunan cezanın TCK’nun 58/7 ve 58/9 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca haklarında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, sanığın gözaltında ya da tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK’nın 63.maddesi gereğince iş bu cezasından mahsubuna, sanık hakkında imza atmak şeklinde uygulanan adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına, yurt dışına çıkamamak şeklinde uygulanan adli kontrol tedbirinin devamına karar verilerek sonuç ceza belirlenmiş ve müsnet suçtan sanığa 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,” şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
Sanık müdafii süresindeki istinaf dilekçesi ile; sanığın eylemleri suç teşkil etmediğinden verilmesi istemiyle istinafta bulunarak yerel mahkeme kararının bozulmasını talep ettiklerinden dosya dairemize gönderilmiştir.
SUÇUN UNSURLARI-DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE MAHKEMEMİZİN KABULÜ:
HUKUKİ NİTELENDİRME:
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1.maddesinde; “(Değişik fıkra: 15/07/2003 – 4928 S.K./20. md.) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.” hükmü yer almaktadır.
Türk Ceza Hukuku bakımından terörün tanımı ve hangi suçların terör suçu sayılacağı 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde gösterilmiştir.
5237 sayılı yasanın 314. maddesinde; “(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silâhlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. ” silahlı örgüt kuran, yöneten ve üyeliği suçlarına ilişkin yasal hüküm yer almaktadır.
5237 sayılı TCK’nın 314. maddesibakımından, bir oluşumun veya yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için;
a-Hiyerarşik yapıya, sıkı bir disipline, eylemli bir işbirliğine sahip olan ve en az üç kişiden oluşan, yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bir örgüt mevcut olmalıdır.
b-Bu örgüt, Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerde yer alan suçları “amaç suç” olarak işlemek üzere kurulmuş olmalıdır,
c-Bu örgüt silahlı olmalıdır.
Bu tanımlamalar ışığı altında;
Silahlı terör örgütünü yönetmek suçu,
Örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde örgütün amacına uygun biçimde işleyişini sağlayan, örgüt üyelerine görev veren ve genel stratejiyi belirleyen kimselerdir. Örgüt yöneticisi olmak için örgütün kurucusu olmak gerekmez. Yöneten kavramı içerisine sadece lider girmez. Örgütün bir lideri fakat birden fazla yöneteni olabilir. Yöneteni tespitte örgütün hiyerarşik yapısı, organizasyon şeması ve kişilerin yüklendikleri görevler önemlidir. Fail hiyerarşik olarak örgüt mensuplarının üzerinde bulunuyor, geniş bir coğrafi alanda; iş bölümü yapabiliyor, örgütün üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunuyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında, harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol oynayabiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise, yönetici olarak kabul edilmelidir.(Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 2015/7734 esas ve 2017/5200 sayılı kararı)
Yine örgütün il sorumlularına talimat veren, rapor alan, altında bulunan il sorumlularının yerlerini değiştiren failin, örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde örgüt amacına uygun biçimde işleyişini sağladığı gözetilerek yönetici olduğu kabul edilmelidir.
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu,
Silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
Örgüte üye olmak; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, yapılanması ve eylemleri ile ilgili olarak benzer konuda verilmiş Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarihli, 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1.maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK’nın 314/1-2. maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı kararında, yine 14/07/2017 tarih ve 2017/1443-4758 sayılı ilamında açıklandığı üzere; oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock’un sanık tarafından kullanıldığının dijital deliller olan ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı, HIS (CGNAT) kayıtları, HTS kayıtları, numara kullanan IMEİ kayıtları üzerinde yapılan teknik araştırma neticesinde kesin olarak tespit edildiği, ayrıca karar yerinde tartışılan diğer somut deliller ile de sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunun duraksamasız biçimde saptandığı anlaşılmaktadır.
Sanık hakkında hükümleri uygulanmış olmakla, bu hususta dairemizce yapılan değerlendirme ile ulaşılan sonuca göre;
Belirtmek gerekir ki;
5237 Sayılı TCK.nun 221. maddesinde ‘etkin pişmanlık’ başlığı altında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu amaçla kurulmuş örgüte üye olmak yada üye olmamakla beraber örgüt adına suç işlemek veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçlan ile ilgili olarak hali düzenlenmiştir.
Yasa da gönüllü ayrılma, teslim olma, yakalanma ve kurucular ve yöneticiler için örgütü dağıtma yada dağılmasının sağlama hali, olarak ayrı ayrı düzenleme getirmiştir. Yapılan düzenlemede her durum ayrı ayrı koşullara bağlanmıştır.
Kurucular ve yöneticiler için örgütü dağıtma yada dağılmasının sağlama hali maddenin birinci fıkrasında, gönüllü olarak örgütten ayrılma maddenin ikinci fıkrasında, gönüllü olarak teslim olma dördüncü fıkranın birinci cümlesinde, yakalanma hali ise üçüncü fıkra ile dördüncü fıkranın ikinci cümlesinde düzenlenmiştir.
TCK 221 madde başlığı etkin pişmanlıktır. Yasa metni başlıkla birlikte değerlendirildiğinde kişinin bildirdiği gönüllü vazgeçmenin bir pişmanlık sonucu olması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Yasanın
gerekçesinde de vurgulandığı üzere failin etkin pişmanlığım sergileyip sergilemediğini hakim taktir edecektir.
TCK 221/4. Maddenin Uygulanma Koşulları; fıkranın birinci cümlesinde teslim olan faillerin ikinci cümlesinde ise yakalanan faillerin durumu düzenlenmiştir. Yasa koyucu tarafından maddenin dördüncü fıkrasının düzenlenmesinin gerekçesi; ‘Kişi, suç işlemek için kurulmuş olan örgütün kurucusu, yöneticisi veya üyesi olmakla birlikte, örgütün ulaştığı yapılanma itibanyla dağılmasını sağlama imkanından yoksun olabilir. Bu durumda bile, söz konusu sıfatlan taşıyan kişilerin belli şartlarda etkin pişmanlıktan yararlanması sağlanabilmelidir. Bu düşüncelerle maddenin dördüncü fıkrası düzenlenmiştir.’ şeklinde ifade edilmiştir. Bu nedenle de örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmemiş ve yakalanmış olan fail pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplannın yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi verememiş ancak örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermiş ise 4. fıkra uyarınca cezasından indirim yapılacaktır.
TCK 221/4. Maddesinin 2. Cümlesinin Uygulanma Koşulları; a- Sanığın örgütün kurucusu, yöneticisi, örgüt üyesi, yada üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden olması, b-Örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermeli c- Yakalanmış olmalı, d- Örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermelidir.
Dört şartın da birlikte gerçekleşmesi halinde kişi hakkında örgüt kurmak, yönetmek örgüte üye olmak suçundan dolayı yada örgüt adına işlenen suç ve örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçlarından indirim öngörülmüştür. Burada amaçlanan kişinin örgütün ulaştığı yapılanma itibarıyla dağılmasını sağlama imkanından yoksun olması durumunda söz konusu sıfatlan taşıyan bu kişilerin belli şartlarda etkin pişmanlıktan yararlanmasını sağlayabilmektir. Dördüncü fıkranın düzenlenmesinin gerekçesi de bu yöndedir.
hükümlerinden faydalanmak için failin, örgütün dağılmasına veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili elverişli bilgi vermesi gerekir. Bu bilginin elverişliliği, örgütün örgütlenme biçimi, failin örgüt yapılanmasındaki konumu ile örgütte geçirdiği süre ve katıldığı faaliyetler gibi kıstaslar göz önüne alınarak mahkemece takdir edilecektir. Tam bir gizlilik esasına ve hücre tipi yapılanmaya dayanan örgütlerde her örgüt mensubundan örgütü dağıtacak,yapılanma şemasını ortaya koyacak bilgiler vermesi beklenemez. Sanık her halükarda etkin pişmanlıktan faydalanmak amacıyla konumu gereği bilmesi beklenen bilgileri de samimi olarak ortaya koymalı ve ifadelerinde sebat etmesi gerekmektedir.
Yargıtay’a göre de; 5237 sayılı TCK.nun etkin pişmanlığa ilişkin 221. maddesinin amaç, kapsam ve gerekçesi birlikte nazara alındığında silahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşıldığı halde, kovuşturma aşamasında önceki ifadelerini ve suçlamayı reddedip örgüt üyesi olmadığını beyan eden, atılı suçlamayı reddeden, kolluk ifadelerini daha sonra değiştirip geri alan, güvenlik güçlerince yakalanarak ele geçirilen ve örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili yasanın aradığı anlamda yeterli bilgi vermeyen, açıklamaları ile terör örgütünün dağılmasına, meydana çıkarılmasına yardım etmeyen ve terör örgütünün amaçladığı suçun işlenmesine de engel olmayan, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasına veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermeyen, güvenlik güçlerince yakalanan ve yasanın aradığı anlamda pişmanlık duyarak yeterli bilgi vermeyen failler hakkında hükümlerinin uygulanması mümkün
değildir.
Bununla birlikte, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren failin, vermiş olduğu bilgileri aşamalarda inkâr etmesi hâli, maddenin “failin örgütten koparılıp tekrar topluma kazandırılması ve örgüt faaliyeti çerçevesinde tekrar suç işlemesinin önlenmesi” şeklinde belirtilen amacıyla bağdaşmamaktadır. Dolayısıyla, faillerin yakalandıktan sonra usule uygun olarak verdikleri ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması hususunda delil niteliği taşıyan itiraf içerikli beyanları hükme esas alınabilir ise de; bu beyanları sonradan reddeden faillerin pişmanlık duyduklarından söz edilemeyeceği, böylelikle maddede öngörülen amaca aykırı davrandıkları anlaşıldığından, haklarında TCK’nun 221. maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır.(Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.03.2018 tarih ve 2017/16-1118 es – 2018/121 kr sayılı kararı)
Yukarıda mevzuat ve yargısal uygulamalar ile ilgili yapılan açıklamalara göre, kurulacak hükmün mahiyeti gözetildiğinde duruşma yapılmasına gerek duyulmayarak; sanığın hakkında soruşturma başlatıldıktan sonra 04/08/2017 tarihli tutanak içeriğine göre kendiliğinden başvurup etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini beyan etmesi, sonrasında eylemleri ve anlatımları ile pişmanlığını ortaya koymasına rağmen TCK’nın 221/4-1. madde, fıkra ve cümlesi kapsamında olup olmayacağının tartışılmadığı ilk derece mahkemesinin kararının CMK’nın 280/2. madde ve fıkrası gereğince kaldırılmasına, sanığın hakkında soruşturma başlatılmasından sonra kendiliğinden gelip yargılama süresince sürdürdüğü samimi anlatımlarla etkin pişmanlık talebinde bulunması karşısında yerleşik Yargıtay içtihatları da gözetilerek TCK’nın 221/4-1. madde, fıkra ve cümlesi gereğince CMK’nın 223/4-a-son madde, fıkra ve bentlerine göre ceza verilmesine yer olmadığına, buna bağlı olarak denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına dair karar vermek gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere:
24/10/2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 Sayılı Kanunun 27. Maddesi ile eklenen CMK’nun 280/1-c maddesi uyarınca, dosya içeriğine göre başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ya da şahsî cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerektiren durumun bulunması nedeniyle duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu,
1- Kütahya 3. Ağrı Ceza Mahkemesinin 05/03/2019 tarih, 2017/476 Esas ve 2019/46 Karar sayılı sanığın “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan 3 yıl 9 Ay hapis cezasına ilişkin kararının CMK’nun 280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-a-)Her ne kadar sanık hakkında “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı TMK’nın 5, 7 ve TCK’nın 53/1, 58/9, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; Sanığın hakkında soruşturma başlatılmasından sonra kendiliğinden gelip , örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi verdiği anlaşılmakla, sanık hakkında TCK 221/4. maddesinin 1. cümlesi gereğince CMK’nın 223/4-a-son maddesine göre CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
TCK’nın 221/5. maddesi uyarınca sanığın 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına,
b-)Sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş olmakla yasal şartlar oluşmadığından Vekalet Ücreti Takdirine YER OLMADIĞINA,
c-)CMK’nun 327. maddesi gereğince, yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
d-)Sanık hakkında CMK 109/3-a maddesi uyarınca verilen “Yurt Dışına Çıkış Yasağı” şeklindeki adli kontrolün karar kesinleştiğinde KALDIRILMASINA,
Dair,Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan yönünden ise kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde; hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1 maddesi gereğince TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 10/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.