Genel Ocak 27, 2026

KANUN YARARINA BOZMA (Ceza Hukukunda Kanun Yolları)

CMK 309. Maddede istinaf ve temyiz görmeden kesinleşen mahkeme kararlarına karşı olağanüstü kanun yolu olarak kanun yararına bozma düzenlenmiştir. Bu kesinleşme istinaf ve temyiz kanun yoluna başvurulmadığı için de olabilir mahkemece verilen kararın kesin olması sebebiyle de olabilir. İkisi de kanun yararına bozma yoluna götürülebilir ve kanunda herhangi bir süre şartı aranmamıştır.

Adalet Bakanlığı ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş ve kesinleşmiş olan bir kararın önemli hukuka aykırılıklar barındırdığını fark etmişse bu durumu yasal nedenleri ile birlikte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılı olarak bildirecektir.

Bu yazılı istem ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı ilgili daireye sevk edecektir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemini reddetmesi mümkün değildir. Kanuna göre bu istemi “aynen yazarak” ilgili daireye aktarmakla yükümlüdür.

Bu hukuka aykırılıklar maddi hukuka aykırılıklar veya esasa tesir eden usuli hükümlere aykırılıklar da olabilir.

Adalet Bakanlığının söz konusu kesinleşen ilk derece mahkemesi kararındaki hukuka aykırılığı farklı şekillerde tespit edebilir. Bu tespit Adalet Müfettişleri aracılığı ile yerel mahkemelerin, savcılıkların istemi ile veya suçtan zarar gören, mağdur, sanık veya vekillerinin başvurusu ile öğrenilmiş olması mümkündür.Adalet Bakanlığı’nın tüm bu durumlarda ulusal hukuk birliğini de düşünerek önemli hukuka aykırılık bulunup bulunmadığını inceleme ve inceleme sonucuna göre kanun yararına bozma yoluna gitme takdir yetkisi bulunmaktadır.

Bu yetki istianen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılarına da tanınmıştır. Şöyle ki eğer Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı hükümlüye daha hafif bir ceza verilmesi veya hükümlünün cezasının kaldırılması gerektiğini düşünüyorsa resen Kanun yararına bozma yoluna gitme hakkı vardır.

Her ne kadar istinaf ve temiz görmeyen ilk derece mahkemesinde kesinleşen kararlar için mümkün olabilecek bir yol ise de istinaf başvurusu yapılmış fakat taraf sıfatı olmadığı, süre, miktar yönünden istinaf başvurusu reddedilmişse istinafta esas incelemesi yapılmamış olduğu için bu durumda da kanun yararına bozma yoluna gidilebilecektir.

Ayrıca yine olağan itiraz incelemesi sonucunda kesinleşen kararlara karşı da kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.

Bozma kararı ile birlikte bozma nedenine göre 4 farklı biçimde karar verilmektedir.

  1. Bozma kararı CMK 223. maddede belirtilen esasa ilişkin olmayan nedenlerden dolayı verilmişse dosya kararı veren mahkemeye gönderilir ve bu mahkeme gerekli araştırma sonucu yeniden karar verir. Aleyhe değiştirme yasağı sadece hükümler için geçerli olduğundan burada aleyhe karar verilebilir.
  2. Bozma kararının gerekçesi mahkûmiyet hükmünün usuli nedenler ve savunmayı kısıtlayan ve kaldıran nedenlerle verilmesinden dolayı ise dosya kararı veren mahkemeye tekrar gönderilir. Mahkeme yeniden yargılama yapar ve bu sefer bozma kararındaki usuli işlemlere dikkat etmesi gerekir. Yeni kurulacak hükümle verilecek ceza öncekinden ağır olamaz.
  3. Bozma kararı esasa ilişkin fakat mahkûmiyet dışı kararlara ilişkin ise örneğin: davanın reddi, düşme, beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbiri bu durumda bozma kararı aleyhe sonuç doğurmaz ve yeniden yargılama da yapılmaz. Eğer kanun yararına konu edilen hüküm beraat, düşme vb. kararlar ise kararlar hatalı olsa ve kişi suçlu vesaire olsa bile, yeniden yargılama yapılmayacak, aleyhe sonuç doğurmayacaktır.
  4. Bozma kararı eğer hükümlünün daha hafif bir ceza alması gerektiği için verilmişse daire daha hafif olan cezaya, eğer hükümlünün cezasının kaldırılması gerektiği için verilmişse bu sefer daire hükümlünün cezasının kaldırılmasına karar verir. Yerel mahkeme yerine geçerek hüküm tesis eder.

Kanun yararına bozmaya karar verilmişse mahkemelerin buna direnme yetkileri yoktur. Direnmiş olurlarsa da Ceza Genel Kurulu reddedecektir.

Kanun yararına bozma ancak başvuru nedenleri ile yapılabilir. Daire başvuru nedenleri dışına çıkamaz. Eğer başvuru nedenlerinden başka hukuka aykırılık varsa yeni bir başvuru yapılması sağlanabilir.

Dairenin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı olağanüstü kanun yolu olan itiraz kanun yoluna gidebilir. Bu durumda karar Ceza Genel Kurulu tarafından incelenir.

İnfaz aşamasında düzeltilebilecek hukuka aykırılıklar için ve ara kararlar için bu yola başvurulamaz. Yerel mahkemece açık bir hukuka aykırılık yapılmış olması durumu hariç, delillerin değerlendirilmesi ve takdirinde hata olduğu sebebiyle de bu yola başvurulamaz. Eksik kovuşturma dayılı hüküm verilmesi durumunda da bu yola başvurulamayacak, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi gerekecektir.

Ayrıca Yargıtay İçtihatlarına göre:

  • Haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı mahkemenin takdir yetkisinde olduğu için kanun yararına bozmaya konu edilemez.
  • Eğer yerel mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını hiç değerlendirmemişse bu durumda kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.
  • 18 yaşını doldurmamış sanıklara müdafii atanmaksızın mahkûmiyete karar verilmesi durumunda kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.
  • Kısa karar ile gerekçeli karar çelişkili ise kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.
  • Hakkında kamu davası açılmayan fail hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması durumunda bu hukuka aykırılık davanın esasını çözmeyen yönüne ait olduğundan kanun yararına bozma kararı ile yeniden yargılama yapılması gerekmektedir.(5271 S.K. 309/4b)
  • Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesine ilişkin hukuka aykırılığın giderilmesi için başka bir yol öngörülmediği için kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.
  • İlk derece mahkemesi tarafından kısa süreli hapis cezası ve ertelenmesine karar verilmiş ise özel daire tarafından ise hapis cezası adli para cezasına çevrilirse kazanılmış hak ilkesine göre adli para cezasının da ertelenmesi mümkün değildir.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Bu kategoride başka benzer yazı bulunamadı.