Miras bırakan kişinin sağlığında taşınmazlarını çocuklarından birine, ikinci eşine veya üçüncü bir kişiye devretmesi her zaman hukuka aykırı değildir. Bir kişi kural olarak sağlığında malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilir.
Ancak tapuda satış olarak gösterilen işlemin gerçekte bir bağış olması ve bu işlemin diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılması hâlinde hukuki durum değişir.
Uygulamada muris muvazaası veya daha yaygın ifadeyle mirastan mal kaçırma olarak adlandırılan bu işlemler, miras bırakanın ölümünden sonra en sık karşılaşılan miras uyuşmazlıklarından biridir.
Bu davalarda asıl mesele çoğu zaman taşınmazın kime devredildiğinden ziyade şudur:
Miras bırakanın gerçek amacı satış yapmak mıydı, yoksa mirasçılarından mal kaçırmak mıydı?
Bu nedenle muris muvazaası davalarında sonuca ulaşabilmek için tapu kaydının tek başına incelenmesi yeterli değildir. Satış bedeli, tarafların ekonomik durumu, aile ilişkileri, taşınmazın gerçek değeri, miras bırakanın mal satmaya ihtiyacının bulunup bulunmadığı ve devirden sonraki fiilî kullanım gibi birçok hususun birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Muris muvazaası, miras bırakanın gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, mirasçılarından mal kaçırma amacıyla tapuda satış veya başka bir hukuki işlem gibi göstererek devretmesidir.
Klasik örnekte baba, gerçekte herhangi bir satış bedeli almamasına rağmen evini çocuklarından birine tapuda satış işlemiyle devreder.
Tapu kayıtlarına bakıldığında ortada normal bir satış vardır.
Ancak gerçek irade bağış olabilir.
Üstelik bu bağışın amacı diğer mirasçıların miras hakkını etkisiz hâle getirmekse muris muvazaası gündeme gelebilir.
Yargıtay’ın 01.04.1974 tarihli, 1974/1 Esas ve 1974/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, muris muvazaası davalarının temelini oluşturmaktadır.
Mirastan mal kaçırma iddiasında en önemli sorun ispat meselesidir.
Çünkü tapu kaydında çoğunlukla satış işlemi bulunmaktadır. Davacı mirasçı ise görünen bu işlemin gerçeği yansıtmadığını ve miras bırakanın asıl amacının mirasçılarından mal kaçırmak olduğunu ileri sürmektedir.
Muris muvazaasının varlığını ileri süren taraf, kural olarak bu iddiasını ispatlamak zorundadır.
Bununla birlikte mirasçılar, miras bırakan ile taşınmazı devralan kişi arasındaki işlemin tarafı değildir. Bu nedenle muvazaa iddiasının ispatında yalnızca yazılı belgeler değil, olayın özelliklerine göre tanık anlatımları ve diğer deliller de önem taşıyabilir.
Mahkeme genellikle tek bir delile bakarak karar vermez.
Deliller ve olayın bütün koşulları birlikte değerlendirilir.
Muris muvazaasının araştırılmasında en önemli göstergelerden biri taşınmazın devir tarihindeki gerçek değeri ile satışta gösterilen bedel arasındaki farktır.
Örneğin devir tarihinde gerçek değeri 5.000.000 TL olan bir taşınmazın çok düşük bir bedelle devredilmiş olması tek başına muvazaanın kesin kanıtı değildir.
Ancak diğer delillerle birleştiğinde son derece önemli hâle gelebilir.
Bu nedenle davalarda taşınmazın devir tarihindeki gerçek piyasa değerinin bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi önem taşır.
Bir başka önemli husus taşınmazı devralan kişinin satış bedelini ödeme gücünün bulunup bulunmadığıdır.
Örneğin taşınmazı devralan kişinin;
muvazaa iddiasının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Bu nedenle gerekli durumlarda banka kayıtları, gelir durumu ve ekonomik koşullar araştırılabilir.
Mahkemelerin üzerinde durduğu önemli konulardan biri de miras bırakanın taşınmazını satmasını gerektirecek ekonomik bir ihtiyacının bulunup bulunmadığıdır.
Miras bırakan kişinin;
düzenli gelirinin bulunması,
başka taşınmazlarının olması,
önemli bir borcunun bulunmaması,
satış bedeline ihtiyaç duyduğunu gösteren somut bir durumun olmaması
hâlinde, yapılan işlemin gerçek bir satış olup olmadığı daha ayrıntılı şekilde araştırılabilir.
Ancak bu durum da tek başına muvazaa anlamına gelmez.
Tapuda bir satış bedelinin gösterilmiş olması, bu bedelin gerçekten ödendiği anlamına gelmez.
Bu nedenle muris muvazaası davalarında şu sorular önemlidir:
Para hangi tarihte ödendi?
Ödeme banka üzerinden mi yapıldı?
Paranın kaynağı nedir?
Miras bırakan bu parayı aldıktan sonra ne yaptı?
Satış bedelinin ödendiğine ilişkin dekont veya başka belge var mı?
Özellikle yüksek bedelli taşınmazlarda satış bedelinin nasıl ödendiğinin açıklanamaması, diğer delillerle birlikte değerlendirilebilir.
Aile içindeki ilişkiler muris muvazaası davalarının önemli unsurlarındandır.
Miras bırakanın özellikle bir çocuğunu diğerlerinden üstün tutması, diğer mirasçılarıyla ciddi sorunlar yaşaması veya taşınmazlarını sistematik biçimde belirli bir mirasçıya devretmesi araştırılabilir.
Mahkeme burada yalnızca akrabalık ilişkisine bakmaz.
Devrin neden yapıldığı ve miras bırakanın gerçek iradesi araştırılır.
Son derece önemli olabilecek delillerden biri de taşınmazın devirden sonraki fiilî durumudur.
Örneğin kişi evini tapuda oğluna satmış görünmesine rağmen;
evde yaşamaya devam etmiş,
kiraları toplamaya devam etmiş,
emlak vergilerini kendisi ödemiş,
taşınmaz üzerinde malik gibi davranmaya devam etmiş olabilir.
Bu durumlar, görünürdeki satışın gerçek niteliğinin araştırılmasında dikkate alınabilir.
Evet.
Özellikle aile içindeki devirlerde yazılı belge bulunmaması oldukça yaygındır.
Miras bırakanın yakınları, komşuları, akrabaları veya olayları doğrudan bilen kişiler tanık olarak dinlenebilir.
Tanıklar;
miras bırakanın taşınmazı neden devrettiğini,
satış bedeli alıp almadığını,
mirasçılar arasındaki ilişkileri,
miras bırakanın devirden önce veya sonra yaptığı açıklamaları
mahkemeye aktarabilir.
Ancak yalnızca soyut ve duyuma dayalı tanık anlatımlarına güvenilmesi yerine, tanık anlatımlarının diğer objektif delillerle desteklenmesi davanın ispat gücünü artırır.
Somut olayın özelliklerine göre tapu kayıtları ve ilgili mali kayıtlar davanın en önemli delilleri arasına girebilir.
Özellikle;
taşınmazın önceki ve sonraki maliklerini gösteren tapu kayıtları,
resmî senet ve akit tablosu,
devir tarihindeki satış bedeli,
tarafların banka hareketleri,
ödeme belgeleri
önem taşıyabilir.
Bir muris muvazaası dosyası hazırlanırken yalnızca mevcut tapu kaydına değil, taşınmazın devir zincirine de bakılması gerekebilir.
Miras bırakanın taşınmazı önce yakın bir kişiye, daha sonra başka bir kişiye devretmesi davayı daha karmaşık hâle getirebilir.
Bu durumda sonraki malikin hukuki durumu ayrıca değerlendirilir.
Özellikle sonraki kişinin iyi niyetli olup olmadığı ve önceki muvazaalı işlemi bilip bilmediği önem kazanabilir.
Bu nedenle birden fazla devir bulunan taşınmazlarda tapu kayıt zincirinin baştan sona incelenmesi gerekir.
Hayır.
Miras bırakanın çocuklarına eşit miktarda mal vermemiş olması tek başına muris muvazaasının varlığını göstermez.
Muris muvazaasında belirleyici unsur, miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçılarından mal kaçırmak olmasıdır.
Bu nedenle her aile içi taşınmaz devri otomatik olarak iptal edilemez.
Olabilir; ancak her ölünceye kadar bakma sözleşmesi muvazaalı değildir.
Miras bırakan gerçekten bakım ihtiyacı nedeniyle taşınmazını kendisine bakan kişiye devretmişse işlemin geçerli olması mümkündür.
Buna karşılık görünürde bakım sözleşmesi yapılmış olmasına rağmen gerçekte bakım ilişkisi bulunmaması ve işlemin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılması hâlinde muris muvazaası iddiası gündeme gelebilir.
Burada bakımın gerçekten yapılıp yapılmadığı, miras bırakanın yaşı ve sağlık durumu, taraflar arasındaki ilişki ve devredilen malvarlığının kapsamı birlikte değerlendirilmelidir.
Miras hakkı ihlal edilen mirasçılar muris muvazaası hukuki nedenine dayanarak dava açabilir.
Bu noktada muris muvazaası ile tenkis davasının birbirine karıştırılmaması gerekir.
Her iki dava miras hukukuyla ilgili olsa da hukuki sebepleri, koşulları ve sonuçları farklıdır.
Bu nedenle somut olayda muris muvazaası mı, tenkis mi yoksa başka bir hukuki sebebe mi dayanılması gerektiği dosya incelendikten sonra belirlenmelidir.
Tapulu bir taşınmazın muvazaalı şekilde devredildiği ileri sürülüyorsa uygulamada temel talep çoğunlukla tapu iptali ve tescildir.
Davacı, muvazaalı işlemin geçersizliğinin tespit edilerek taşınmazın miras payı oranında adına tescilini talep edebilir.
Somut olayın niteliğine göre terditli veya ek taleplerin gündeme gelmesi de mümkündür.
Tek başına bütün davalar için geçerli bir “kesin delil” listesi bulunmamaktadır.
Bununla birlikte uygulamada özellikle şu hususların birlikte bulunması önemlidir:
Taşınmazın gerçek değeri ile satış bedeli arasında ciddi fark bulunması,
alıcının taşınmazı satın alabilecek ekonomik gücünün olmaması,
satış bedelinin gerçekten ödendiğinin gösterilememesi,
miras bırakanın satış yapmasını gerektirecek ekonomik ihtiyacının bulunmaması,
miras bırakanın devirden sonra taşınmazı kullanmaya devam etmesi,
aile içindeki ilişkilerin mal kaçırma iddiasını desteklemesi,
tanık anlatımlarının objektif delillerle örtüşmesi.
Mahkeme bunların tamamını somut olayın koşulları içerisinde değerlendirir.
Bu davalarda en büyük hata yalnızca “babam kardeşime evi verdi” şeklindeki aile içi uyuşmazlığa odaklanmaktır.
Oysa dava teknik olarak hazırlanmalıdır.
Öncelikle taşınmazların tapu kayıtları ve devir tarihleri çıkarılmalı, miras bırakanın tüm malvarlığı araştırılmalı, devir tarihindeki rayiç değerler belirlenmeli ve tarafların ekonomik durumları karşılaştırılmalıdır.
Ardından tanıklar ve diğer deliller belirlenmelidir.
Özellikle birden fazla taşınmazın farklı tarihlerde devredildiği dosyalarda kronolojik bir devir tablosu hazırlanmasıdavanın değerlendirilmesini ciddi biçimde kolaylaştırır.
Aydın, Efeler, Kuşadası, Didim, Söke, Nazilli, İncirliova, Germencik ve çevresindeki miras uyuşmazlıklarında taşınmaz değerlerinin özellikle son yıllarda önemli ölçüde değişmesi nedeniyle eski tarihli aile içi satışların hukuki niteliği önem kazanabilmektedir.
Özellikle Kuşadası ve Didim gibi taşınmaz değerlerinin yüksek olduğu bölgelerde yıllar önce aile içerisinde gerçekleştirilen devirlerin bugünkü ekonomik sonuçları oldukça büyük olabilir.
Bu nedenle muris muvazaası iddiası bulunan bir dosyada yalnızca bugünkü tapu kaydına bakılması yeterli değildir.
Devir tarihi, devir bedeli, o tarihteki gerçek taşınmaz değeri, tarafların ekonomik durumu ve miras bırakanın gerçek iradesi birlikte incelenmelidir.
Sadece kardeşinize satış yapılmış olması tapunun iptali için yeterli değildir. Satışın gerçekte bağış olduğu ve miras bırakanın mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıdığı somut olayın delilleriyle ortaya konulmalıdır.
Evet. Muris muvazaası davalarının temelinde zaten çoğu zaman tapuda satış görünen işlemin gerçekte bağış olduğu iddiası bulunmaktadır.
Tek başına yeterli değildir. Ancak taşınmazın gerçek değeri ile gösterilen bedel arasındaki ciddi fark diğer delillerle birlikte önemli olabilir.
Tanık delili önemlidir. Bununla birlikte mümkün olduğunca tapu kayıtları, ekonomik durum, ödeme hareketleri ve bilirkişi incelemesi gibi objektif delillerle desteklenmesi gerekir.
Bakımın gerçekten yapılıp yapılmadığı ve devrin gerçek amacı araştırılmalıdır. Gerçek bir bakım karşılığı devir ile mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılan görünürdeki işlem birbirinden farklıdır.
Muris muvazaası davalarında sonucu belirleyen çoğu zaman tek bir belge değil, delillerin doğru şekilde bir araya getirilmesidir.
Tapu devirleri, satış bedelleri, banka hareketleri, miras bırakanın ekonomik durumu, tanıklar ve taşınmazların devir tarihindeki değerleri birlikte incelenmeden dava hakkında sağlıklı bir değerlendirme yapmak güçtür.
Aydın, Efeler, Kuşadası, Didim, Söke, Nazilli ve çevresindeki muris muvazaası ve tapu iptal-tescil uyuşmazlıklarında dosyanızdaki tapu kayıtları ve diğer belgeler üzerinden hukuki değerlendirme yapılması için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Av. Orçun Akbulut
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her miras uyuşmazlığının somut özellikleri farklı olduğundan, içerikteki açıklamalar hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Bu kategoride başka benzer yazı bulunamadı.