Miras Hukuku
Anne veya babadan kalan evin mirasçılardan biri tarafından yıllarca tek başına kullanılması, miras hukukunda en sık karşılaşılan aile uyuşmazlıklarından biridir.
Özellikle kardeşlerden birinin anne veya babayla birlikte yaşadığı aile konutunda, ölümden sonra da oturmaya devam etmesi halinde diğer mirasçılar çoğu zaman şu soruyu sormaktadır:
“Miras kalan evde kardeşim tek başına oturuyor. Ben de mirasçıyım. Ondan kira isteyebilir miyim?”
Bu sorunun cevabı her olayda doğrudan “evet” değildir.
Miras kalan taşınmazın hukuki durumu, mirasçının kullanım biçimi, diğer mirasçıların bu kullanıma karşı çıkıp çıkmadıkları ve kullanım bedeli talebinin ne zaman ileri sürüldüğü birlikte değerlendirilmelidir.
Mirasbırakanın ölümüyle birlikte miras, kanunda öngörülen şekilde mirasçılara geçer.
Birden fazla mirasçı bulunması halinde paylaşmaya kadar miras ortaklığı söz konusu olur.
Dolayısıyla anne veya babadan kalan ev, yalnızca evde oturan kardeşe ait hale gelmez.
Örneğin baba öldüğünde geride dört mirasçı bırakmış ve ev de terekeye dahil olmuşsa, kardeşlerden birinin yıllardır bu evde oturuyor olması tek başına taşınmazın sahibi olduğu anlamına gelmez.
Diğer mirasçıların da tereke üzerinde miras hakları bulunmaktadır.
Hayır.
Bir mirasçının miras kalan taşınmazı uzun süre kullanması tek başına diğer mirasçıların haklarını ortadan kaldırmaz.
Uygulamada zaman zaman;
“Ben 15 yıldır burada oturuyorum.”
“Eve ben baktım.”
“Vergilerini ben ödedim.”
“Babam beni burada bıraktı.”
şeklinde savunmalarla karşılaşılmaktadır.
Bunların her biri somut olay bakımından ayrıca değerlendirilebilir. Ancak yalnızca taşınmazı uzun yıllar kullanmış olmak, kural olarak diğer mirasçıların miras paylarını ortadan kaldırmaz.
Halk arasında genellikle “kira istemek” şeklinde ifade edilmekle birlikte hukuki uyuşmazlık çoğu zaman ecrimisil, diğer bir ifadeyle haksız kullanım tazminatı çerçevesinde ortaya çıkar.
Mirasçılardan birinin ortak taşınmazı diğer mirasçıları dışlayacak şekilde tek başına kullanması halinde diğer şartların da oluşmasıyla ecrimisil talebi gündeme gelebilir.
Ancak burada çok önemli bir konu vardır:
İntifadan men.
İntifadan men, taşınmazı kullanan mirasçıya diğer mirasçının artık bu tek taraflı kullanıma razı olmadığını bildirmesi anlamına gelir.
Basit ifadeyle;
“Bu evde tek başına karşılıksız oturmana artık muvafakat etmiyorum. Ben de miras hakkımdan yararlanmak istiyorum.”
iradesinin ortaya konulmasıdır.
Paydaşlar ve mirasçılar arasındaki ecrimisil uyuşmazlıklarında intifadan men şartı önemli bir yer tutmaktadır.
Çünkü kardeşlerden birinin yıllardır evde oturduğunu bilen ve buna karşı çıkmayan diğer kardeşin, yıllar sonra geçmiş bütün dönemler için doğrudan kira bedeli istemesi her durumda mümkün olmayabilir.
İntifadan menin ispatlanması gerekir.
Bu nedenle uygulamada noter ihtarnamesi önemli bir delildir.
İhtarnamede;
taşınmazın bilgileri,
mirasçılık sıfatı,
taşınmazın tek başına kullanıldığı,
bu kullanıma muvafakat edilmediği,
taşınmazdan yararlanma talebi,
kullanım karşılığı bedel talep edildiği
açık şekilde belirtilebilir.
Ancak intifadan menin yalnızca noter ihtarnamesiyle gerçekleşebileceği şeklinde mutlak bir kuraldan söz etmek doğru değildir.
Dava, icra takibi veya kullanım talebini ortaya koyan başka olgular da somut olayın şartlarına göre değerlendirmeye alınabilir.
İspat sorunu yaşamamak bakımından yazılı bildirim önemlidir.
Evet.
Yargıtay uygulamasında bazı durumlarda intifadan men şartı aranmadan da ecrimisil talebi gündeme gelebilmektedir.
Özellikle taşınmazın niteliği, kullanım şekli, taraflar arasındaki önceki uyuşmazlıklar veya taşınmazdan gelir elde edilmesi gibi durumlar önem taşıyabilir.
Bu nedenle her miras uyuşmazlığında otomatik olarak “önce ihtar çekilmediği için ecrimisil alınamaz” sonucuna varmak doğru değildir.
Somut olayın geçmişi mutlaka incelenmelidir.
Ecrimisil taleplerinde uygulamada beş yıllık zamanaşımı önemli bir konudur.
Ancak mirasçılar arasında geçmişe dönük ecrimisil talep edildiğinde yalnızca zamanaşımı süresine bakmak yeterli değildir.
İntifadan menin gerçekleşip gerçekleşmediği ve hangi tarihte gerçekleştiği de önemlidir.
Örneğin kardeşiniz on yıldır evde oturuyor olabilir.
Fakat siz onun kullanımına yıllarca itiraz etmemiş ve taşınmazdan yararlanmak istediğinizi ortaya koymamış olabilirsiniz.
Bu durumda yalnızca “beş yıllık zamanaşımı var, son beş yılın tamamını alırım” şeklinde bir hesap yapmak doğru olmayabilir.
Öncelikle ecrimisil talep edilebilecek dönemin belirlenmesi gerekir.
Ecrimisil bedeli mirasçılardan birinin kafasına göre belirlediği bir rakam değildir.
Uyuşmazlık dava konusu olduğunda taşınmazın;
konumu,
büyüklüğü,
niteliği,
kullanım şekli,
emsal kira bedelleri,
talep edilen dönem
gibi özellikleri değerlendirilir.
Mahkeme gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırarak taşınmazın ilgili dönemlerde sağlayabileceği kullanım gelirini tespit eder.
Daha sonra talepte bulunan mirasçının hakkı dikkate alınarak hesaplama yapılır.
Bu savunmayla uygulamada sık karşılaşılmaktadır.
Evde oturan mirasçı;
“Çatıyı ben yaptırdım.”
“Evin bütün tadilatını ben yaptım.”
“Vergilerini yıllardır ben ödüyorum.”
“Binayı ben ayakta tuttum.”
diyebilir.
Taşınmaza yapılan zorunlu veya değer artırıcı giderler somut olayın şartlarına göre ayrı bir alacak veya mahsup tartışmasına yol açabilir.
Ancak bir mirasçının taşınmaza masraf yapmış olması, diğer mirasçıların mülkiyet ve miras haklarının kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez.
Masraf iddiası ile kullanım bedeli talebi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bu da uygulamada çok karşılaşılan bir durumdur.
Mirasçı;
“Babam ölmeden önce bu evde benim oturmamı söyledi.”
şeklinde savunma yapabilir.
Bu iddianın hukuki sonucu, olayın özelliklerine göre değişebilir.
Mirasbırakanın sağlığındaki kullanım izni ile ölümden sonra terekeye dahil olan taşınmazın diğer mirasçılara karşı süresiz ve bedelsiz kullanılması aynı mesele değildir.
Mirasbırakanın beyanının hukuki niteliği ve varsa vasiyetname veya başka bir hukuki işlem ayrıca incelenmelidir.
Miras kalan taşınmazlardaki uyuşmazlıkları sıradan kiracı tahliye davasıyla karıştırmamak gerekir.
Evde oturan kişi aynı zamanda mirasçıysa taşınmaz üzerinde onun da miras hakkı bulunmaktadır.
Bu nedenle doğrudan kiracı gibi tahliye edilmesi her durumda mümkün değildir.
Asıl sorun miras ortaklığının nasıl sona erdirileceğidir.
Mirasçılar anlaşamıyorsa mirasın paylaşılması veya taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi yolları gündeme gelebilir.
Evet.
Çünkü yalnızca ecrimisil almak çoğu zaman temel problemi çözmez.
Örneğin dört kardeşe kalan bir evde kardeşlerden biri oturmaya devam ediyor ve taraflar yıllardır anlaşamıyorsa, her yıl yeni bir kullanım bedeli uyuşmazlığı ortaya çıkabilir.
Bu durumda uzun vadeli çözüm taşınmazdaki ortaklığın sona erdirilmesi olabilir.
Taşınmaz aynen bölünebiliyorsa aynen taksim, bölünmesi mümkün değilse satış yoluyla ortaklığın giderilmesi gündeme gelebilir.
Bu nedenle bazı dosyalarda ecrimisil talebi ile ortaklığın giderilmesi süreci birlikte planlanmalıdır.
Mirasçılardan birinin satışa karşı çıkması diğer mirasçıların sonsuza kadar ortak kalmak zorunda olduğu anlamına gelmez.
Mirasçılar kural olarak mirasın paylaşılmasını talep edebilirler.
Anlaşma sağlanamıyorsa mahkeme yoluyla ortaklığın giderilmesi gündeme gelebilir.
Dolayısıyla evde oturan kardeşin;
“Ben burada oturuyorum, evi sattırmam.”
demesi tek başına hukuki süreci engellemez.
Özellikle şu belgeler önem taşıyabilir:
veraset ilamı,
tapu kayıtları,
mirasbırakanın ölüm belgesi,
noter ihtarnamesi,
taraflar arasındaki WhatsApp ve mesaj kayıtları,
daha önce açılmış davalar,
taşınmazın kim tarafından kullanıldığını gösteren belgeler,
elektrik, su ve doğalgaz abonelikleri,
emsal kira araştırmaları,
tanık anlatımları.
Somut uyuşmazlığa göre farklı deliller de kullanılabilir.
İlk yapılması gereken doğrudan dava açmak değildir.
Öncelikle tapu ve mirasçılık durumu belirlenmelidir.
Daha sonra;
taşınmazı kimin kullandığı,
ne zamandan beri kullandığı,
diğer mirasçıların kullanımına engel olup olmadığı,
daha önce kullanım bedeli istenip istenmediği,
intifadan menin gerçekleşip gerçekleşmediği,
taşınmazın paylaşılması veya satılması konusunda uyuşmazlık bulunup bulunmadığı
tespit edilmelidir.
Bundan sonra ecrimisil, mirasın paylaşılması veya ortaklığın giderilmesi seçeneklerinden hangisinin uygun olduğu belirlenebilir.
Miras kalan evde kardeşlerden birinin tek başına oturması, evin o kardeşe ait olduğu anlamına gelmez.
Ancak diğer mirasçıların geçmiş yıllara ilişkin doğrudan “kira” talep edebileceğini söylemek de her olay bakımından doğru değildir.
Özellikle mirasçılar arasındaki ecrimisil taleplerinde intifadan men, kullanım biçimi ve talep edilen dönem önem taşır.
Bu nedenle yıllardır kardeşlerden biri tarafından kullanılan miras taşınmazlarında dava açılmadan önce geçmiş kullanım dönemi ayrıntılı biçimde incelenmelidir.
Uyuşmazlığın yalnızca geçmiş kullanım bedelini değil, gelecekte taşınmazın ne olacağını da ilgilendirdiği unutulmamalıdır. Tarafların anlaşamadığı durumlarda ecrimisil talebiyle birlikte mirasın paylaşılması veya ortaklığın giderilmesi seçeneklerinin de değerlendirilmesi kalıcı çözüm sağlayabilir.
Uzman avukat kadromuz tarafından hazırlanmış bu makale, hukuki bilgilendirme amaçlı yazılmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır.
Miras Hukuku
Miras Hukuku
Miras Hukuku
Miras hukuku ve veraset davaları konusunda uzman avukatlarımızla ön görüşme yapabilirsiniz.
Hemen İletişime Geçin