Miras Hukuku
Mirasbırakanın sağlığında malvarlığını çocuklarından birine devretmesi, taşınmazlarını üçüncü kişilere bağışlaması veya vasiyetname düzenleyerek mirasının önemli bölümünü belirli kişilere bırakması, geride kalan mirasçılar bakımından ciddi hukuki uyuşmazlıklara yol açabilmektedir.
Özellikle anne veya babanın ölümünden sonra tapu kayıtlarını inceleyen mirasçılar, aileye ait taşınmazların yıllar önce kardeşlerinden birine devredildiğini ya da vasiyetname nedeniyle kendilerine hiçbir malvarlığı bırakılmadığını öğrenebilmektedir.
Bu durumlarda en önemli hukuki meselelerden biri saklı payın ihlal edilip edilmediğidir.
Türk Medeni Kanunu, mirasbırakana malvarlığı üzerinde belirli ölçüde tasarruf özgürlüğü tanımakla birlikte bazı mirasçıların miras haklarını özel olarak koruma altına almıştır.
Mirasbırakanın gerçekleştirdiği kazandırmalar bu korunan hakları ihlal ediyorsa mirasçılar, koşullarına göre tenkis davası, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası veya mirasta denkleştirme gibi hukuki yollara başvurabilir.
Ancak her miras hakkı ihlali aynı davayla giderilemez. Açılacak davanın doğru belirlenmesi, hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması ve terekenin eksiksiz araştırılması büyük önem taşımaktadır.
Saklı pay ihlali, mirasbırakanın yaptığı ölüme bağlı tasarruflar veya kanunen tenkise tabi sağlararası kazandırmalar sonucunda saklı paylı mirasçının kanun tarafından korunan miras hakkının karşılığını alamaması durumudur.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 560. maddesine göre saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, mirasçının yasal miras payının tamamını alamaması ile saklı payının ihlal edilmesinin aynı şey olmamasıdır.
Mirasbırakan, saklı paylara dokunmamak koşuluyla tasarruf edilebilir kısım üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir.
Dolayısıyla bir mirasçının diğer mirasçılardan daha az malvarlığı elde etmesi tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz.
Hukuki korumanın gündeme gelebilmesi için saklı payın gerçekten zedelenmiş olması gerekir.
Uygulamada saklı payı ihlal edilen mirasçılar çoğunlukla “saklı pay ihlali davası” veya “saklı payın geri alınması davası” ifadelerini kullanmaktadır.
Ancak Türk Medeni Kanunu’nda saklı payın korunmasını sağlayan temel dava türü tenkis davasıdır.
Bununla birlikte somut olayın özelliklerine göre farklı davaların açılması gerekebilir.
1. Tenkis davası: Mirasbırakanın saklı payı ihlal eden ölüme bağlı tasarruflarının veya kanunda belirtilen sağlararası kazandırmalarının saklı payı tamamlayacak ölçüde azaltılması için açılır.
2. Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası: Mirasbırakanın gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla tapuda satış gibi göstermesi hâlinde gündeme gelebilir.
3. Mirasta denkleştirme talebi: Mirasbırakanın sağlığında bazı yasal mirasçılarına yaptığı karşılıksız kazandırmaların miras paylaşımında hesaba katılması gerektiği durumlarda söz konusu olabilir.
4. Vasiyetnamenin iptali davası: Vasiyetnamenin düzenlendiği sırada ehliyetsizlik, irade sakatlığı veya kanunda belirtilen diğer iptal nedenlerinin bulunması hâlinde açılabilir.
Bu davaların hukuki sebepleri, ispat şartları ve sonuçları birbirinden farklıdır.
Özellikle saklı payı ihlal eden bir vasiyetnamenin sırf bu nedenle kendiliğinden geçersiz olduğu söylenemez. Saklı pay ihlali kural olarak tenkis sebebidir. Vasiyetnamenin iptali için ayrıca kanuni iptal nedenlerinden birinin bulunması gerekir.
Miras uyuşmazlıklarında en sık karşılaşılan olaylardan biri, mirasbırakanın sağlığında taşınmazlarının tamamını veya önemli bölümünü çocuklarından birine devretmesidir.
Örneğin baba, sahip olduğu üç taşınmazı çocuklarından birine devretmiş ve ölümünden sonra diğer çocuklarına herhangi bir malvarlığı kalmamış olabilir.
Böyle bir durumda ilk araştırılması gereken husus, taşınmaz devirlerinin gerçek hukuki niteliğidir.
Taşınmazlar gerçek bir satış sözleşmesiyle ve karşılığı ödenerek devredilmişse yalnızca diğer mirasçıların daha az miras almış olması nedeniyle işlemin iptali istenemez.
Buna karşılık taşınmazlar gerçekte bağışlandığı hâlde tapuda satış gösterilmişse muris muvazaası hükümleri gündeme gelebilir.
Taşınmazlar açıkça bağışlanmışsa bu kez bağışların Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesi kapsamında tenkise tabi olup olmadığı incelenmelidir.
Ayrıca kazandırmanın mirasta denkleştirmeye tabi bulunup bulunmadığı da değerlendirilmelidir.
Bu nedenle mirasbırakanın sağlığında gerçekleştirdiği her taşınmaz devrinin otomatik olarak iptal edilebileceği düşüncesi doğru değildir.
Mirasbırakanın sağlığında yaptığı bağışlamalar saklı pay ihlali bakımından önemli bir uyuşmazlık kaynağıdır.
Ancak her bağışlama kendiliğinden tenkise tabi değildir.
Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesinde hangi sağlararası karşılıksız kazandırmaların tenkise tabi olabileceği düzenlenmiştir.
Bunlar arasında kanunda belirtilen miras payına mahsuben kazandırmalar, miras haklarının ölümden önce tasfiyesi amacıyla yapılan kazandırmalar, belirli koşullarla mirasbırakanın ölümünden önceki bir yıl içinde yapılan bağışlamalar ve saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacı açık olan kazandırmalar bulunmaktadır.
Örneğin mirasbırakanın ölümünden yıllar önce bir çocuğuna bağışladığı taşınmaz bakımından yalnızca bağış işleminin yapılmış olması yeterli değildir.
Bağışın niteliği, amacı, tarihi, mirasbırakanın diğer malvarlığı ve saklı paya etkisi birlikte incelenmelidir.
Özellikle bağış işleminin saklı pay kurallarını etkisiz bırakma amacıyla yapıldığı iddia ediliyorsa bu iddianın somut delillerle desteklenmesi gerekir.
Mirasbırakan, vasiyetname düzenleyerek belirli mallarını mirasçılarından birine veya üçüncü kişilere bırakabilir.
Ancak vasiyetname düzenleme özgürlüğü, saklı paylı mirasçıların kanunen korunan haklarını ortadan kaldırmaz.
Örneğin iki çocuğu bulunan bir kişi, vasiyetnameyle malvarlığının tamamını çocuklarından birine bırakmış olabilir.
Böyle bir durumda diğer çocuğun saklı payı ihlal edilmişse tenkis talebi gündeme gelebilir.
Burada vasiyetnamenin tamamen iptal edilmesi ile saklı payı aşan kısmının tenkis edilmesi arasındaki fark önemlidir.
Vasiyetname şekil şartlarına uygun, geçerli ve mirasbırakanın gerçek iradesini yansıtıyor olabilir.
Buna rağmen vasiyetnamenin içerdiği kazandırmalar saklı payı ihlal ediyorsa tenkis davası açılması mümkün olabilir.
Dolayısıyla vasiyetnamenin geçerli olması, her durumda tenkis talebini engellemez.
Saklı pay ihlali davasında yalnızca mirasbırakanın belirli bir kişiye malvarlığı devrettiğini göstermek yeterli olmayabilir.
Öncelikle terekenin kapsamı ve saklı payın gerçekten ihlal edilip edilmediği ortaya konulmalıdır.
Bu amaçla özellikle şu deliller önem taşımaktadır:
Mirasbırakanın ölüm tarihinde üzerinde kayıtlı taşınmaz bulunmaması, mutlaka saklı pay ihlali olmadığı anlamına gelmez.
Ölümden önce yapılan ve kanunen tenkise tabi olan kazandırmaların da araştırılması gerekebilir.
Bununla birlikte her eski malvarlığı devrinin tenkis hesabına dahil edilemeyeceği unutulmamalıdır.
Saklı pay ihlali iddiasının değerlendirilmesinde en önemli aşamalardan biri terekenin belirlenmesidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 507. maddesi uyarınca tasarruf edilebilir kısım, terekenin mirasbırakanın ölümü günündeki durumuna göre hesaplanır.
Bu kapsamda mirasbırakanın aktif malvarlığı tespit edilir; kanunda belirtilen borçlar ve giderler dikkate alınır.
Ayrıca tenkise tabi karşılıksız kazandırmaların hesaba katılması gerekebilir.
Örneğin mirasbırakanın ölüm tarihinde 1 milyon TL değerinde malvarlığı bulunması, tenkise esas hesabın mutlaka bu tutarla sınırlı olduğu anlamına gelmez.
Sağlığında yapılan ve tenkise tabi olduğu belirlenen kazandırmalar da hesaplamayı etkileyebilir.
Bu nedenle yalnızca veraset ilamı ve mevcut tapu kayıtları üzerinden saklı pay ihlali hakkında kesin sonuca ulaşmak çoğu zaman mümkün değildir.
Saklı pay ihlalinin hesaplanabilmesi için öncelikle mirasçıların yasal miras paylarının belirlenmesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu’nun 506. maddesine göre:
Kardeşlerin ise yürürlükteki hukukta saklı pay hakkı bulunmamaktadır.
Örnek saklı pay ihlali hesabı
Mirasbırakanın eşi bulunmadığını ve geride iki çocuğunu bıraktığını varsayalım.
Tenkise esas hesaplama değerinin 8.000.000 TL olduğu kabul edilsin.
Her çocuğun yasal miras payı 1/2 olduğundan yasal miras payının parasal karşılığı 4.000.000 TL’dir.
Altsoyun saklı payı yasal miras payının yarısı olduğundan her çocuğun saklı payı 2.000.000 TL olacaktır.
Mirasbırakanın tenkise tabi bir kazandırması nedeniyle çocuklardan biri saklı payının hiçbir karşılığını alamamışsa, diğer koşulların da gerçekleşmesi hâlinde 2.000.000 TL tutarındaki saklı pay eksikliğinin giderilmesi gündeme gelebilir.
Ancak bu örnek yalnızca hesaplama mantığını göstermektedir.
Gerçek davalarda tenkise tabi kazandırmaların niteliği, terekenin borçları, mirasçının daha önce elde ettiği değerler ve uygulanacak tenkis yöntemi sonucu değiştirebilir.
Saklı pay ihlali bulunan her uyuşmazlıkta doğrudan tapu iptali ve tescil kararı verileceği düşüncesi doğru değildir.
Tenkis davası ile muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davası farklı hukuki sebeplere dayanır.
Muris muvazaasında tapuda gerçekleştirilen işlemin gerçek iradeyi yansıtmadığı ve diğer hukuki koşulların bulunduğu ileri sürülür.
Tenkis davasında ise esasen geçerli bir kazandırmanın saklı payı aşan kısmının kanuni sınırlar içerisinde azaltılması amaçlanır.
Tenkis sonucunda taşınmazın aynen paylaşılması veya parasal karşılığın ödenmesi gibi sonuçlar, kazandırmanın niteliğine ve Türk Medeni Kanunu’nun 564. maddesi dahil ilgili hükümlere göre değerlendirilir.
Bu nedenle dava dilekçesinde talep sonucunun doğru oluşturulması büyük önem taşır.
Özellikle tapuda satış gösterilen ancak gerçekte bağış olduğu ileri sürülen işlemlerde muris muvazaası ve tenkis hükümlerinin hangi koşullarda uygulanabileceği ayrıca incelenmelidir.
Saklı pay ihlaline konu taşınmazların dava sırasında üçüncü kişilere devredilmesi, ileride verilecek kararın uygulanmasını güçleştirebilir.
Bu nedenle somut olayın koşullarına göre ihtiyati tedbir talep edilmesi gündeme gelebilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389 ve devamı maddeleri uyarınca, uyuşmazlık konusu hakkında hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması veya imkânsız hâle gelmesi ya da gecikme nedeniyle ciddi zarar doğması tehlikesi bulunması hâlinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
Ancak ihtiyati tedbir her miras davasında kendiliğinden uygulanmaz.
Talebin uyuşmazlık konusu ve dava türüyle bağlantılı olması, kanuni koşulların ortaya konulması ve gerekli yaklaşık ispatın sağlanması gerekir.
Özellikle yalnızca para alacağı niteliğindeki talepler ile taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklar bakımından tedbir koşulları aynı şekilde değerlendirilemez.
Bu nedenle dava açılmadan önce taşınmazların hukuki durumu ve korunması gereken hakkın niteliği dikkatle incelenmelidir.
Saklı pay ihlali nedeniyle açılacak tenkis davasında hak düşürücü süreler son derece önemlidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 571. maddesine göre tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.
Her hâlde vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılması tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinden itibaren on yıl geçmesiyle dava açma hakkı düşer.
Bu süreler zamanaşımı değil, hak düşürücü süre niteliğindedir.
Ayrıca aynı maddede, bir tasarrufun iptalinin önceki bir tasarrufu yürürlüğe koyması hâlinde sürelerin iptal kararının kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir.
Tenkis iddiasının def’i yoluyla ileri sürülmesine ilişkin kanuni düzenleme de ayrıca değerlendirilmelidir.
Önemle belirtmek gerekir ki muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davalarının süre rejimi ile tenkis davasındaki hak düşürücü süreler birbirine karıştırılmamalıdır.
Bu nedenle saklı payının ihlal edildiğini düşünen mirasçının, işlemi öğrendikten sonra gecikmeden hukuki değerlendirme yaptırması önemlidir.
Saklı payın ihlali nedeniyle açılacak tenkis davasında görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir.
Yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu’nun 576. maddesi uyarınca mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir.
Mirasbırakanın Aydın’da son yerleşim yerine sahip olması durumunda, taşınmazlarının başka illerde bulunması tek başına tenkis davasının o illerde açılmasını gerektirmez.
Ancak muris muvazaası, tapu iptali ve tescil veya başka taleplerin bulunduğu uyuşmazlıklarda görev ve yetki konusunun talep edilen hukuki korumaya göre ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Tenkis davası kural olarak saklı payı ihlal eden ve tenkise tabi kazandırmadan yararlanan kişiye karşı açılır.
Bu kişi diğer bir mirasçı olabileceği gibi üçüncü kişi de olabilir.
Örneğin mirasbırakanın vasiyetnameyle taşınmazını bir çocuğuna bırakması durumunda, saklı payı zedelenen diğer çocuk koşulları varsa kazandırmadan yararlanan kişiye karşı tenkis talebinde bulunabilir.
Mirasbırakanın sağlığında üçüncü kişiye yaptığı bağışlamalarda da kazandırmanın tenkise tabi olup olmadığı ve husumetin kime yöneltileceği incelenmelidir.
Birden fazla kişiye kazandırma yapılmış olması durumunda tenkiste sıra ve sorumluluk kuralları ayrıca önem kazanır.
Türk Medeni Kanunu’nun 570. maddesi tenkiste uygulanacak sırayı düzenlemektedir.
Buna göre saklı pay tamamlanıncaya kadar öncelikle ölüme bağlı tasarruflar tenkis edilir.
Bunların yeterli olmaması hâlinde sağlararası kazandırmalara, en yeni tarihlisinden en eski tarihlisine doğru gidilir.
Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ve kanun kapsamında bulunan kazandırmalar bakımından özel sıra düzenlemesi bulunmaktadır.
Bu sıra, özellikle mirasbırakanın hem vasiyetname düzenlediği hem de sağlığında birden fazla kişiye bağışlama yaptığı durumlarda önemlidir.
Davacının yalnızca kendisine karşı dava açtığı kişinin aldığı malvarlığı üzerinden hesap yapılması her durumda doğru sonuç vermeyebilir.
Tenkise tabi diğer kazandırmaların ve kanuni tenkis sırasının da değerlendirilmesi gerekir.
Yargıtay uygulamasında tenkis davasının sağlıklı şekilde sonuçlandırılabilmesi için öncelikle terekenin kapsamının belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Yargıtay’ın UYAP içtihat sisteminde yayımlanan kararlarında da tenkis incelemesinin, mirasbırakanın ölüm tarihinde bıraktığı malvarlığı ile iadeye veya tenkise tabi kazandırmaların belirlenmesini gerektirdiği vurgulanmaktadır.
Bu kapsamda yalnızca dava konusu taşınmazın değerinin tespit edilmesi yeterli olmayabilir.
Mirasbırakanın diğer malvarlığı, borçları, önceki kazandırmaları ve mirasçıların saklı paylarının karşılanıp karşılanmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Ayrıca sağlararası kazandırmalar bakımından saklı payı zedeleme kastının araştırılmasının gerekli olduğu durumlarda, işlemin objektif ve subjektif özelliklerinin incelenmesi önem taşımaktadır.
Yargıtay uygulamasının ortaya koyduğu temel sonuç şudur:
Tenkis davası, yalnızca bir malvarlığı devrinin varlığına dayanılarak değil, terekenin bütünü ve saklı payın gerçekten ihlal edilip edilmediği araştırılarak karara bağlanmalıdır.
Miras hukukunda en sık yapılan hatalardan biri, saklı pay ihlali ile muris muvazaasının aynı hukuki durum olarak değerlendirilmesidir.
Oysa iki kurumun dayandığı hukuki nedenler farklıdır.
Muris muvazaasında, mirasbırakanın gerçek iradesi ile dış dünyaya açıklanan işlemin farklı olduğu ileri sürülmektedir.
Örneğin mirasbırakanın taşınmazını gerçekte bağışlamak istediği hâlde tapuda satış göstermesi ve diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla hareket etmesi durumunda muris muvazaası gündeme gelebilir.
Tenkis davasında ise mirasbırakanın gerçekleştirdiği kazandırmanın geçerli olması, saklı payı aşan kısmın tenkisine engel değildir.
Bir diğer önemli fark, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasının yalnızca saklı paylı mirasçılarla sınırlı olmamasıdır.
Buna karşılık tenkis davası kural olarak saklı pay hakkı ihlal edilen mirasçının korunmasına yöneliktir.
Dolayısıyla mirasçının hangi hukuki yola başvuracağı, işlemin gerçek niteliğine göre belirlenmelidir.
Miras uyuşmazlıklarında yanlış dava türünün seçilmesi, eksik tereke araştırması yapılması veya sürelerin kaçırılması önemli hak kayıplarına neden olabilmektedir.
Özellikle şu hatalardan kaçınılmalıdır:
Yalnızca tapu kayıtlarına dayanmak: Mirasbırakanın banka hesapları, önceki kazandırmaları ve borçları araştırılmadan sağlıklı saklı pay hesabı yapılamayabilir.
Her bağışı geçersiz saymak: Mirasbırakanın sağlığında yaptığı bağışlamaların tamamı otomatik olarak iptal edilemez.
Saklı pay ile yasal miras payını karıştırmak: Yasal miras payının tamamını alamamak, her durumda saklı pay ihlali anlamına gelmez.
Yanlış dava açmak: Muris muvazaası, tenkis ve denkleştirme talepleri farklı koşullara dayanır.
Hak düşürücü süreleri kaçırmak: Özellikle tenkis davalarında bir yıllık ve on yıllık süreler dikkatle incelenmelidir.
Tedbir talebini değerlendirmemek: Taşınmazların el değiştirmesi riski bulunan uyuşmazlıklarda uygun hukuki koruma yolları zamanında değerlendirilmelidir.
Saklı paylı mirasçıysanız ve mirasbırakanın tenkise tabi tasarrufları nedeniyle saklı payınızın karşılığını alamamışsanız, kanuni koşullar çerçevesinde tenkis davası açabilirsiniz. Somut olayda muris muvazaası veya başka hukuki nedenler de bulunabilir.
Bağışın tarihi, niteliği, mirasbırakanın diğer malvarlığı ve saklı payınıza etkisi incelenmelidir. Bağışın tenkise veya denkleştirmeye tabi olup olmadığı somut olayın özelliklerine göre belirlenir.
Mirasbırakan vasiyetname düzenleyebilir. Ancak saklı paylı mirasçıların kanunen korunan haklarını aşan kazandırmalar bakımından tenkis talebi gündeme gelebilir.
Kardeşler mevcut Türk Medeni Kanunu düzenlemesine göre saklı paylı mirasçı değildir. Bununla birlikte yasal mirasçılık ve muris muvazaası gibi diğer hukuki haklar ayrıca değerlendirilmelidir.
Tenkis davasında kural olarak saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık, kanunda belirtilen başlangıç tarihlerinden itibaren de on yıllık hak düşürücü süreler bulunmaktadır.
Tenkis davasının amacı kural olarak saklı pay ihlalini gidermektir. Taşınmazın aynen paylaşılması, belirli bir kısmının tescili veya parasal karşılık ödenmesi gibi sonuçlar ilgili hükümlere ve somut olayın özelliklerine bağlıdır. Her durumda taşınmazın tamamının geri alınacağı söylenemez.
Saklı pay, mirasın açılmasıyla somutlaşan bir miras hukuku korumasıdır. Bu nedenle mirasbırakan henüz hayattayken gelecekteki olası saklı pay ihlaline dayanılarak tenkis davası açılamaz.
Kural olarak avukatla temsil zorunlu değildir. Ancak tenkis hesabı, terekenin araştırılması, hak düşürücü süreler ve doğru dava türünün belirlenmesi teknik hukuki değerlendirme gerektirir.
Mirasbırakanın sağlığında gerçekleştirdiği taşınmaz devirleri, bağışlamalar veya vasiyetname yoluyla yaptığı kazandırmalar nedeniyle mirasçılardan birinin saklı payı ihlal edilmiş olabilir.
Ancak miras hukukunda her malvarlığı devri hukuka aykırı değildir. Her mirasçı da saklı pay hakkına sahip değildir.
Bu nedenle saklı pay ihlali iddiasında öncelikle mirasçıların hukuki durumları, mirasbırakanın malvarlığı, geçmiş kazandırmalar ve terekenin tenkise esas değeri araştırılmalıdır.
Ardından somut uyuşmazlığın tenkis, muris muvazaası, mirasta denkleştirme veya başka bir hukuki koruma kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle taşınmazların el değiştirmesi riski bulunan ve hak düşürücü sürelerin işlemeye başladığı uyuşmazlıklarda gecikmeden hukuki değerlendirme yapılması önem taşımaktadır.
Aydın, Efeler, Nazilli, Söke, Kuşadası, Didim ve çevre ilçelerde miras uyuşmazlıkları bakımından saklı pay ihlali, tenkis davası, mirastan mal kaçırma ve tapu iptali talepleri, her olayın kendine özgü delilleri ve hukuki koşulları çerçevesinde incelenmelidir.
Av. Orçun Akbulut
Akbulut Hukuk Bürosu – Aydın
Makalede yer alan açıklamalar genel hukuki bilgilendirme niteliğindedir. Somut uyuşmazlıkta uygulanacak hukuki yol, işlemlerin niteliğine ve dosya kapsamına göre değişebilir.
Uzman avukat kadromuz tarafından hazırlanmış bu makale, hukuki bilgilendirme amaçlı yazılmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır.
Miras Hukuku
Miras Hukuku
Miras Hukuku
Miras hukuku ve veraset davaları konusunda uzman avukatlarımızla ön görüşme yapabilirsiniz.
Hemen İletişime Geçin